Çerçevenin öne çıkan başlıkları şöyle:
Hizbullah, İsrail-Lübnan görüşmelerinin resmi tarafı değil. Örgüt yönetimi, doğrudan müzakereleri meşru görmediğini ve kendi katılımı olmadan alınan kararlarla bağlı olmayacağını daha önce açıkça dile getirdi.
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, 1 Haziran'da Lübnan hükümetine İsrail'le doğrudan görüşmeleri bırakma çağrısı yaptı ve süreci “bedelsiz bir taviz” olarak niteledi . Örgütün Siyasi Konsey Başkan Yardımcısı Mahmud Komati ise 2 Haziran'da kısmi bir ateşkesi kabul etmeyeceklerini söyledi; Beyrut'un güney banliyölerine yönelik bir İsrail saldırısının “daha derin ve daha güçlü bir karşılık” doğuracağı uyarısında bulundu .
Örgütün üst düzey yetkilisi Vafık Safa da daha önce, ABD'deki doğrudan Lübnan-İsrail görüşmelerinden çıkabilecek hiçbir anlaşmaya uyulmayacağını belirtmişti .
Diplomatik açıklama ile sahadaki tablo arasındaki fark, anlaşmanın duyurulduğu gün de görüldü. Savaş gözlem kuruluşu Institute for the Study of War'a göre Hizbullah, 3 Haziran'da kuzey İsrail'deki İsrail Savunma Kuvvetleri mevzilerini hedef alan roket saldırıları düzenledi. Saldırılar, ateşkes açıklamasından yalnızca birkaç saat önce gerçekleşti . Bu durum, anlaşmanın sahada uygulanmasını kimin ve nasıl denetleyeceği sorusunu gündeme getiriyor.
Mevcut savaş turu, 28 Şubat'taki ABD-İsrail saldırısının ardından 2 Mart 2026'da başladı. Hizbullah İsrail yönüne roketler fırlattı; İsrail de yoğun hava saldırıları ve Litani Nehri hattına kadar ilerleyen kara operasyonuyla karşılık verdi .
Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın 1 Haziran tarihli verilerine göre 2 Mart'tan bu yana ülkede 3.412 kişi öldü, 10.269 kişi yaralandı . Bir milyondan fazla kişi, yani Lübnan nüfusunun yaklaşık beşte biri, yaşadığı yerlerden ayrılmak zorunda kaldı . İsrail tarafında ise resmi kaynaklara göre en az 28 asker ve bir yıkım işçisi öldü; 1.180 asker yaralandı .
İsrail güçleri, çatışmalar sırasında Litani Nehri hattına kadar ilerleyerek Lübnan topraklarının yaklaşık yüzde 14 ila 20'sini ve 55'ten fazla yerleşimi kontrol altına aldı . Bu askeri varlık, müzakerelerin en temel anlaşmazlıklarından birini oluşturuyor.
Daha önceki ateşkes girişimleri de kalıcı olamadı. 27 Kasım 2024'te yürürlüğe giren ateşkes 2 Mart 2026'da tamamen çöktü . ABD arabuluculuğundaki 10 günlük yeni ateşkes 16 Nisan'da başladı ve 15 Mayıs'ta 45 gün uzatıldı; ancak bu süreçte neredeyse her gün ihlal bildirildi ve ateşkes yürürlükteyken yüzlerce kişi hayatını kaybetti .
22 Haziran haftasında yapılması planlanan siyasi ve güvenlik görüşmeleri, 3 Haziran çerçevesini daha kapsamlı bir anlaşmaya dönüştürmeyi amaçlıyor. Fakat masada iki tarafın birbiriyle çelişen ön koşulları bulunuyor.
İsrail ve ABD destekli çerçeve, Hizbullah'ın Litani'nin güneyinden çekilmesini ve Lübnan ordusunun bölgede tek güvenlik gücü olmasını istiyor. Lübnan hükümeti ise İsrail ordusunun ülkedeki tüm mevzilerden tamamen çekilmesini nihai anlaşmanın vazgeçilmez koşulu olarak görüyor.
Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, 25 Mayıs'ta İsrail'in işgalinin sürmesini kabul etmeyeceklerini söyledi ve tam çekilmeyi “tavizsiz, sürekli bir ulusal talep” olarak tanımladı . Başbakan Navvaf Selam da Lübnan'ın İsrail askerlerinin tamamen çekilmesini içermeyen hiçbir anlaşmayı imzalayamayacağını belirterek, sözde bir “tampon bölgeyle” yaşayamayacaklarını ifade etti .
Dolayısıyla ateşkesin geleceği iki ayrı soruya bağlı: Hizbullah, kendisini bağlamadığını söylediği bir çerçeveye uyacak mı; İsrail ise Lübnan'ın talep ettiği tam çekilmeyi kabul edecek mi? 22 Haziran'daki görüşmeler bu boşluğu kapatamazsa, 3 Haziran ateşkesi de önceki kırılgan ve kısa ömürlü anlaşmaların akıbetini paylaşabilir.
Çerçevenin öne çıkan başlıkları şöyle:
Hizbullah, İsrail-Lübnan görüşmelerinin resmi tarafı değil. Örgüt yönetimi, doğrudan müzakereleri meşru görmediğini ve kendi katılımı olmadan alınan kararlarla bağlı olmayacağını daha önce açıkça dile getirdi.
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, 1 Haziran'da Lübnan hükümetine İsrail'le doğrudan görüşmeleri bırakma çağrısı yaptı ve süreci “bedelsiz bir taviz” olarak niteledi . Örgütün Siyasi Konsey Başkan Yardımcısı Mahmud Komati ise 2 Haziran'da kısmi bir ateşkesi kabul etmeyeceklerini söyledi; Beyrut'un güney banliyölerine yönelik bir İsrail saldırısının “daha derin ve daha güçlü bir karşılık” doğuracağı uyarısında bulundu .
Örgütün üst düzey yetkilisi Vafık Safa da daha önce, ABD'deki doğrudan Lübnan-İsrail görüşmelerinden çıkabilecek hiçbir anlaşmaya uyulmayacağını belirtmişti .
Diplomatik açıklama ile sahadaki tablo arasındaki fark, anlaşmanın duyurulduğu gün de görüldü. Savaş gözlem kuruluşu Institute for the Study of War'a göre Hizbullah, 3 Haziran'da kuzey İsrail'deki İsrail Savunma Kuvvetleri mevzilerini hedef alan roket saldırıları düzenledi. Saldırılar, ateşkes açıklamasından yalnızca birkaç saat önce gerçekleşti . Bu durum, anlaşmanın sahada uygulanmasını kimin ve nasıl denetleyeceği sorusunu gündeme getiriyor.
Mevcut savaş turu, 28 Şubat'taki ABD-İsrail saldırısının ardından 2 Mart 2026'da başladı. Hizbullah İsrail yönüne roketler fırlattı; İsrail de yoğun hava saldırıları ve Litani Nehri hattına kadar ilerleyen kara operasyonuyla karşılık verdi .
Lübnan Sağlık Bakanlığı'nın 1 Haziran tarihli verilerine göre 2 Mart'tan bu yana ülkede 3.412 kişi öldü, 10.269 kişi yaralandı . Bir milyondan fazla kişi, yani Lübnan nüfusunun yaklaşık beşte biri, yaşadığı yerlerden ayrılmak zorunda kaldı . İsrail tarafında ise resmi kaynaklara göre en az 28 asker ve bir yıkım işçisi öldü; 1.180 asker yaralandı .
İsrail güçleri, çatışmalar sırasında Litani Nehri hattına kadar ilerleyerek Lübnan topraklarının yaklaşık yüzde 14 ila 20'sini ve 55'ten fazla yerleşimi kontrol altına aldı . Bu askeri varlık, müzakerelerin en temel anlaşmazlıklarından birini oluşturuyor.
Daha önceki ateşkes girişimleri de kalıcı olamadı. 27 Kasım 2024'te yürürlüğe giren ateşkes 2 Mart 2026'da tamamen çöktü . ABD arabuluculuğundaki 10 günlük yeni ateşkes 16 Nisan'da başladı ve 15 Mayıs'ta 45 gün uzatıldı; ancak bu süreçte neredeyse her gün ihlal bildirildi ve ateşkes yürürlükteyken yüzlerce kişi hayatını kaybetti .
22 Haziran haftasında yapılması planlanan siyasi ve güvenlik görüşmeleri, 3 Haziran çerçevesini daha kapsamlı bir anlaşmaya dönüştürmeyi amaçlıyor. Fakat masada iki tarafın birbiriyle çelişen ön koşulları bulunuyor.
İsrail ve ABD destekli çerçeve, Hizbullah'ın Litani'nin güneyinden çekilmesini ve Lübnan ordusunun bölgede tek güvenlik gücü olmasını istiyor. Lübnan hükümeti ise İsrail ordusunun ülkedeki tüm mevzilerden tamamen çekilmesini nihai anlaşmanın vazgeçilmez koşulu olarak görüyor.
Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, 25 Mayıs'ta İsrail'in işgalinin sürmesini kabul etmeyeceklerini söyledi ve tam çekilmeyi “tavizsiz, sürekli bir ulusal talep” olarak tanımladı . Başbakan Navvaf Selam da Lübnan'ın İsrail askerlerinin tamamen çekilmesini içermeyen hiçbir anlaşmayı imzalayamayacağını belirterek, sözde bir “tampon bölgeyle” yaşayamayacaklarını ifade etti .
Dolayısıyla ateşkesin geleceği iki ayrı soruya bağlı: Hizbullah, kendisini bağlamadığını söylediği bir çerçeveye uyacak mı; İsrail ise Lübnan'ın talep ettiği tam çekilmeyi kabul edecek mi? 22 Haziran'daki görüşmeler bu boşluğu kapatamazsa, 3 Haziran ateşkesi de önceki kırılgan ve kısa ömürlü anlaşmaların akıbetini paylaşabilir.