Aklında muhtemelen bir önceki Dünya Kupası'nda Fransa'ya karşı kaçırdığı hayati penaltı vardı. İlk vuruşunda, Hırvat kaleci Dominik Livakovic köşeye uzansa da, Kane'in görece zayıf şutu kurtarıldı. Ancak VAR incelemesi, Livakovic'in kale çizgisini terk ettiğini ve bir Hırvat oyuncunun ceza sahasına erken girdiğini tespit edince Kane'e bir şans daha verildi. Bu tür anlar, bir futbolcunun karakterini ortaya koyar .
Omuzlarındaki muazzam baskıya rağmen Kane, topu yine aynı köşeye, bu sefer çok daha sert ve kararlı bir vuruşla göndererek skoru 1-0'a getirdi .
Gecenin ilerleyen dakikaları, bir yıldızın parlamasına daha tanıklık edecekti. Martin Baturina'nın 36. dakikada attığı nefis gol skoru 1-1'e getirdikten hemen sonra , sahne yine Kane'indir. İlk yarının sonlarına doğru, Declan Rice'ın mükemmel ortasında yükselen İngiliz golcü, topu ağlara gönderen şahane bir kafa vuruşu yaptı. Bu gol, onun Dünya Kupası kariyerindeki 10. golü oldu ve Gary Lineker'ın tüm zamanların İngiltere rekorunu egale etti
. Artık İngiltere'nin en büyük turnuva golcüleri arasında adı altın harflerle yazıyordu.
Tarafsız futbolseverler için bu maç bir adrenalin patlamasıydı. Ancak İngiliz ve Hırvat taraftarlar için adeta bir sinir harbine dönüştü. Mücadele kimi anlarda "tam bir FA Cup 3. Tur maçı" kaosunu andırırken, her iki takımın savunması da şaşırtıcı derecede kırılgan göründü .
Hırvatistan asla pes etmedi. İlk yarının uzatma dakikalarının son anlarında, bitiş düdüğü tam çalacakken Petar Musa, İngiltere savunmasının arkasına sarkarak soğukkanlı bir vuruşla skoru 2-2'ye getirdi . Statta önce bir şok dalgası, ardından hayranlık uyandıran bir sessizlik oldu.
İkinci yarı, kalp atışlarını daha da hızlandırdı. Teknik direktör Thomas Tuchel'in devre arasında soyunma odasında fırtınalar estirdiği konuşulurken, futbolcular buna sahada cevap verdi. Daha 47. dakikada, eski Real Madrid'li takım arkadaşı Luka Modric'ten sıcak bir alkış alan Jude Bellingham, bireysel bir yetenek gösterisi yaparak topu ağlarla buluşturdu: 3-2 . Bu, İngiltere'nin bir daha arkasına bakmasına izin vermeyecek goldü.
Son sözü ise yedek kulübesinden gelen Marcus Rashford söyledi. 85. dakikada Bukayo Saka'nın mükemmel asistini gole çevirerek maçın skorunu belirledi: 4-2 . İngiltere, kaosu alt ederek üç puanı cebine koydu.
Ancak gecenin tek konusu atılan goller değildi. FIFA, bu turnuvada oyuncuların Kuzey Amerika yaz sıcaklarıyla başa çıkabilmesine yardımcı olmak amacıyla, her devrede bir kez olmak üzere zorunlu üç dakikalık su molaları uygulamasını başlattı .
Bu yenilik, Dallas'taki seyirciden tam not almadı. Hakem ilk mola için düdüğünü çaldığı anda, hem İngiliz hem de Hırvat taraftarların aynı anda yükselen güçlü ve uzun süreli ıslık sesleriyle protesto edildi . Bu, küresel futbolun ruhuna yapılmış bir müdahale olarak görüldü.
Tepkiler oldukça sertti. Oyuncu sağlığı resmi gerekçe olsa da, birçok kişi asıl nedenin maddi olduğunu düşünüyordu. Bu molalar, maçı dört çeyreğe bölmek ve yeni kazançlı reklam pencereleri yaratmak için yapılan sinik bir taktik olarak eleştirildi . BBC'nin haberine göre, bu mola anında reklam slotlarının astronomik maliyeti ortaya çıktı ve bu durum taraftarların tepkisini daha da körükledi
. İlginç bir şekilde, İngiltere'nin daha rahat bir skor üstünlüğüne sahip olduğu ikinci yarıdaki su molasında ise, maçın çılgın temposunun etkisiyle protestoların kesildiği ve herkesin adeta soluklandığı gözlemlendi
.
Bu zorlu açılışta üç puanı alıp iddialı bir başlangıç yapan İngiltere, L Grubu'nda zirveye yerleşti. Gözler şimdi ikinci grup maçına çevrildi.
İngiltere vs. Gana
Comments
0 comments