Pal’ın 3 Haziran’da X’te paylaştığı analize göre Bitcoin, bu dipten itibaren yaklaşık 4,1-4,3 kat değer kazandı; bu da yaklaşık %318’lik bir yükselişe karşılık geliyor . Aynı dönemde, yapay zekâ ve teknoloji şirketleri ağırlıklı Nasdaq 100 yaklaşık 2,9 kat, yani yaklaşık %187 yükseldi .
Bu karşılaştırma Pal’ın argümanının merkezinde yer alıyor: Eğer yatırımcılar gerçekten kriptodan çıkıp çip ve yapay zekâ şirketlerine yöneliyor olsaydı, bunun getirilerde daha belirgin biçimde görülmesi gerekirdi .
Bitcoin’in yaklaşık 126.000 dolarlık tüm zamanların en yüksek seviyesinden 60.000 dolar bandına gerilemesi yatırımcılar açısından oldukça sarsıcı oldu. Ancak Pal, bu hareketi yeni bir ayı piyasasının başlangıcı olarak görmüyor.
Bir video röportajında fiyat hareketini “boğa piyasası içindeki sert bir düzeltme” olarak tanımladı . Bu ayrım önemli: Ayı piyasası uzun süreli ve yapısal bir düşüş trendine işaret ederken, boğa piyasasındaki düzeltme yükseliş döngüsü içinde görülen, zaman zaman oldukça sert olabilen geri çekilmeyi ifade ediyor.
Pal’a göre düşüşün nedeni kriptoya özgü bir başarısızlık değil, ABD’de oluşan geçici bir likidite boşluğu. Hazine nakit yönetimi ve kamu borcuna ilişkin dinamiklerin sistemden dolar çektiğini, bunun da Bitcoin gibi yüksek betalı riskli varlıkları önce ve daha sert vurduğunu savunuyor .
Pal daha önce altın fiyatlarındaki yükselişin sistemdeki “marjinal likiditenin tamamını emdiğini” ve bu nedenle Bitcoin’e akabilecek sermayeyi geçici olarak azalttığını söylemişti .
Pal’ın makro yaklaşımının temelinde, Bitcoin fiyatının kısa vadeli yatırımcı duyarlılığından, bireysel yatırımcı akışlarından veya yalnızca dört yıllık halving döngüsünden çok küresel likidite koşullarına bağlı olduğu görüşü bulunuyor .
Bu çerçevede küresel M2 para arzı, ABD dolarının gücü ve merkez bankalarının faiz politikaları, Bitcoin’in büyük fiyat hareketlerini belirleyen başlıca unsurlar olarak öne çıkıyor . Pal, 2025-2026 dönemindeki yatay seyir ve düzeltmeyi de önemli bir likidite çekilmesinin sonucu olarak değerlendiriyor. Bu sürecin, ABD Hazinesi’nin genel hesabını yeniden oluşturmaya başladığı Temmuz 2025’te sistemden yaklaşık 700 milyar dolar çekilmesiyle bağlantılı olduğunu belirtiyor .
Pal’ın likidite modellerine göre Bitcoin, mevcut koşullarda adil değerinin oldukça altında işlem görüyor. Model, normal likidite şartlarında Bitcoin’in yaklaşık 160.000 dolar seviyesinde olması gerektiğine işaret ediyor . Pal bu farkı, kalıcı bir değer kaybından çok likidite kaynaklı bir bozulma olarak görüyor.
Pal yalnızca mevcut düşüşü savunmakla kalmıyor; likidite baskısının tersine dönmesi hâlinde Bitcoin için oldukça iyimser bir senaryo da ortaya koyuyor. Sıkça kullandığı “banana zone” ifadesi, likiditenin yeniden güçlenmesiyle fiyatlarda patlayıcı ve parabolik bir yükseliş döneminin başlayabileceği beklentisini anlatıyor .
Pal’ın senaryosunda, dolar likiditesi geri döndüğünde Bitcoin’in mevcut fiyatı ile likidite modelindeki adil değer arasındaki fark hızla kapanabilir. Bu nedenle yükselişin yavaş ve kademeli olmak zorunda olmadığını, fiyatın kısa sürede yeni bir aralığa sıçrayabileceğini düşünüyor. Yaklaşık 160.000 dolarlık adil değer bu yeniden fiyatlamada ilk önemli hedef olarak öne çıkıyor .
Pal’ın 3 Haziran tarihli değerlendirmesi sırasında Bitcoin, 62.000 doların düşük seviyelerinde işlem görüyordu . Piyasadaki kısa vadeli görünüm ise “kripto öldü” söylemini besleyen çeşitli olumsuz gelişmelerle şekillenmişti:
Pal, likidite çekilmesinin geçici olduğunu ve sona yaklaşmış olabileceğini savunuyor. Ona göre küresel para arzı yeniden genişlemeye başladığında, kripto piyasasında güçlü bir toparlanma ve potansiyel olarak tarihî ölçekte bir yükseliş için zemin oluşabilir .
Bununla birlikte 160.000 dolarlık seviye kesinleşmiş bir fiyat tahmini değil; Pal’ın likidite koşullarının normale dönmesi şartına bağladığı bir adil değer senaryosu. Kripto varlıklar yüksek oynaklık taşıdığı için bu görüş, yatırım kararı yerine makroekonomik bir piyasa tezi olarak değerlendirilmelidir.