Dava, Münih merkezli iki yayıncı tarafından açıldı ve 26 O 869/26 dosya numarasıyla görüldü. Davanın merkezindeki soru şuydu: AI Overview, üçüncü taraf içeriklerini yalnızca listeleyen bir arama sonucu mu, yoksa Google’ın kendi içeriği mi? Mahkemenin yanıtı ikinci seçenek oldu.
Kullanıcıların belirli aramaları yaptığı sırada Google’ın AI Overview özelliği, iki yayıncıyı dolandırıcılık, abonelik tuzakları ve şüpheli ticari uygulamalarla yanlış biçimde ilişkilendirdi . Bazı yanıtlarda yayıncılardan biri için “şüpheli ticari uygulamalarıyla tanınır ve çoğu zaman dolandırıcılık olarak değerlendirilir” anlamına gelen ifadeler kullanıldı .
Mahkeme, yapay zekânın davacıları geçmişinde gerçekten sorunlu uygulamalar bulunan başka şirketlerle karıştırdığı sonucuna vardı. Daha da önemlisi, bu itibar zedeleyici bağlantılar özetlerde verilen kaynakların hiçbirinde yer almıyordu. İddialar, farklı üçüncü taraf bilgilerinin birleştirilmesi ve yeniden yorumlanması sonucunda yapay zekâ tarafından oluşturulmuştu .
Yayıncılar 2026’nın başlarında Google’a ihtar göndererek ifadelerin kaldırılmasını veya düzeltilmesini istedi. Google’ın AI Overview’ları kaldırmaması ya da düzeltmemesi üzerine dava açıldı .
Geleneksel arama motorlarında platform, çoğunlukla üçüncü taraf içeriklerine bağlantı verir veya bu içerikleri dizine ekler. Bu nedenle Almanya ve Avrupa hukukunda arama motorlarına, kullanıcıların ya da üçüncü tarafların yayımladığı içerikler bakımından belirli ölçüde sınırlı sorumluluk tanınabiliyor. Alman hukukundaki bu yaklaşım genellikle “Störerhaftung” olarak anılıyor.
Ancak mahkeme, AI Overview’ın bu çerçeveye sığmadığını belirledi. Karara göre özellik, üçüncü taraf metinlerini basitçe aktarmıyor; “bağımsız, yeni ve kapsamlı ifadeler” üretiyor . Google sistemi kurduğu, kullanıcıların hizmetine sunduğu ve yanıtları oluşturan algoritmaların sahibi olduğu için ortaya çıkan içeriğin sorumluluğunu da taşıyor. Kararda bu yaklaşım, “Google yapay zekâyı kurdu, Google bunu kullanıcılara sundu; dolayısıyla ürettiği içeriğin sahibi Google’dır” ifadesiyle özetlendi .
Bu ayrım hukuken belirleyici. Mahkeme, geleneksel arama motorlarını koruyan içtihatların, yapay zekânın kendi başına yeni ve bütünlüklü olgusal iddialar ürettiği AI Overview yanıtlarına otomatik olarak uygulanamayacağına karar verdi .
Google, AI Overview’ın geleneksel arama sonuçlarına benzediğini savundu. Şirketin yaklaşımına göre kullanıcılar, verilen bağlantılara tıklayarak iddiaları orijinal kaynaklardan doğrulamalıydı.
Mahkeme bu savunmayı birkaç gerekçeyle kabul etmedi:
Karar, Google’a şu yükümlülükleri getiriyor:
Emre uyulmaması halinde mahkeme tarafından 250.000 avroya kadar para cezası uygulanabilecek. Ayrıca Almanya’daki Google temsilcileri bakımından hapis yaptırımı da gündeme gelebilecek .
Bununla birlikte kararın bir ihtiyati tedbir olduğunu vurgulamak gerekiyor. Yani hızlı yürütülen bir süreçte verildi; davanın esasına ilişkin tam yargılama ve nihai karar henüz tamamlanmış değil . Kararın doğrudan hukuki etkisi Almanya ve davadaki belirli taraflarla sınırlı. Yine de mahkemenin gerekçesi, Avrupa Birliği’ndeki benzer davalarda örnek gösterilebilir .
Karar, Avrupa Birliği’nin e-Ticaret Direktifi ve Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamındaki aracı platform korumalarının, yapay zekâ tarafından hazırlanan arama özetlerine otomatik olarak uygulanmayabileceğine işaret ediyor. Mahkemeler, bu tür özetleri platformun kendi içeriği olarak değerlendirirse Google ve benzeri şirketler hakaret, yanlış olgusal iddia ve haksız rekabet gibi alanlarda doğrudan sorumlulukla karşılaşabilir .
Münih mahkemesi Google’ı pasif bir aracı yerine doğrudan ihlalde bulunan taraf olarak değerlendirdi. Bu yaklaşım, yapay zekâ tarafından arama veya yanıt içeriği oluşturan diğer hizmetlere de uygulanabilir. Microsoft’un Bing Copilot’ı, OpenAI’ın internete bağlı özellikleri ve Avrupa’da faaliyet gösteren diğer AI arama araçları benzer hukuki incelemelerle karşılaşabilir .
Yapay zekâ kaynaklı yanlış bilgiler bugüne kadar çoğu zaman önce hangi üçüncü taraf kaynaktan yayıldığının bulunmasını gerektiriyordu. Bu kararın yaklaşımı benimsenirse, yanlış ve itibar zedeleyici ifadelerin üretildiği platformun kendisine karşı daha doğrudan hukuki yollara başvurulabilir. Bu da yayıncıların ve içerik üreticilerinin konumunu güçlendirebilir .
Google ve benzeri şirketler için içerik filtreleri, doğrulama süreçleri ve hızlı kaldırma mekanizmaları artık yalnızca ürün kalitesi meselesi olmayabilir. Platformlar, yapay zekânın ürettiği yanlış olgusal ifadeler nedeniyle hukuki yaptırımla karşılaşmamak için bu kontrolleri güçlendirmek zorunda kalabilir .
Karar, Avrupa’da Yapay Zekâ Yasası ve Dijital Hizmetler Yasası’nın uygulanmasına ilişkin düzenleyici süreçler devam ederken geldi. Bu nedenle mahkeme, üretken yapay zekâ çıktılarında sorumluluğun nasıl kurulacağı konusunda düzenleyicilerden önce pratik bir sınır çizmiş oldu. Gerekçenin başka davalarda kullanılması, AB ülkelerinde benzer başvuruların artmasına ve yeni kuralların hızlandırılması yönündeki baskının büyümesine yol açabilir .
Münih kararı henüz nihai değil; kapsamı, esas davadaki hükme ve olası itirazlara bağlı olacak. Ancak temel mesaj şimdiden net: Bir yapay zekâ sistemi şirketin arama hizmeti içinde yeni ve olgusal iddialar üretiyorsa, mahkemeler bu sözleri yalnızca “algoritmanın çıktısı” olarak görmeyebilir. Platform, yapay zekâsının söylediği her yanlış söz için hesap vermek zorunda kalabilir.
Dava, Münih merkezli iki yayıncı tarafından açıldı ve 26 O 869/26 dosya numarasıyla görüldü. Davanın merkezindeki soru şuydu: AI Overview, üçüncü taraf içeriklerini yalnızca listeleyen bir arama sonucu mu, yoksa Google’ın kendi içeriği mi? Mahkemenin yanıtı ikinci seçenek oldu.
Kullanıcıların belirli aramaları yaptığı sırada Google’ın AI Overview özelliği, iki yayıncıyı dolandırıcılık, abonelik tuzakları ve şüpheli ticari uygulamalarla yanlış biçimde ilişkilendirdi . Bazı yanıtlarda yayıncılardan biri için “şüpheli ticari uygulamalarıyla tanınır ve çoğu zaman dolandırıcılık olarak değerlendirilir” anlamına gelen ifadeler kullanıldı .
Mahkeme, yapay zekânın davacıları geçmişinde gerçekten sorunlu uygulamalar bulunan başka şirketlerle karıştırdığı sonucuna vardı. Daha da önemlisi, bu itibar zedeleyici bağlantılar özetlerde verilen kaynakların hiçbirinde yer almıyordu. İddialar, farklı üçüncü taraf bilgilerinin birleştirilmesi ve yeniden yorumlanması sonucunda yapay zekâ tarafından oluşturulmuştu .
Yayıncılar 2026’nın başlarında Google’a ihtar göndererek ifadelerin kaldırılmasını veya düzeltilmesini istedi. Google’ın AI Overview’ları kaldırmaması ya da düzeltmemesi üzerine dava açıldı .
Geleneksel arama motorlarında platform, çoğunlukla üçüncü taraf içeriklerine bağlantı verir veya bu içerikleri dizine ekler. Bu nedenle Almanya ve Avrupa hukukunda arama motorlarına, kullanıcıların ya da üçüncü tarafların yayımladığı içerikler bakımından belirli ölçüde sınırlı sorumluluk tanınabiliyor. Alman hukukundaki bu yaklaşım genellikle “Störerhaftung” olarak anılıyor.
Ancak mahkeme, AI Overview’ın bu çerçeveye sığmadığını belirledi. Karara göre özellik, üçüncü taraf metinlerini basitçe aktarmıyor; “bağımsız, yeni ve kapsamlı ifadeler” üretiyor . Google sistemi kurduğu, kullanıcıların hizmetine sunduğu ve yanıtları oluşturan algoritmaların sahibi olduğu için ortaya çıkan içeriğin sorumluluğunu da taşıyor. Kararda bu yaklaşım, “Google yapay zekâyı kurdu, Google bunu kullanıcılara sundu; dolayısıyla ürettiği içeriğin sahibi Google’dır” ifadesiyle özetlendi .
Bu ayrım hukuken belirleyici. Mahkeme, geleneksel arama motorlarını koruyan içtihatların, yapay zekânın kendi başına yeni ve bütünlüklü olgusal iddialar ürettiği AI Overview yanıtlarına otomatik olarak uygulanamayacağına karar verdi .
Google, AI Overview’ın geleneksel arama sonuçlarına benzediğini savundu. Şirketin yaklaşımına göre kullanıcılar, verilen bağlantılara tıklayarak iddiaları orijinal kaynaklardan doğrulamalıydı.
Mahkeme bu savunmayı birkaç gerekçeyle kabul etmedi:
Karar, Google’a şu yükümlülükleri getiriyor:
Emre uyulmaması halinde mahkeme tarafından 250.000 avroya kadar para cezası uygulanabilecek. Ayrıca Almanya’daki Google temsilcileri bakımından hapis yaptırımı da gündeme gelebilecek .
Bununla birlikte kararın bir ihtiyati tedbir olduğunu vurgulamak gerekiyor. Yani hızlı yürütülen bir süreçte verildi; davanın esasına ilişkin tam yargılama ve nihai karar henüz tamamlanmış değil . Kararın doğrudan hukuki etkisi Almanya ve davadaki belirli taraflarla sınırlı. Yine de mahkemenin gerekçesi, Avrupa Birliği’ndeki benzer davalarda örnek gösterilebilir .
Karar, Avrupa Birliği’nin e-Ticaret Direktifi ve Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamındaki aracı platform korumalarının, yapay zekâ tarafından hazırlanan arama özetlerine otomatik olarak uygulanmayabileceğine işaret ediyor. Mahkemeler, bu tür özetleri platformun kendi içeriği olarak değerlendirirse Google ve benzeri şirketler hakaret, yanlış olgusal iddia ve haksız rekabet gibi alanlarda doğrudan sorumlulukla karşılaşabilir .
Münih mahkemesi Google’ı pasif bir aracı yerine doğrudan ihlalde bulunan taraf olarak değerlendirdi. Bu yaklaşım, yapay zekâ tarafından arama veya yanıt içeriği oluşturan diğer hizmetlere de uygulanabilir. Microsoft’un Bing Copilot’ı, OpenAI’ın internete bağlı özellikleri ve Avrupa’da faaliyet gösteren diğer AI arama araçları benzer hukuki incelemelerle karşılaşabilir .
Yapay zekâ kaynaklı yanlış bilgiler bugüne kadar çoğu zaman önce hangi üçüncü taraf kaynaktan yayıldığının bulunmasını gerektiriyordu. Bu kararın yaklaşımı benimsenirse, yanlış ve itibar zedeleyici ifadelerin üretildiği platformun kendisine karşı daha doğrudan hukuki yollara başvurulabilir. Bu da yayıncıların ve içerik üreticilerinin konumunu güçlendirebilir .
Google ve benzeri şirketler için içerik filtreleri, doğrulama süreçleri ve hızlı kaldırma mekanizmaları artık yalnızca ürün kalitesi meselesi olmayabilir. Platformlar, yapay zekânın ürettiği yanlış olgusal ifadeler nedeniyle hukuki yaptırımla karşılaşmamak için bu kontrolleri güçlendirmek zorunda kalabilir .
Karar, Avrupa’da Yapay Zekâ Yasası ve Dijital Hizmetler Yasası’nın uygulanmasına ilişkin düzenleyici süreçler devam ederken geldi. Bu nedenle mahkeme, üretken yapay zekâ çıktılarında sorumluluğun nasıl kurulacağı konusunda düzenleyicilerden önce pratik bir sınır çizmiş oldu. Gerekçenin başka davalarda kullanılması, AB ülkelerinde benzer başvuruların artmasına ve yeni kuralların hızlandırılması yönündeki baskının büyümesine yol açabilir .
Münih kararı henüz nihai değil; kapsamı, esas davadaki hükme ve olası itirazlara bağlı olacak. Ancak temel mesaj şimdiden net: Bir yapay zekâ sistemi şirketin arama hizmeti içinde yeni ve olgusal iddialar üretiyorsa, mahkemeler bu sözleri yalnızca “algoritmanın çıktısı” olarak görmeyebilir. Platform, yapay zekâsının söylediği her yanlış söz için hesap vermek zorunda kalabilir.