Önerilen çerçeveye göre yeni bir projenin tasarım aşamasında, mobil kurulum alanı (MIS) için uygun yerler belirlenecek. Böylece mobil ekipmanların nereye yerleştirileceği, bina tamamlandıktan sonra yapılacak görüşmelere veya tadilatlara bırakılmayacak.
Bina sahipleri gerekli alanı ayıracak ve pasif altyapıyı proje planlarına işleyecek. Mobil şebeke operatörleri (MNO’lar) ise tasarım sürecine erken katılarak teknik açıdan uygun konumları belirleyecek, daha sonra kendi ekipmanlarını bu alanlara kuracak.
IMDA’nın amacı, inşaat sonrasında yaşanabilecek yer anlaşmazlıklarını, sonradan yapılan kablolama ve güçlendirme çalışmalarını ve bina kullanıcılarının maruz kalabileceği kesintileri azaltmak. Bu yaklaşım, binaya taşınma başladığında operatörlerin kapsama sunmasını da kolaylaştırabilir.
IMDA’nın önerisi, mobil altyapı için mümkün olduğunda çatıların tercih edilmesi ilkesini koruyor. İlgili mobil ekipman için ayrılan alanın kira alınmadan sunulması ve çatıdaki baz istasyonlarının hem bina içindeki hem de uygun durumlarda çevredeki kapsama alanına katkı sağlaması bekleniyor.
Bu, her çatının mutlaka ekipmanla donatılacağı anlamına gelmiyor. Bina sahibinin görevi uygun alanı planlamak ve ayırmakla sınırlı; bir konumun teknik olarak elverişli olup olmadığına ve gerçekten ekipman kurulup kurulmayacağına operatörler karar verecek. Ayrıca IMDA, mobil kurulumların yapısal güvenliği için güvence mekanizmaları öneriyor. Buna göre MNO’lar, çalışmalara başlamadan önce kurulumun güvenli olduğunu kendi masraflarıyla bir profesyonel mühendise onaylatacak.
İstişare kapsamında, aydınlatma direkleri de dahil olmak üzere sokak mobilyalarında kira ödemeden mobil kurulum alanı sağlanması değerlendiriliyor. Bu alanlar, çatıların kullanılamadığı veya sokak seviyesinde daha güçlü kapsama gerektiği durumlarda operatörlere ek seçenek sunabilir.
Daha yoğun 5G şebekelerinde, kalabalık açık alanlarda kapasiteyi korumak için birbirine daha yakın küçük hücre kurulumlarına ihtiyaç duyulabilir. Önceki istişare belgelerinde parklar, yeşil koridorlar ve otoyollar gibi alanlar bu tür yerleşimler açısından önemli örnekler olarak belirtiliyor.
Dolayısıyla öneri yalnızca binaları değil, ilgili sokak mobilyalarının planlanmasını ve erişim koordinasyonunu da kapsayan daha geniş bir altyapı yaklaşımı ortaya koyuyor. Kurulum ve işletme sorumluluğu ise yine MNO’larda olacak.
IMDA, yeni binalarda telekom yükselticilerinin ve telekom kablo tavalarının elektrik kablo tavalarıyla birlikte birinci bodrum kattaki (B1) otoparka kadar uzatılmasını öneriyor.
Telekom yükselticileri, kabloların katlar arasında taşınmasını ve korunmasını sağlayan düşey kanallardır. Kablo tavaları ise bu kabloların bina içinde dağıtılması için kullanılan güzergâhlardır. Bu altyapının B1’e kadar baştan tasarlanması, tamamlanmış yapılarda duvar ve tavanların açılmasına veya kapsamlı tadilat yapılmasına gerek kalmadan mobil ve sabit hat bağlantısının iyileştirilmesini kolaylaştırabilir.
B1’in seçilmesinin nedeni, bu katların birçok binada araç çağırma hizmetlerinin buluşma noktaları, yemek ve kargo teslimatları ile acil erişim için kullanılması. Bu nedenle güvenilir bağlantı; bina sakinleri, kiracılar, ziyaretçiler ve hizmet sağlayıcılar açısından önem taşıyor. Öneri şu aşamada B1’in altındaki katlara aynı zorunluluğu getirmiyor; belgede bu alanlarda insan trafiğinin genellikle daha düşük ve daha geçici olduğu belirtiliyor.
Önerilen sistem yürürlüğe girerse bina sahipleri ve geliştiricilerin başlıca sorumlulukları şunlar olacak:
Bu yükümlülükler alan, erişim ve kablo güzergâhları gibi bina altyapısıyla ilgili. Bina sahibinin operatör seçmesi veya operatörün şebeke tasarımına karar vermesi gerekmiyor.
MNO’ların tasarım sürecine daha erken katılması, teknik açıdan uygun kurulum noktalarını belirlemesi ve şebeke ekipmanını ayrılan alanlara yerleştirmesi bekleniyor. Mobil kurulumların yapısal güvenlik şartlarını yerine getirmek de operatörlerin sorumluluğunda olacak.
Bu görev dağılımı, tarafların rollerini birbirinden ayırıyor: bina sahipleri şebeke kurulmaya hazır fiziksel ortamı sağlayacak, operatörler ise kendi şebekelerinin mühendislik ve kurulum kararlarını verecek.
İnceleme, mobil ve sabit hat altyapısının kurulmasını ve yükseltilmesini kolaylaştırmayı; hayati hizmet sunan binalardaki bağlantının dayanıklılığını desteklemeyi amaçlıyor.
Altyapının önceden planlanması şu sonuçlara yardımcı olabilir:
Sakinler ve kiracılar açısından olası pratik fayda, yeni bir binaya taşınıldığında mobil hizmetin daha erişilebilir olması. Bu bağlantı; taşınma ve tadilat ekipleriyle iletişim kurmak, yemek veya internet alışverişi teslimatlarını koordine etmek, çalışmak ve aile üyeleriyle haberleşmek için kullanılabilir. B1 altyapısı da araç çağırma hizmetleri, teslimatlar ve acil çağrılar sırasında zayıf kapsama sorunlarının daha hızlı giderilmesini sağlayabilir.
IMDA, daha yoğun şebeke ve daha yüksek sokak seviyesi kapasitesinin otonom araçlar ve teslimat robotları gibi bağlantıya dayalı uygulamaları destekleyebileceğine dikkat çekiyor. Ancak bu örnekler, önerilen COPIF değişikliklerinin belirli bir hizmeti kesin olarak hayata geçireceği anlamına gelmiyor.
Buradaki temel ayrım önemli: öneriler öncelikle şebeke kurulumu için gereken fiziksel koşullara—alan, erişim ve kablo güzergâhlarına—odaklanıyor. Gerçek kapsama, kapasite ve gelecekteki uygulamalar; operatör yatırımları, teknik tasarım, talep ve diğer koşullara bağlı olmaya devam edecek.
Atıf yapılan 2026 istişare belgelerinde kesin bir yürürlük tarihi bulunmuyor. IMDA’nın görüşleri değerlendirmesi ve ilerleme kararı alması, ardından değiştirilmiş bir COPIF yayımlaması gerekiyor. Bu süreç tamamlanana kadar öneriler bağlayıcı kurallar olarak görülmemeli. IMDA’nın yayımladığı en güncel COPIF 2018 ve kılavuzları 15 Aralık 2018’den bu yana yürürlükte.
Şimdilik proje ekipleri için ana mesaj açık: yeni binaların tasarımında telekom alanı, çatı erişimi ve B1 kablo güzergâhları erkenden hesaba katılmalı. Ancak nihai yükümlülükler ve başlangıç tarihi henüz kesinleşmiş değil.
Önerilen çerçeveye göre yeni bir projenin tasarım aşamasında, mobil kurulum alanı (MIS) için uygun yerler belirlenecek. Böylece mobil ekipmanların nereye yerleştirileceği, bina tamamlandıktan sonra yapılacak görüşmelere veya tadilatlara bırakılmayacak.
Bina sahipleri gerekli alanı ayıracak ve pasif altyapıyı proje planlarına işleyecek. Mobil şebeke operatörleri (MNO’lar) ise tasarım sürecine erken katılarak teknik açıdan uygun konumları belirleyecek, daha sonra kendi ekipmanlarını bu alanlara kuracak.
IMDA’nın amacı, inşaat sonrasında yaşanabilecek yer anlaşmazlıklarını, sonradan yapılan kablolama ve güçlendirme çalışmalarını ve bina kullanıcılarının maruz kalabileceği kesintileri azaltmak. Bu yaklaşım, binaya taşınma başladığında operatörlerin kapsama sunmasını da kolaylaştırabilir.
IMDA’nın önerisi, mobil altyapı için mümkün olduğunda çatıların tercih edilmesi ilkesini koruyor. İlgili mobil ekipman için ayrılan alanın kira alınmadan sunulması ve çatıdaki baz istasyonlarının hem bina içindeki hem de uygun durumlarda çevredeki kapsama alanına katkı sağlaması bekleniyor.
Bu, her çatının mutlaka ekipmanla donatılacağı anlamına gelmiyor. Bina sahibinin görevi uygun alanı planlamak ve ayırmakla sınırlı; bir konumun teknik olarak elverişli olup olmadığına ve gerçekten ekipman kurulup kurulmayacağına operatörler karar verecek. Ayrıca IMDA, mobil kurulumların yapısal güvenliği için güvence mekanizmaları öneriyor. Buna göre MNO’lar, çalışmalara başlamadan önce kurulumun güvenli olduğunu kendi masraflarıyla bir profesyonel mühendise onaylatacak.
İstişare kapsamında, aydınlatma direkleri de dahil olmak üzere sokak mobilyalarında kira ödemeden mobil kurulum alanı sağlanması değerlendiriliyor. Bu alanlar, çatıların kullanılamadığı veya sokak seviyesinde daha güçlü kapsama gerektiği durumlarda operatörlere ek seçenek sunabilir.
Daha yoğun 5G şebekelerinde, kalabalık açık alanlarda kapasiteyi korumak için birbirine daha yakın küçük hücre kurulumlarına ihtiyaç duyulabilir. Önceki istişare belgelerinde parklar, yeşil koridorlar ve otoyollar gibi alanlar bu tür yerleşimler açısından önemli örnekler olarak belirtiliyor.
Dolayısıyla öneri yalnızca binaları değil, ilgili sokak mobilyalarının planlanmasını ve erişim koordinasyonunu da kapsayan daha geniş bir altyapı yaklaşımı ortaya koyuyor. Kurulum ve işletme sorumluluğu ise yine MNO’larda olacak.
IMDA, yeni binalarda telekom yükselticilerinin ve telekom kablo tavalarının elektrik kablo tavalarıyla birlikte birinci bodrum kattaki (B1) otoparka kadar uzatılmasını öneriyor.
Telekom yükselticileri, kabloların katlar arasında taşınmasını ve korunmasını sağlayan düşey kanallardır. Kablo tavaları ise bu kabloların bina içinde dağıtılması için kullanılan güzergâhlardır. Bu altyapının B1’e kadar baştan tasarlanması, tamamlanmış yapılarda duvar ve tavanların açılmasına veya kapsamlı tadilat yapılmasına gerek kalmadan mobil ve sabit hat bağlantısının iyileştirilmesini kolaylaştırabilir.
B1’in seçilmesinin nedeni, bu katların birçok binada araç çağırma hizmetlerinin buluşma noktaları, yemek ve kargo teslimatları ile acil erişim için kullanılması. Bu nedenle güvenilir bağlantı; bina sakinleri, kiracılar, ziyaretçiler ve hizmet sağlayıcılar açısından önem taşıyor. Öneri şu aşamada B1’in altındaki katlara aynı zorunluluğu getirmiyor; belgede bu alanlarda insan trafiğinin genellikle daha düşük ve daha geçici olduğu belirtiliyor.
Önerilen sistem yürürlüğe girerse bina sahipleri ve geliştiricilerin başlıca sorumlulukları şunlar olacak:
Bu yükümlülükler alan, erişim ve kablo güzergâhları gibi bina altyapısıyla ilgili. Bina sahibinin operatör seçmesi veya operatörün şebeke tasarımına karar vermesi gerekmiyor.
MNO’ların tasarım sürecine daha erken katılması, teknik açıdan uygun kurulum noktalarını belirlemesi ve şebeke ekipmanını ayrılan alanlara yerleştirmesi bekleniyor. Mobil kurulumların yapısal güvenlik şartlarını yerine getirmek de operatörlerin sorumluluğunda olacak.
Bu görev dağılımı, tarafların rollerini birbirinden ayırıyor: bina sahipleri şebeke kurulmaya hazır fiziksel ortamı sağlayacak, operatörler ise kendi şebekelerinin mühendislik ve kurulum kararlarını verecek.
İnceleme, mobil ve sabit hat altyapısının kurulmasını ve yükseltilmesini kolaylaştırmayı; hayati hizmet sunan binalardaki bağlantının dayanıklılığını desteklemeyi amaçlıyor.
Altyapının önceden planlanması şu sonuçlara yardımcı olabilir:
Sakinler ve kiracılar açısından olası pratik fayda, yeni bir binaya taşınıldığında mobil hizmetin daha erişilebilir olması. Bu bağlantı; taşınma ve tadilat ekipleriyle iletişim kurmak, yemek veya internet alışverişi teslimatlarını koordine etmek, çalışmak ve aile üyeleriyle haberleşmek için kullanılabilir. B1 altyapısı da araç çağırma hizmetleri, teslimatlar ve acil çağrılar sırasında zayıf kapsama sorunlarının daha hızlı giderilmesini sağlayabilir.
IMDA, daha yoğun şebeke ve daha yüksek sokak seviyesi kapasitesinin otonom araçlar ve teslimat robotları gibi bağlantıya dayalı uygulamaları destekleyebileceğine dikkat çekiyor. Ancak bu örnekler, önerilen COPIF değişikliklerinin belirli bir hizmeti kesin olarak hayata geçireceği anlamına gelmiyor.
Buradaki temel ayrım önemli: öneriler öncelikle şebeke kurulumu için gereken fiziksel koşullara—alan, erişim ve kablo güzergâhlarına—odaklanıyor. Gerçek kapsama, kapasite ve gelecekteki uygulamalar; operatör yatırımları, teknik tasarım, talep ve diğer koşullara bağlı olmaya devam edecek.
Atıf yapılan 2026 istişare belgelerinde kesin bir yürürlük tarihi bulunmuyor. IMDA’nın görüşleri değerlendirmesi ve ilerleme kararı alması, ardından değiştirilmiş bir COPIF yayımlaması gerekiyor. Bu süreç tamamlanana kadar öneriler bağlayıcı kurallar olarak görülmemeli. IMDA’nın yayımladığı en güncel COPIF 2018 ve kılavuzları 15 Aralık 2018’den bu yana yürürlükte.
Şimdilik proje ekipleri için ana mesaj açık: yeni binaların tasarımında telekom alanı, çatı erişimi ve B1 kablo güzergâhları erkenden hesaba katılmalı. Ancak nihai yükümlülükler ve başlangıç tarihi henüz kesinleşmiş değil.