Mevcut hâliyle Goose şu işlevleri sunabiliyor:
Başka bir deyişle Goose, WHOOP’un veriyi yorumlayan abonelik hizmetini kopyalamaktan çok, bilekliğin sensörlerinden çıkan ham veriye erişim sağlamaya çalışıyor.
Projenin en dikkat çekici taraflarından biri yalnızca amacı değil, geliştirilme hızı. Bennett, WHOOP 5.0’ın Bluetooth Low Energy protokolünü yaklaşık 23,5 saatte tersine mühendislikle inceledi .
Geliştirici, süreci X’te (eski adıyla Twitter) paylaştığı güncellemelerle belgeledi. Çalışma, bileklikten gelen BLE veri paketlerinin analiz edilmesiyle başladı; ardından Swift ile yazılmış çalışan bir iOS uygulamasına dönüştü .
Kaynak kodu GitHub’da b-nnett/goose deposunda yayımlanan proje, kısa sürede teknoloji yayınlarının ilgisini çekti. Android Authority ve Numerama gibi yayınlar Goose’un WHOOP’un zorunlu abonelik modeline getirdiği meydan okumayı haberleştirdi .
Bu, WHOOP donanımı için yapılan ilk bağımsız çalışma da değil. Daha önce bir geliştirici WHOOP 4.0 için my-whoop adlı açık kaynaklı bir iOS istemcisi yayımlamış, GoWhoop projesi de aynı nesilden veri çıkarmayı amaçlamıştı . Bu girişimler, kullanıcıların kendi cihazlarından üretilen verilere üreticinin platformundan bağımsız biçimde erişme arzusunun süreklilik taşıdığını gösteriyor.
WHOOP’un iş modeli, donanım şirketleri arasında alışılmışın biraz dışında. Bileklik zaman zaman düşük bir başlangıç fiyatıyla, hatta bazı tekliflerde ücretsiz sunulsa da cihazdan herhangi bir veri görmek için aktif üyelik gerekiyor. WHOOP 5.0 döneminde en düşük plan olan WHOOP One’ın fiyatı yıllık 199 dolar. WHOOP Peak yıllık 299 dolar, WHOOP MG bilekliğiyle sunulan WHOOP Life ise yıllık 399 dolar olarak listeleniyor .
Üstelik WHOOP 5.0’ın ekranı yok. Ücretli uygulama olmadan bileklik, kullanıcının doğrudan etkileşime girebileceği bir arayüz sunmuyor; bu nedenle cihazın ürettiği veriler büyük ölçüde abonelik platformunun arkasında kalıyor .
Goose’un ortaya koyduğu temel ayrım burada yatıyor: Sensör verisi ile bu verinin yorumlanması aynı şey değil. Bileklik kalp atış hızı, HRV veya hareket gibi ham ölçümleri BLE üzerinden iletebiliyor. WHOOP’un abonelik ücreti ise bu ham verilerin üzerine inşa edilen bulut tabanlı analizler, skorlar ve öneriler için alınıyor .
Bu da şu soruyu doğuruyor: Yıllık 199 doların ne kadarı sensörlerin kendisi, ne kadarı Strain Score gibi özel analizler için ödeniyor?
Goose, resmi WHOOP uygulamasının yerine geçmiyor ve mevcut tasarımıyla böyle bir ürün olma iddiası da taşımıyor. Projeyi denemek isteyenlerin aşağıdaki sınırlamaları bilmesi gerekiyor.
Goose, son kullanıcılar için hazırlanmış cilalı bir uygulama değil; geliştirici odaklı bir kavram kanıtı. App Store’da bulunmuyor. Kurulumun, kaynak kodunun derlenmesini veya uygulamanın bir iOS cihazına yan yüklenmesini gerektirmesi muhtemel; bu da teknik bilgi gerektiriyor .
WHOOP’un sunduğu temel değer, yalnızca sensörlerden ibaret değil. Strain Score, Recovery Score, Sleep Performance ve kişiselleştirilmiş koçluk önerileri gibi özellikler WHOOP’un sunucularında çalışan algoritmalarla hesaplanıyor .
Goose ham veriyi okuyabiliyor, ancak WHOOP’un bu skorlarını yeniden üretemiyor. Dolayısıyla antrenman kararlarını özellikle WHOOP’un Strain veya Recovery metriklerine göre veren kullanıcılar için Goose, hazır sonuçları değil, o sonuçların ham girdilerini sunuyor.
Veriler, kullanıcı manuel olarak dışa aktarmadığı sürece cihazda kalıyor. Projede otomatik bulut yedekleme, cihazlar arası eşitleme veya çevrim içi bir gösterge paneli bulunmuyor . Bu yaklaşım veri kontrolünü kullanıcıya bıraksa da veri kaybı riskini ve yedekleme sorumluluğunu da kullanıcıya yüklüyor.
Ticari bir ürünün iletişim protokolünü tersine mühendislikle incelemek, kullanım şartlarının ihlali veya fikri mülkiyet itirazları gibi hukuki sorunlara yol açabilir. Topluluktaki bazı erken tepkilerde WHOOP’un yasal adım atıp atmayacağı da tartışıldı . Goose’un README dosyası projeyi kişisel bir araştırma çalışması olarak tanımlıyor; ancak hukuki sınırların nasıl yorumlanacağı henüz test edilmiş değil.
Uygulamanın şu an yalnızca WHOOP 5.0 ile test edildiği belirtiliyor. Tıbbi sınıf WHOOP MG sürümüyle uyumluluğu doğrulanmış değil. Goose, iOS üzerindeki Bluetooth LE bağlantısını hedefliyor ve Android desteği sunmuyor.
Goose tek başına ortaya çıkmış bir istisna değil. Proje, giyilebilir cihazların üretici hesabına, kapalı uygulamaya ve sürekli ödemeye bağımlı olmasına karşı gelişen daha geniş bir açık kaynak ekosisteminin parçası.
Gadgetbridge, bu alandaki en olgun örneklerden biri. Ücretsiz ve bulutsuz Android uygulaması; Xiaomi, Amazfit, Pebble ve diğer üreticilerin kapalı kaynaklı yardımcı uygulamalarının yerini almayı amaçlıyor. Kullanıcıların bir üretici hesabı açmadan bildirim almasına, fitness verilerini eşitlemesine ve cihaz ayarlarını yönetmesine imkân tanıyor .
Wasp-os ise bu yaklaşımı uygulama katmanının ötesine taşıyor. MicroPython tabanlı açık kaynaklı işletim sistemi, PINE64’ün PineTime’ı gibi nRF52 tabanlı akıllı saatlerde çalışıyor ve Gadgetbridge ile entegre olabiliyor . Açık kaynak yazılım çalıştırmak üzere tasarlanan PineTime’da InfiniTime ve Wasp-os gibi topluluk projeleri, üreticinin kapalı işletim sistemlerine kullanıcı kontrollü alternatifler sunuyor .
Yeni donanım projeleri de benzer ilkeleri öne çıkarıyor. İskoç bağımsız markası UNA’nın modüler ve tamir edilebilir GPS spor saati, abonelik gerektirmeme vaadiyle birlikte müzik depolama veya mikrofon modülü gibi donanım yükseltmelerinin kullanıcı tarafından takılabilmesini hedefliyor. Aynı dönemde yeniden canlandırılan Pebble Core saatleri için ön siparişlerin açılması da kullanıcıların gerçekten sahip olabildiği donanıma yönelik ilginin sürdüğünü gösterdi .
Bu projelerin ortak noktası şu: Giyilebilir cihazın ürettiği biyometrik veriler, cihazı takan kişiye ait olmalı. Abonelik ücreti verinin kendisi için değil, verinin belirli bir şirket tarafından yorumlanması için alınıyor. Açık kaynak projeleri, bu verilerin protokol seviyesinde okunabildiğini gösterdikçe üreticiler üzerindeki baskı da artıyor. Şirketlerin ya abonelik ücretini üstün analizlerle gerekçelendirmesi ya da ücretsiz alternatiflerin gelişmesiyle kullanıcı bağlılığının zayıflamasını izlemesi gerekecek.
Şimdilik Goose, tek bir geliştiricinin bir günde ortaya çıkardığı ham bir prototipten ibaret. Yine de dikkat çekmesinin nedeni açık: Kullanıcıların elindeki donanım, üreticinin abonelik modeliyle gösterilenden daha fazlasını yapabiliyor olabilir.
Mevcut hâliyle Goose şu işlevleri sunabiliyor:
Başka bir deyişle Goose, WHOOP’un veriyi yorumlayan abonelik hizmetini kopyalamaktan çok, bilekliğin sensörlerinden çıkan ham veriye erişim sağlamaya çalışıyor.
Projenin en dikkat çekici taraflarından biri yalnızca amacı değil, geliştirilme hızı. Bennett, WHOOP 5.0’ın Bluetooth Low Energy protokolünü yaklaşık 23,5 saatte tersine mühendislikle inceledi .
Geliştirici, süreci X’te (eski adıyla Twitter) paylaştığı güncellemelerle belgeledi. Çalışma, bileklikten gelen BLE veri paketlerinin analiz edilmesiyle başladı; ardından Swift ile yazılmış çalışan bir iOS uygulamasına dönüştü .
Kaynak kodu GitHub’da b-nnett/goose deposunda yayımlanan proje, kısa sürede teknoloji yayınlarının ilgisini çekti. Android Authority ve Numerama gibi yayınlar Goose’un WHOOP’un zorunlu abonelik modeline getirdiği meydan okumayı haberleştirdi .
Bu, WHOOP donanımı için yapılan ilk bağımsız çalışma da değil. Daha önce bir geliştirici WHOOP 4.0 için my-whoop adlı açık kaynaklı bir iOS istemcisi yayımlamış, GoWhoop projesi de aynı nesilden veri çıkarmayı amaçlamıştı . Bu girişimler, kullanıcıların kendi cihazlarından üretilen verilere üreticinin platformundan bağımsız biçimde erişme arzusunun süreklilik taşıdığını gösteriyor.
WHOOP’un iş modeli, donanım şirketleri arasında alışılmışın biraz dışında. Bileklik zaman zaman düşük bir başlangıç fiyatıyla, hatta bazı tekliflerde ücretsiz sunulsa da cihazdan herhangi bir veri görmek için aktif üyelik gerekiyor. WHOOP 5.0 döneminde en düşük plan olan WHOOP One’ın fiyatı yıllık 199 dolar. WHOOP Peak yıllık 299 dolar, WHOOP MG bilekliğiyle sunulan WHOOP Life ise yıllık 399 dolar olarak listeleniyor .
Üstelik WHOOP 5.0’ın ekranı yok. Ücretli uygulama olmadan bileklik, kullanıcının doğrudan etkileşime girebileceği bir arayüz sunmuyor; bu nedenle cihazın ürettiği veriler büyük ölçüde abonelik platformunun arkasında kalıyor .
Goose’un ortaya koyduğu temel ayrım burada yatıyor: Sensör verisi ile bu verinin yorumlanması aynı şey değil. Bileklik kalp atış hızı, HRV veya hareket gibi ham ölçümleri BLE üzerinden iletebiliyor. WHOOP’un abonelik ücreti ise bu ham verilerin üzerine inşa edilen bulut tabanlı analizler, skorlar ve öneriler için alınıyor .
Bu da şu soruyu doğuruyor: Yıllık 199 doların ne kadarı sensörlerin kendisi, ne kadarı Strain Score gibi özel analizler için ödeniyor?
Goose, resmi WHOOP uygulamasının yerine geçmiyor ve mevcut tasarımıyla böyle bir ürün olma iddiası da taşımıyor. Projeyi denemek isteyenlerin aşağıdaki sınırlamaları bilmesi gerekiyor.
Goose, son kullanıcılar için hazırlanmış cilalı bir uygulama değil; geliştirici odaklı bir kavram kanıtı. App Store’da bulunmuyor. Kurulumun, kaynak kodunun derlenmesini veya uygulamanın bir iOS cihazına yan yüklenmesini gerektirmesi muhtemel; bu da teknik bilgi gerektiriyor .
WHOOP’un sunduğu temel değer, yalnızca sensörlerden ibaret değil. Strain Score, Recovery Score, Sleep Performance ve kişiselleştirilmiş koçluk önerileri gibi özellikler WHOOP’un sunucularında çalışan algoritmalarla hesaplanıyor .
Goose ham veriyi okuyabiliyor, ancak WHOOP’un bu skorlarını yeniden üretemiyor. Dolayısıyla antrenman kararlarını özellikle WHOOP’un Strain veya Recovery metriklerine göre veren kullanıcılar için Goose, hazır sonuçları değil, o sonuçların ham girdilerini sunuyor.
Veriler, kullanıcı manuel olarak dışa aktarmadığı sürece cihazda kalıyor. Projede otomatik bulut yedekleme, cihazlar arası eşitleme veya çevrim içi bir gösterge paneli bulunmuyor . Bu yaklaşım veri kontrolünü kullanıcıya bıraksa da veri kaybı riskini ve yedekleme sorumluluğunu da kullanıcıya yüklüyor.
Ticari bir ürünün iletişim protokolünü tersine mühendislikle incelemek, kullanım şartlarının ihlali veya fikri mülkiyet itirazları gibi hukuki sorunlara yol açabilir. Topluluktaki bazı erken tepkilerde WHOOP’un yasal adım atıp atmayacağı da tartışıldı . Goose’un README dosyası projeyi kişisel bir araştırma çalışması olarak tanımlıyor; ancak hukuki sınırların nasıl yorumlanacağı henüz test edilmiş değil.
Uygulamanın şu an yalnızca WHOOP 5.0 ile test edildiği belirtiliyor. Tıbbi sınıf WHOOP MG sürümüyle uyumluluğu doğrulanmış değil. Goose, iOS üzerindeki Bluetooth LE bağlantısını hedefliyor ve Android desteği sunmuyor.
Goose tek başına ortaya çıkmış bir istisna değil. Proje, giyilebilir cihazların üretici hesabına, kapalı uygulamaya ve sürekli ödemeye bağımlı olmasına karşı gelişen daha geniş bir açık kaynak ekosisteminin parçası.
Gadgetbridge, bu alandaki en olgun örneklerden biri. Ücretsiz ve bulutsuz Android uygulaması; Xiaomi, Amazfit, Pebble ve diğer üreticilerin kapalı kaynaklı yardımcı uygulamalarının yerini almayı amaçlıyor. Kullanıcıların bir üretici hesabı açmadan bildirim almasına, fitness verilerini eşitlemesine ve cihaz ayarlarını yönetmesine imkân tanıyor .
Wasp-os ise bu yaklaşımı uygulama katmanının ötesine taşıyor. MicroPython tabanlı açık kaynaklı işletim sistemi, PINE64’ün PineTime’ı gibi nRF52 tabanlı akıllı saatlerde çalışıyor ve Gadgetbridge ile entegre olabiliyor . Açık kaynak yazılım çalıştırmak üzere tasarlanan PineTime’da InfiniTime ve Wasp-os gibi topluluk projeleri, üreticinin kapalı işletim sistemlerine kullanıcı kontrollü alternatifler sunuyor .
Yeni donanım projeleri de benzer ilkeleri öne çıkarıyor. İskoç bağımsız markası UNA’nın modüler ve tamir edilebilir GPS spor saati, abonelik gerektirmeme vaadiyle birlikte müzik depolama veya mikrofon modülü gibi donanım yükseltmelerinin kullanıcı tarafından takılabilmesini hedefliyor. Aynı dönemde yeniden canlandırılan Pebble Core saatleri için ön siparişlerin açılması da kullanıcıların gerçekten sahip olabildiği donanıma yönelik ilginin sürdüğünü gösterdi .
Bu projelerin ortak noktası şu: Giyilebilir cihazın ürettiği biyometrik veriler, cihazı takan kişiye ait olmalı. Abonelik ücreti verinin kendisi için değil, verinin belirli bir şirket tarafından yorumlanması için alınıyor. Açık kaynak projeleri, bu verilerin protokol seviyesinde okunabildiğini gösterdikçe üreticiler üzerindeki baskı da artıyor. Şirketlerin ya abonelik ücretini üstün analizlerle gerekçelendirmesi ya da ücretsiz alternatiflerin gelişmesiyle kullanıcı bağlılığının zayıflamasını izlemesi gerekecek.
Şimdilik Goose, tek bir geliştiricinin bir günde ortaya çıkardığı ham bir prototipten ibaret. Yine de dikkat çekmesinin nedeni açık: Kullanıcıların elindeki donanım, üreticinin abonelik modeliyle gösterilenden daha fazlasını yapabiliyor olabilir.