Birkaç gün sonra ADNOC, boğazdan geçiş yapan iki gemisinin daha saldırıya uğradığını bildirdi. BAE bu olaylardan da İran’ı sorumlu tuttu; haberlerde saldırılarda can kaybı veya yaralanma olmadığı belirtildi.
Bu gelişmeler, Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemi trafiğine yönelik tehdidi doğrudan BAE’nin devlet bağlantılı deniz taşımacılığıyla ilişkilendirdi. Abu Dabi açısından füze olayı, riskin yalnızca boğazdaki ticari gemilerle sınırlı kalmadığını, BAE karasularına ve ülkenin denizden yaklaşım noktalarına kadar genişlediğini gösteren yeni bir tırmanma olarak değerlendirildi.
BAE makamlarına göre hava savunma sistemleri saat 21.00 civarında iki balistik füze tespit etti. Füzelerden biri Emirliklerin karasularına, diğeri ise uluslararası sulara düştü. Emirliklerin raporlara yansıyan değerlendirmesinde füzelerin kara hedeflerinden ziyade deniz trafiğine yönelmiş olabileceği belirtildi.
Her iki füze de denize düşmüş olsa da BAE olayı tek başına yaşanan bir hadise olarak görmedi. Dışişleri Bakanlığı, bölgesel ve uluslararası barış ile güvenliği zedelediğini belirttiği tırmanma nedeniyle tüm ticari ve finansal bağların “ikinci bir duyuruya kadar” kesildiğini açıkladı.
Ancak burada önemli bir belirsizlik var: Saldırının sorumluluğu bağımsız olarak doğrulanmış değil. BAE ve bazı haber kaynakları füze fırlatışını İran’la ilişkilendirirken Tahran suçlamayı reddetti. Mevcut haberler, BAE’nin füze tespit ettiğini ve ardından ekonomik işlemleri askıya aldığını ortaya koyuyor; füzeleri kimin fırlattığını kesin biçimde çözmüyor.
Hürmüz Boğazı, ABD ile İran arasındaki daha geniş çatışmanın başlıca baskı noktası haline geldi. 17 Haziran’da imzalanan mutabakat zaptı, ABD deniz ablukasının kaldırılmasını ve İran’ın ticari gemilerin 60 gün boyunca güvenli geçişi için düzenlemeler yapmasını öngörüyordu. Ancak bu düzenleme geçiciydi; su yolunun uzun vadeli yönetimi ve güvenliği konusunda kalıcı bir anlaşma sağlamadı.
İran ve Umman daha sonra boğazdan geçiş için yeni güzergâhları görüştü. Fakat İranlı yetkililer, yalnızca Umman’la yapılacak bir anlaşmanın Hürmüz’ü otomatik olarak yeniden açmayacağını söyledi. Tahran, tam açılma için ABD’nin deniz ablukasını ve yaptırımları kaldırması, güçlerini bölgeden çekmesi ve savaş zararları için tazminat ödemesi gibi ek koşullar öne sürdü.
Diplomatik kanal da belirsizliğini korudu. Washington ile Tahran arasında devam eden bir görüşme bulunmadığı bildirilirken İranlı yetkililer, Körfez ülkelerini ABD’nin askeri operasyonlarına yardım etmeleri veya bunları kolaylaştırmaları halinde çatışmanın tarafı sayılabilecekleri konusunda uyardı.
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ni küresel pazarlara bağlayan ve Körfez ülkelerinin petrol ile sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatı açısından kritik öneme sahip bir geçiş noktasıdır. Saldırı ve tehditler sürerken boğazdaki gemi hareketliliği keskin biçimde azaldı. CBS News’in Kpler verilerine dayandırdığı habere göre bir haftada doğrulanmış geçiş sayısı yüzde 19,5 düşerek 95’e geriledi; bir pazar günü boğazdan yalnızca üç gemi geçti.
Sorun yalnızca resmî bir kapanma veya yasakla sınırlı değil. Mürettebat, sigorta şirketleri ve armatörler bir rotayı fazla tehlikeli gördüğünde, hukuken tamamen kapatılmamış olsa bile ticari trafik büyük ölçüde durabilir. Daha önceki veriler de haziran mutabakatının ardından trafiğin normal seviyelerin oldukça altında kaldığını gösteriyordu. PortWatch, su yolunun yeniden açıldığı varsayılan dönemde 18 günde 513 geçiş kaydetti; bu, savaş öncesi ortalamaların çok altındaydı.
BAE açısından ADNOC bağlantılı gemilere yönelik tekrarlanan saldırı iddiaları, hem ülkenin ticari çıkarlarını hem de bölgesel enerji ihracatı için vazgeçilmez olan bir deniz yolunun fiilen kullanılabilirliğini tehdit etti. Ekonomik bağları askıya almak, Emirliklerle bağlantılı gemilerin hedef alındığı bir ortamda İran’la ticari ilişkilerin normal biçimde sürdürülemeyeceği yönünde siyasi bir mesaj verdi.
BAE’nin kararı yalnızca tek bir füze olayına verilen tepki değil. Üç temel kaygıyı bir araya getiriyor:
Sonuç olarak BAE, ekonomik bir tedbiri deniz güvenliği krizine bağladı. Bununla birlikte, ilk soruda geçen 19’a kadar geminin hedef alındığı, günlük trafiğin tam olarak altı gemiye düştüğü, diğer ticari gemilerde can kaybı ve yaralanmalar yaşandığı ya da Kiş Adası yakınlarında bir tankerin alıkonulduğu yönündeki iddialar, burada sunulan en güçlü kaynaklarca yeterince doğrulanmıyor. Bu unsurlar doğrulanmış gerçekler değil, teyit edilmemiş haber iddiaları olarak değerlendirilmelidir.