Ham petrol ihracatına dayalı bir ekonomi için yeni bir satış ve sevkiyat kanalı bulmak, doğrudan mali bir öncelik anlamına geliyor. Bu nedenle Bakanlar Kurulu’nun kararı, tek bir deniz güzergâhının normale dönmesini beklemek yerine farklı ticari ortakların ve çıkış noktalarının kullanılabilmesine odaklanıyor.
Karar kapsamında Irak, 1 Eylül’den itibaren uzmanlaşmış yerli ve uluslararası şirketlerle üç ay süreli sözleşmeler imzalayabilecek. Bu şirketlerin Irak ham petrolünün pazarlanmasına ve birden fazla çıkış noktası üzerinden ihraç edilmesine yardımcı olması bekleniyor.
Bağdat şu ana kadar hangi şirketlerin görevlendirileceğini, her şirkete ne kadar petrol tahsis edileceğini veya kullanılacak güzergâhların ayrıntılarını açıklamadı. Bu nedenle karar, ayrıntıları kamuoyuna duyurulmuş bir ihracat takviminden ziyade hükümete hızlı hareket alanı sağlayan bir yetkilendirme çerçevesi niteliğinde.
Bu ayrım önemli. Bir güzergâhın veya pazarlama anlaşmasının onaylanması, otomatik olarak yeni boru hattı kapasitesi yaratmıyor ya da tankerlerin yükleme yapıp güvenli biçimde yola çıkacağını garanti etmiyor. Mekanizmanın kısa vadede ne kadar petrol taşıyacağı; hangi çıkış noktalarının çalışır durumda olduğuna, bu noktaların kapasitesine, alıcıların ve denizcilik şirketlerinin risk iştahına bağlı olacak.
Irak’ın Hürmüz Boğazı’nı bypass etmek için elindeki en belirgin seçenek, Türkiye üzerinden kuzeye uzanan güzergâh. Bağdat ve Ankara, Irak-Türkiye ham petrol boru hattının kullanımını sürdürmek üzere bir yıllık anlaşma imzaladı. Kerkük ve Irak’ın kuzeyindeki sahalardan gelen petrolü Türkiye’nin Akdeniz kıyısındaki Ceyhan terminaline taşıyan hat için anlaşma, günlük en az 750 bin varillik akış öngörüyor.
Bu koridor, Irak petrolünün Hürmüz Boğazı’ndan geçmeden Akdeniz’e ulaşmasını sağlıyor. Daha önceki planlarda Kerkük-Ceyhan ağı üzerinden taşınan petrolün günlük yaklaşık 220 bin varilden 2,5 ay içinde yaklaşık 770 bin varile çıkarılması hedeflenmişti.
Türkiye güzergâhı, Irak’ın geleneksel güney ihracat sisteminin tam ikamesi değil. Ancak kaybedilen kapasitenin bir bölümünü geri kazanabilecek kritik bir ek çıkış noktası sunuyor. Böylece Irak petrolünün tamamının aynı kırılgan deniz geçidinden taşınması gerekmiyor.
Bağdat, ihracat güzergâhlarını kalıcı biçimde çeşitlendirebilmek için daha kapsamlı altyapı projeleri üzerinde de çalışıyor. Gündemdeki başlıca seçenekler şöyle:
Ancak bu projeler hemen kullanılabilecek ihracat kapasitesi anlamına gelmiyor. Irak-Suriye hattı henüz erken aşamada. Reuters’a konuşan kaynaklar, inşaatın yaklaşık dört yıl sürebileceğini ve maliyetin en az 15 milyar dolara ulaşabileceğini belirtti. Alternatif stratejik güzergâhlara ilişkin fizibilite çalışmaları da henüz başlangıç niteliğinde; bu çalışmalar nihai bir ticari veya finansal taahhüt oluşturmuyor.
Geçici mekanizma esas olarak Irak ham petrolünün nerede ve nasıl pazarlanıp taşınacağını değiştiriyor. Düzenleme, tek başına ülkenin toplam petrol üretimini artıracağı anlamına gelmiyor.
Bu ayrım, Irak’ın ağustos ayındaki ortalama ihracatının yaklaşık günlük 2 milyon varil olarak bildirilmesi ve aynı dönemde yeni ihracat koridorları üzerinde çalışılması nedeniyle özellikle önemli. Sevkiyatların toparlanması, Irak sahalarından ek üretim yapılmasından ziyade mevcut petrolün yeniden yönlendirilmesini veya farklı kanallardan ihraç edilmesini yansıtabilir.
Bağdat pratikte iki ayrı sorunu çözmeye çalışıyor:
Eylül ayında başlayacak mekanizma ilk soruna hızlı ancak geçici bir yanıt veriyor. Türkiye ile yapılan bir yıllık anlaşma daha belirgin bir kısa vadeli koridor sağlarken, Fişhabur ve Banyas projeleri Irak’ın Körfez üzerinden deniz taşımacılığına bağımlılığını azaltmaya yönelik uzun vadeli arayışı temsil ediyor.
Öte yandan bu strateji, Irak’ın OPEC+ üretim kısıtlarına bağlı kalma taahhüdüyle de ayrışıyor. Dolayısıyla hedef, kota sınırlarını aşarak daha fazla petrol üretmek değil; izin verilen mevcut varilleri farklı bir güzergâh, alıcı ve yükleme noktası üzerinden pazarlayabilmek.