Bu, sıradan bir aksesuar iş birliğinden daha fazlasına işaret ediyordu. Oppo böylece telefonu, otomobile erişim ve kontrol için kullanılabilecek bir arayüze dönüştürmeye; cihazın günlük hayattaki rolünü iletişim, kamera ve uygulamaların ötesine taşımaya çalışıyordu.
Oppo’nun diğer önemli yönelimi yapay zekâydı. Şirketin AIWaves adlı yapay zekâ girişimini satın alma sürecinde olduğu bildirildi. Ancak anlaşmanın ayrıntıları kamuoyuyla sınırlı biçimde paylaşıldığı için bu hamle, tamamlanmış ve tüm koşulları açıklanmış bir satın alma işleminden ziyade, bildirilen bir satın alma süreci olarak değerlendirilmeliydi.
Oppo aynı dönemde, üretken yapay zekâ özelliklerini 2024 sonuna kadar 50 milyon akıllı telefon kullanıcısına ulaştırmayı planlıyordu. Bu hedef, şirketin yapay zekâyı öncelikle mevcut cihaz ekosistemini güçlendirecek bir katman olarak gördüğünü gösteriyordu. Amaç yalnızca yeni donanım satmak değil, Oppo telefonlarını zaman içinde daha işlevsel hâle getirecek hizmet ve özellikler sunmaktı.
Oppo’nun hamleleri, Çinli teknoloji şirketlerinin telefonları farklı donanım kategorilerinin merkezine yerleştirme yarışının bir parçasıydı. Huawei’nin “1+8+N” stratejisi bu yaklaşımın daha geniş örneklerinden biriydi. Bu modelde “1” akıllı telefonu, “8” televizyon ve diğer büyük ekranlar, tabletler, bilgisayarlar, giyilebilir cihazlar ve araç üniteleri gibi temel kategorileri, “N” ise çok sayıda Nesnelerin İnterneti (IoT) cihazını ifade ediyordu.
Bu karşılaştırma, Oppo-BYD anlaşmasının arkasındaki hedefi anlamak açısından önemliydi. Telefon-otomobil uyumluluğu tek başına bir özellik değil, akıllı telefonu daha geniş bir hizmet ve cihaz ağının geçiş noktası hâline getirme girişimiydi. Huawei daha kapsamlı bir bağlı cihaz ve otomotiv ekosistemi kurmaya yönelirken Oppo, araç ortaklığı ve yapay zekâ yatırımıyla bu yönde dikkat çeken ilk adımlarını atıyordu.
Çeşitlenme çabalarına rağmen akıllı telefonlar Oppo’nun temel iş kolu olmaya devam ediyordu. IDC’nin ön verilerine göre dünya genelinde akıllı telefon sevkiyatları 2024’ün üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4 artarak 316,1 milyon adede ulaştı. Oppo ise Samsung, Apple ve Xiaomi’nin ardından 28,8 milyon sevkiyat ve yüzde 9,1 pazar payıyla dördüncü sırada yer aldı.
Bu konum, şirketin stratejisini de açıklıyordu: Oppo, geniş akıllı telefon kullanıcı tabanını yeni yapay zekâ özellikleri ve bağlantılı otomobil hizmetleri için bir dağıtım kanalı olarak kullanabilirdi. Dolayısıyla şirket telefonlardan uzaklaşmaktan çok, Oppo telefonu sahibi olmayı daha geniş bir ekosistem içinde değerli hâle getirmeye çalışıyordu.
23 Ekim 2024 itibarıyla Oppo’nun planı üç belirgin parçadan oluşuyordu:
Temel fikir basitti: Akıllı telefonu Oppo’nun ölçek yaratan ana işi olarak korumak, ancak onu otomobiller, yapay zekâ hizmetleri ve diğer bağlantılı deneyimler için bir kontrol merkezine dönüştürmek.