Netanyahu’nun Janez Janša’ya verdiği destek, öncelikle somut bir diplomatik kazanıma dayanıyordu: Slovenya, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’nın E1 bölgesinde planladığı inşaatı kınamak üzere 27 AB üyesi adına hazırlanması beklenen ortak açıklamaya destek vermedi. Bu tür AB açıklamaları için tüm üyelerin onayı gerektiğinden, Slovenya’nın itirazı Avrupa Birliği’nin tek sesli bir açıklama yapmasını engelledi. Bunun yerine AB’nin dış politika sorumlusu Kaja Kallas kendi adına ayrı bir açıklama yayımladı.
2
7
9
Bu değişiklik, AB’nin E1 planına yönelik itirazının içeriğinden çok diplomatik ağırlığını etkiledi. 27 hükümetin ortak imzasını taşıyan bir açıklama, yalnızca AB’nin dış politika temsilcisi tarafından yayımlanan bir metinden daha güçlü bir siyasi mesaj verir. Bu nedenle Netanyahu, Janša’nın müdahalesini memnuniyetle karşıladı: Slovenya’nın tutumu, E1 projesine yönelik eleştiriyi ortadan kaldırmadan AB’nin ortak tepkisini yumuşattı.
2
9
Janša ortak AB açıklamasını neden engelledi?
Slovenya hükümeti, yeni açıklamanın mevcut tartışmaya “ek değer” katmayacağını savundu. Dışişleri makamları aynı zamanda ülkenin temel politikasının değişmediğini belirtti: Ljubljana hâlâ uluslararası hukuka saygıyı ve müzakere edilmiş iki devletli çözümü desteklediğini söylüyor.
6
7
10
Janša ise kararı daha çatışmacı bir siyasi çerçeveye oturttu. İsrail’e yönelik “sürekli ve orantısız” kınamalar nedeniyle Slovenya’nın itibar kaybettiğini, hükümetinin ülkeyi bu döngüden çıkardığını savundu. Ayrıca Slovenya’nın her durumda ortak Avrupa tutumunu otomatik olarak izlemek zorunda olmadığını belirterek meseleyi ulusal karar alma ve egemenlik üzerinden tanımladı.
8
13
18
Janša’nın Batı Şeria’daki yerleşimcilere yönelik açık desteği de bu tutumla örtüştü. Ynet’in aktardığına göre Janša, Yesha Konseyi Başkanı Yossi Dagan ile görüşmesinde “Yahudiye ve Samiriye sakinlerini Tanrı korusun” ifadesini kullandı.
1
Pirc Musar ile iç politika çatışması
Veto, kısa sürede tek bir AB bildirisi üzerindeki anlaşmazlığın ötesine geçerek Slovenya’nın kimliği ve dış politika yönü hakkında bir iç siyasi mücadeleye dönüştü.
Cumhurbaşkanı Nataša Pirc Musar, uluslararası hukukun siyasi tercihe bağlı olmadığını ve çifte standart uygulanmadan herkes için geçerli olması gerektiğini söyledi. Slovenya’nın AB tutumunu desteklemesi çağrısında bulunan Pirc Musar, işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu, iki devletli çözümü zayıflattığını ve kalıcı barışı zorlaştırdığını belirtti.
1
3
16
17
Pirc Musar daha önce İsrail’in Filistinlilere yönelik uygulamalarını “soykırım” olarak nitelemiş, sonraki açıklamalarında da bu tanımlamayı savunmuştu.
20
21
23 Janša hükümeti ise cumhurbaşkanının yaklaşımına sert biçimde karşı çıktı ve ülkenin politikasını daha geniş bir ideolojik ya da tarihsel uzlaşıdan ziyade Slovenya’nın kendisinin belirlemesi gerektiğini vurguladı.
18
28
Böylece ülkede kurumlar arası görünür bir ayrışma ortaya çıktı: Muhafazakâr hükümet İsrail’le daha yakın ilişkiler kurmaya yönelirken, liberal cumhurbaşkanı Filistinlilerin haklarını, uluslararası hukuku ve AB’nin ilan ettiği ortak çizgiyle uyumu öne çıkardı. Haberlerde muhalefet partilerinin de vetoya yönelik cumhurbaşkanı eleştirisine katıldığı belirtildi.
3
15
17
Netanyahu’nun Türkiye ve Kıbrıs karşılaştırması
Netanyahu, Slovenya’daki tartışmayı daha geniş bir “AB ikiyüzlülüğü” suçlamasına bağladı. İsrail Başbakanı, Birliğin Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimlerini kınarken, kendi ifadesiyle NATO üyesi Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyindeki kontrolü karşısında sessiz kaldığını savundu. Türkiye’nin NATO üyesi, Kıbrıs’ın ise AB üyesi olmasına dikkat çekerek Avrupa’nın neden iki durumda farklı standartlar uyguladığını sordu.
4
5
Bu karşılaştırma, Netanyahu’nun Yahudilerin tarihî vatanlarında inşa etme ve yaşama hakkına sahip olduğu yönündeki İsrail tezinin bir parçasıydı. Aynı zamanda E1 tartışmasını, Kıbrıs ve Suriye başlıklarında daha önce de karşılıklı suçlamalara sahne olan İsrail-Türkiye gerilimine bağladı.
4
31
Türkiye ise İsrail’in suçlamalarını reddetti. Türk yetkililer açıklamaları yalan ve iftira olarak nitelendirirken, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Netanyahu’nun Kıbrıs ve Suriye hakkındaki önceki sözlerini tarihsel gerçeklerden yoksun, siyasi ciddiyeti bulunmayan “temelsiz bir söylem” olarak tanımladı.
33
35
38
Tarafların açıklamaları, altta yatan anlaşmazlıkları çözen ortak bir değerlendirme değil, karşı karşıya gelen siyasi argümanlardı. Netanyahu, Kıbrıs örneğini Avrupa’nın tutarlılığını sorgulamak için kullanırken Ankara, bu benzetmeyi ve İsrail hükümetinin Türkiye politikasına ilişkin nitelemelerini reddetti.
4
33
Janša, Golob döneminin İsrail politikasını nasıl tersine çevirdi?
E1 vetosu, Slovenya’daki daha geniş politika değişiminin son halkasıydı. Janša hükümeti Haziran 2026’da eski Başbakan Robert Golob döneminde yürürlüğe konan bazı tedbirleri kaldırdı. Bunlar arasında İsrail’e silah ve askerî teçhizat ihracatı ile transit geçişinin, ayrıca İsrail’den yapılan silah ithalatının büyük bölümünün yasaklanması da bulunuyordu. Savunma Bakanlığı, silah transferlerinin zaten Slovenya yasaları ve AB kuralları tarafından düzenlendiğini belirterek yasağa artık gerek olmadığını açıkladı.
44
49
Diğer haberlerde, yerleşimlerden yapılan ithalata yönelik kısıtlamaların ve Netanyahu ile bazı İsrailli bakanlara yönelik giriş yasaklarının da kaldırıldığı aktarıldı.
48
53
56 Bu tedbirler, Golob’un merkez sol hükümeti döneminde Slovenya’yı AB içindeki İsrail’e en eleştirel ülkelerden biri haline getirmişti. Kaldırılmaları, Ljubljana’nın İsrail’le ilişkilerinde keskin bir yön değişikliğine işaret etti.
48
53
Bu adımlar, Slovenya’nın uluslararası hukuka veya iki devletli çözüme yönelik resmî desteğini otomatik olarak değiştirmedi. Ancak yaptırımların kaldırılmasıyla E1 vetosu birlikte değerlendirildiğinde, hükümet değişikliğinin Slovenya’nın AB politikasındaki pratik rolünü ne kadar hızlı dönüştürebileceği görüldü: Ljubljana, İsrail’e baskı uygulanmasını savunan bir çizgiden, yerleşimlerin genişletilmesine karşı daha güçlü ortak açıklamayı engelleyebilen bir çizgiye geçti.
6
44
AB birliği açısından sonuç ne oldu?
İlk sonuç hukuki ya da operasyonel değil, diplomatikti. Slovenya’nın desteğini çekmesi, 27 üye ülke adına yapılacak bildiriyi engelledi. Bunun üzerine Kallas, İsrail’e E1 bölgesinde yaklaşık 1.200 konut inşa edilmesini içeren planlardan vazgeçme çağrısı yapan ayrı bir açıklama yayımladı. E1, Kudüs’ün doğusunda yer alıyor.
6
7
9
E1, stratejik konumu nedeniyle siyasi açıdan önem taşıyor. Eleştirmenlere göre burada yapılacak inşaat, Batı Şeria’yı fiilen daha fazla bölerek iki devletli çözümün toprak bütünlüğünü zayıflatabilir ve uygulanabilir bir Filistin devletinin geleceğiyle ilgili soru işaretlerini büyütebilir.
9
11
14
Olay, oybirliği şartının geçerli olduğu AB dış politikasında ortak tutumun ne kadar kırılgan olduğunu da gösterdi. Tek bir hükümet, diğer üye ülkelerin büyük ölçüde desteklediği en güçlü ortak mesajın yayımlanmasını engelleyebildi. Bu, Slovenya’nın AB’nin E1 konusundaki temel kaygısını değiştirdiği anlamına gelmiyor; ancak Birliğin tepkisinin gücünü ve görünürlüğünü azalttı.
2
9
Netanyahu açısından Janša’nın müdahalesi hem pratik hem siyasi bir avantaj sağladı: Birleşik Avrupa kınamasını yumuşattı ve Janša’nın İsrail’e yönelik otomatik ya da orantısız eleştiriler olarak nitelediği tutuma karşı çıkan bir AB hükümeti örneği sundu. Slovenya açısından ise aynı karar, dış politikanın ulusal egemenliği mi, Avrupa koordinasyonunu mu, yoksa uluslararası hukukun tutarlı biçimde uygulanmasını mı öncelemesi gerektiği tartışmasını derinleştirdi.