Bu sergi, yalnızca geçmişten bugüne saat modellerini sıralayan bir retrospektif değil. Oyster, Rolex’un teknik yaklaşımının ve marka kimliğinin temel taslağı olarak ele alınıyor. Çok bölümlü anlatı; Wilsdorf’un öncü fikrinden başlayarak saatin keşiflerde, sporda ve ekstrem çevre koşullarında nasıl bir araç hâline geldiğini izliyor .
Serginin merkezinde, Rolex arşivlerinden ve özel koleksiyonlardan getirilen 100’den fazla saat bulunuyor. Seçkide nadir tarihî modellerin yanı sıra güncel Oyster Perpetual saatleri ve daha önce kamuya açık biçimde sergilenmemiş parçalar da yer alıyor .
Oyster’ın su geçirmezlik anlayışını daha iyi anlatmak için mekanizmalar ve kasa bileşenleri ilk kez sökülmüş hâlleriyle gösteriliyor. Böylece vidalı bezel, kasa kapağı ve kurma kolunun birlikte çalışarak nasıl hermetik bir sızdırmazlık sağladığı yakından incelenebiliyor .
Sinematik projeksiyonlar ve sürükleyici enstalasyonlar, teknik gelişimi kronolojik bir hikâyeye dönüştürüyor. Serginin “Superlative” bölümünde Rolex’un 2026’da güncellediği sertifikasyon standartları ele alınıyor; bu standartlar manyetizma, güvenilirlik ve sürdürülebilirlikle ilgili testleri de kapsıyor . Ziyaretçiler ayrıca optik atom saati deneyimiyle karşılaşıyor ve Oyster’ın farklı dönemlerdeki 100 temsilî kullanıcısının portrelerini görebiliyor .
Rolex, yüzüncü yıl için hazırladığı özel Oyster Perpetual modelini de sergi kapsamında tanıttı . Etkinliğe giriş ücretsiz; ancak önceden rezervasyon gerekiyor. Hafta içi ziyaret saatleri 10.00-19.30, hafta sonu saatleri ise 10.00-22.00 arasında. Hafta içi son giriş 18.30’da, hafta sonu son giriş ise 21.00’de yapılıyor .
Serginin zaman çizelgesi, tek bir kasa tasarımının modern saatçiliği nasıl etkilediğini ortaya koyuyor:
Oyster Story’nin anlatısı, saatin erken dönem tarihini iki isim üzerinden kuruyor: Hans Wilsdorf ve Mercedes Gleitze.
Hans Wilsdorf, her koşulda hassasiyetini koruyabilen su geçirmez ve toz geçirmez bir kol saati üretilebileceğine inanan vizyoner kurucu olarak öne çıkıyor. Sergi, 20. yüzyılın başlarında iddialı görünen bu fikrin nasıl Rolex’un tasarım ve mühendislik anlayışının merkezine yerleştiğini inceliyor .
Mercedes Gleitze ise yalnızca bir dayanıklılık testi uygulayan sporcu olarak değil, teknik bir başarının insan hikâyesine dönüşmesini sağlayan bir figür olarak sunuluyor. 1927’de Manş Denizi geçişinde kullandığı orijinal Oyster, serginin en dikkat çekici parçalarından biri. Saat, mühendislik başarısını azim ve dayanıklılık öyküsüyle bir araya getiriyor .
Şanghay’ın seçilmesi, serginin küresel yüzüncü yıl turunun ilk durağı olması açısından da önem taşıyor. Oyster Story, Rolex’un yeni bir sinema filmi ve farklı ülkelerdeki etkinlikleri içeren bir yıllık kutlama programının ilk bölümü olarak tasarlandı .
Bu sergi, yalnızca geçmişten bugüne saat modellerini sıralayan bir retrospektif değil. Oyster, Rolex’un teknik yaklaşımının ve marka kimliğinin temel taslağı olarak ele alınıyor. Çok bölümlü anlatı; Wilsdorf’un öncü fikrinden başlayarak saatin keşiflerde, sporda ve ekstrem çevre koşullarında nasıl bir araç hâline geldiğini izliyor .
Serginin merkezinde, Rolex arşivlerinden ve özel koleksiyonlardan getirilen 100’den fazla saat bulunuyor. Seçkide nadir tarihî modellerin yanı sıra güncel Oyster Perpetual saatleri ve daha önce kamuya açık biçimde sergilenmemiş parçalar da yer alıyor .
Oyster’ın su geçirmezlik anlayışını daha iyi anlatmak için mekanizmalar ve kasa bileşenleri ilk kez sökülmüş hâlleriyle gösteriliyor. Böylece vidalı bezel, kasa kapağı ve kurma kolunun birlikte çalışarak nasıl hermetik bir sızdırmazlık sağladığı yakından incelenebiliyor .
Sinematik projeksiyonlar ve sürükleyici enstalasyonlar, teknik gelişimi kronolojik bir hikâyeye dönüştürüyor. Serginin “Superlative” bölümünde Rolex’un 2026’da güncellediği sertifikasyon standartları ele alınıyor; bu standartlar manyetizma, güvenilirlik ve sürdürülebilirlikle ilgili testleri de kapsıyor . Ziyaretçiler ayrıca optik atom saati deneyimiyle karşılaşıyor ve Oyster’ın farklı dönemlerdeki 100 temsilî kullanıcısının portrelerini görebiliyor .
Rolex, yüzüncü yıl için hazırladığı özel Oyster Perpetual modelini de sergi kapsamında tanıttı . Etkinliğe giriş ücretsiz; ancak önceden rezervasyon gerekiyor. Hafta içi ziyaret saatleri 10.00-19.30, hafta sonu saatleri ise 10.00-22.00 arasında. Hafta içi son giriş 18.30’da, hafta sonu son giriş ise 21.00’de yapılıyor .
Serginin zaman çizelgesi, tek bir kasa tasarımının modern saatçiliği nasıl etkilediğini ortaya koyuyor:
Oyster Story’nin anlatısı, saatin erken dönem tarihini iki isim üzerinden kuruyor: Hans Wilsdorf ve Mercedes Gleitze.
Hans Wilsdorf, her koşulda hassasiyetini koruyabilen su geçirmez ve toz geçirmez bir kol saati üretilebileceğine inanan vizyoner kurucu olarak öne çıkıyor. Sergi, 20. yüzyılın başlarında iddialı görünen bu fikrin nasıl Rolex’un tasarım ve mühendislik anlayışının merkezine yerleştiğini inceliyor .
Mercedes Gleitze ise yalnızca bir dayanıklılık testi uygulayan sporcu olarak değil, teknik bir başarının insan hikâyesine dönüşmesini sağlayan bir figür olarak sunuluyor. 1927’de Manş Denizi geçişinde kullandığı orijinal Oyster, serginin en dikkat çekici parçalarından biri. Saat, mühendislik başarısını azim ve dayanıklılık öyküsüyle bir araya getiriyor .
Şanghay’ın seçilmesi, serginin küresel yüzüncü yıl turunun ilk durağı olması açısından da önem taşıyor. Oyster Story, Rolex’un yeni bir sinema filmi ve farklı ülkelerdeki etkinlikleri içeren bir yıllık kutlama programının ilk bölümü olarak tasarlandı .