Bu sonuçlar, yatırımcılara kısa vadeli piyasa dalgalanmalarını göz ardı etmek için somut bir neden verdi. Apple yalnızca gelecekte duyurulması beklenen bir ürüne bel bağlamıyordu; şirketin açıkladığı son çeyrek, işinin ana bölümlerinde güçlü büyüme olduğunu gösteriyordu.
Yine de tablonun bir dipnotu var. Yaklaşık 30,7 milyar dolarlık Hizmetler geliri, analistlerin 31,22 milyar dolarlık beklentisinin altında kaldı. Ayrıca brüt kâr marjı, gümrük vergisi iadelerinden olumlu etkilendi. Bu nedenle manşet sonuçlar güçlü olsa da yatırımcıların, hizmet gelirindeki tekrarlanabilir büyümenin ve marjların tek seferlik katkılar olmadan da korunup korunamayacağını görmesi gerekiyor.
Apple, Avrupa Birliği’ndeki yeni şartların 1 Ekim 2026’da yürürlüğe gireceğini açıkladı. Şirket, App Store dışında dağıtılan uygulamalar için uygulama yükleme başına alınan Core Technology Fee’yi kaldırarak bunun yerine, ilgili dijital işlemler üzerinden yüzde 5’lik Core Technology Commission uygulayacak. Bu kapsam, alternatif uygulama mağazaları veya internet üzerinden dağıtılan uygulamaları da içeriyor. Apple ayrıca başlangıç edinim ücretini ve mağaza hizmetleri ücretini kaldıracak.
Yeni yapıdaki temel oranlar şöyle:
Pratikteki değişiklik, Apple’ın iPhone yazılım ekosisteminden gelir elde etmekten vazgeçmesi değil. Şirket, uygulama başına ücret de içeren daha karmaşık modelin yerine, dijital işlemlere ve dağıtım kanalına daha doğrudan bağlı bir komisyon yapısı getiriyor.
Yeni şartlar, Apple’ın Avrupa Birliği’nin Dijital Piyasalar Yasası’na (DMA) uyum sağlama girişiminin bir parçası. Kâğıt üzerinde alternatif dağıtım ve ödeme seçeneklerini daha anlaşılır hâle getiriyor. Bu da geliştiriciler açısından ücret sistemini daha öngörülebilir kılarak Apple üzerindeki düzenleyici baskının bir bölümünü azaltabilir.
Bununla birlikte, daha geniş anlaşmazlığın sona erdiğini söylemek için henüz erken. Düzenleyiciler açısından asıl soru, yeni komisyonların ve koşulların uygulamada gerçekten etkili rekabet yaratıp yaratmadığı. Yani ücretlerin adının veya hesaplanma yönteminin değişmesi tek başına yeterli olmayabilir.
Mevcut raporlar Apple’ın uyum adımını ortaya koyuyor; ancak Avrupa Birliği’nin tüm endişelerin giderildiğine dair nihai bir karar verdiğini göstermiyor. Epic Games ve Avrupa Tüketici Örgütü (BEUC) gibi aktörlerin eleştirileri de sürecin tamamen kapanmadığını gösteren unsurlar olarak önem taşıyor.
Yatırımcı açısından bunun anlamı sınırlı ama kayda değer: daha sade bir ücret yapısı, ani bir düzenleyici yaptırım riskinin algılanan etkisini azaltabilir. Ancak yeni incelemeler veya ek değişiklikler ihtimali ortadan kalkmış değil.
Redburn’ün daha iyimser Apple görüşü iki potansiyel büyüme alanına dayanıyor: premium segmentte katlanabilir akıllı telefonlara giriş ve şirketin yapay zekâ stratejisindeki olası değişim. Firma, Apple için hedef fiyatını 260 dolardan 400 dolara yükseltti. Ayrıca mali 2030’a kadar iPhone satışlarının yıllık yaklaşık yüzde 12 oranında büyümesini bekledi ve tahminlerinin bazı dönemlerde piyasa konsensüsünün üzerinde olduğunu belirtti.
Yapay zekâ tezi, Apple’ın en gelişmiş temel modelleri üreten şirket olması gerektiği fikrinden çok, yapay zekâyı donanım, yazılım ve hizmet ekosistemine ne kadar etkili biçimde yerleştirebileceğiyle ilgili. Daha yetenekli bir Siri ve daha kullanışlı yapay zekâ özellikleri; cihaz yükseltmelerini, müşteri bağlılığını ve hizmet kullanımını destekleyebilir. Ancak bunun gerçekleşmesi, kullanıcıların bu özellikleri güvenilir ve gerçekten faydalı bulmasına bağlı. Mevcut analist değerlendirmeleri bunu gerçekleşmiş bir gelir kaleminden çok bir potansiyel olarak sunuyor.
Katlanabilir bir iPhone da yeni bir premium kategori yaratabilir ve ortalama satış fiyatını yükseltebilir. Fakat söz konusu ürün, aktarılan yatırım tezinde bir beklenti olarak yer alıyor; doğrulanmış ticari bir sonuç değil. Başarı; üretim verimliliğine, dayanıklılığa, ekran ve menteşe güvenilirliğine, fiyatlandırmaya ve tüketici talebine bağlı olacak.
Apple’ın görece kontrollü yapay zekâ harcamaları da iyimser görüşü destekleyen unsurlardan biri olarak görülüyor. Yatırımcılar, şirketin mevcut cihaz tabanına yapay zekâ özellikleri ekleyerek, en gelişmiş temel modelleri geliştiren şirketler kadar yüksek sermaye harcamasına ihtiyaç duymadan değer yaratabileceğini düşünüyor. Ancak Apple’ın üçüncü taraf yapay zekâ modellerine bağımlılığı, şirketin ürünlerini rakiplerinden ayırma gücünü sınırlayabilir.
En büyük risk, Apple’ın mevcut değerlemesinin aynı anda birçok iyimser varsayımın gerçekleşmesini gerektirmesi. Şirketin iPhone ivmesini koruması, yapay zekâ yatırımlarını kullanıcıların gözle görülür biçimde değer verdiği ürünlere dönüştürmesi, Hizmetler gelirini sağlıklı biçimde büyütmesi ve yeni donanımı marjlarına ya da güvenilirlik algısına zarar vermeden piyasaya sunması gerekiyor.
Yaklaşık 36 katlık izleyen dönem kâr çarpanı, hisse fiyatında yüksek beklentilerin bulunduğuna işaret ediyor. Sıradan bir iPhone yenileme döngüsü, yapay zekâ özelliklerinin zayıf biçimde paraya dönüştürülmesi veya Hizmetler büyümesindeki yavaşlama, bu çarpanın daralmasına yol açabilir.
Ayı senaryosunu Jefferies analisti Edison Lee temsil ediyor. Lee, Apple’ı “Tut”tan “Performans altı” seviyesine indirdi ve hedef fiyatını 285,56 dolardan 263,66 dolara çekti. Görüşü, Apple’ın yeni iPhone form faktörlerini piyasaya sunma kapasitesine ilişkin endişelere ve tedarik zinciri kontrollerinde üretim zorlukları nedeniyle planlanan tamamen cam bir iPhone modelinin iptal edildiğine dair işaretlere dayanıyordu.
Bu değerlendirme Apple tarafından doğrulanmış bir açıklama değil; analist görüşü ve tedarik zinciri istihbaratı niteliğinde. Yine de yükselişin karşı tezini net biçimde ortaya koyuyor: Premium fiyatları kalıcı hâle getirmek, ürün farklılaşması, üretim uygulanabilirliği ve tüketici talebi beklentileri karşılamadığında zorlaşabilir.
Katlanabilir telefonun da benzer riskleri bulunuyor. Üretim verimliliği düşük kalır, cihaz dayanıklılık sorunları yaşar veya yüksek fiyat tüketicileri uzaklaştırırsa, beklenen yeni büyüme dalgası gerçekleşmeyebilir. Yapay zekâ tarafında ise kullanıcıların daha iyi Siri ve diğer özelliklere kayda değer bir talep göstermemesi, donanım yükseltmelerini ve hizmet gelirini sınırlayabilir.
Apple hisselerindeki yükseliş, beklentilerdeki bir değişim olarak anlamlı görünüyor. Rekor mali üçüncü çeyrek sonuçları şirketin mevcut operasyonel gücünü ortaya koydu; Redburn’ün yükseltmesi daha agresif bir büyüme hikâyesi sundu; AB’deki ücret değişiklikleri ise düzenleyici baskıyı tamamen ortadan kaldırmasa da belirsizliğin bir bölümünü azalttı.
Bundan sonraki sınav, bu beklentilerin ölçülebilir sonuçlara dönüşüp dönüşmeyeceği. Yatırımcılar iPhone talebini, Hizmetler büyümesini, Apple’ın yapay zekâ özelliklerinin kullanım alanını ve olası katlanabilir ürünün müşterilerin kabul edeceği bir fiyatla güvenilir biçimde üretilip üretilemeyeceğini izleyecek.
Kısacası bu yükseliş, Apple’ın bir sonraki dönemine duyulan güveni yansıtıyor. Ancak şirketin bu dönemi gerçekten güvence altına aldığı anlamına gelmiyor.