Yeni birimde görev alacak danışmanlar ve sahada konuşlandırılan mühendisler, işletmelerle doğrudan çalışarak yapay zekâ ajanlarının tasarlanması, kurulması, devreye alınması ve yönetilmesine destek verecek . IBM, önceden hazırlanmış varlıklar, yeniden kullanılabilir ajanlar ve kanıtlanmış dönüşüm metodolojileri sağlayacak. Google Cloud ise güvenli çalışma ortamını, yönetişim kontrollerini ve kurumsal güvenlik katmanını sunacak .
Kullanılacak teknoloji yığını, yapay zekâ teslimat sürecinin farklı aşamalarını kapsıyor:
IBM, ilk aşamada sekiz farklı alan için önceden yapılandırılmış yapay zekâ ajanlarından oluşan bir portföy geliştiriyor: bankacılık, kamu, perakende, telekomünikasyon, enerji, güvenlik, sigortacılık ve yaşam bilimleri .
Bu ajanların iş akışlarını otomatikleştirmesi, karar alma süreçlerini hızlandırması ve daha otonom operasyonlar sağlaması planlanıyor. Ancak hedef, yalnızca daha fazla otomasyon değil. Ajanların; veri yerleşimi, denetim, güvenlik ve mevzuata uyum gibi gerekliliklerin kritik olduğu sektörlerde kontrollü biçimde çalışması amaçlanıyor .
Öncelikli hedef sektörler arasında havacılık ve uzay, finansal hizmetler, kamu, sağlık ve telekomünikasyon bulunuyor . Bu tercih, IBM’in yüksek düzeyde düzenlemeye tabi sektörlerdeki danışmanlık deneyimiyle Google Cloud’un yapay zekâ altyapısını birleştirme stratejisini yansıtıyor.
IBM ve Google Cloud’un iş birliği tamamen yeni başlamıyor. İki şirket daha önce Airbus’ın büyük ölçekli dönüşüm projesinde birlikte çalıştı. IBM danışmanları, havacılık şirketinin iki iş kolunu 18 aydan kısa sürede bağımsız operasyonlara dönüştürmesine yardımcı olurken 100’den fazla kritik sistem de güncellendi .
Bu proje, yeni Google Cloud Practice’in daha geniş ölçekte ürünleştirmeyi hedeflediği teslimat modeline bir örnek oluşturuyor: yalnızca buluta geçiş değil, temel sistemlerin ve operasyon modelinin de yeniden yapılandırılması.
Yeni birim, Google Cloud’un Cloud Next ’26 etkinliğinde açıkladığı teknoloji ve iş ortağı stratejisinin sahadaki uygulaması olarak görülüyor . Bu çerçevenin temel unsurları şöyle:
Google Cloud, Cloud Next ’26 kapsamında 120.000 üyeli iş ortağı ekosistemini desteklemek üzere 750 milyon dolarlık bir fon da açıkladı. Fon; deneme ortamı kredileri, eğitim, talep yaratma çalışmaları, dağıtım kuponları ve sahada görev yapan mühendislik ekiplerini kapsıyor .
Bu yatırım Accenture, Deloitte ve Capgemini gibi şirketlerin de yer aldığı geniş ekosisteme dağıtılacak olsa da IBM’in yeni yapısı, fonun doğrudan üzerine kurulan ilk adı belirlenmiş danışmanlık birimlerinden biri olarak öne çıkıyor .
IBM Consulting Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Başkanı Mohamad Ali, girişimin arkasındaki pazar dinamiğini şu sözlerle açıkladı:
“İşletmeler, onlarca yılın en karmaşık modernizasyon döngülerinden biriyle karşı karşıya. Google Cloud ile çalışmalarımızı genişleterek müşterilerimize yapay zekâyı işlerinin tamamında ölçeklendirmek için daha açık ve güvenilir bir yol sunuyoruz. Bunu güçlü sektör uzmanlığını, hibrit bulut modernizasyonunu ve yapay zekâ öncelikli bir teslimat platformunu bir araya getirerek yapıyoruz.”
Google Cloud Küresel İş Ortağı Ekosistemi Başkanı Kevin Ichhpurani ise uzman kapasitesine dikkat çekti:
“Bu ortaklık, yapay zekâya yönelik hızla artan talebi karşılamak için piyasadaki uzman Google Cloud danışmanlarının sayısını önemli ölçüde artırıyor. Google’ın ajan altyapısını IBM’in güçlü sektör bilgisi ve kanıtlanmış teslimat çerçeveleriyle birleştirerek ortak müşterilerin pilot projelerin ötesine geçmesini; üretim düzeyindeki yapay zekâ ajanlarını tüm bulut ortamlarında devreye alıp yönetmesini sağlıyoruz.”
Google Cloud Practice, IBM ve Google Cloud’u kurumsal yapay zekâ alanındaki diğer bulut sağlayıcısı–sistem entegratörü ittifaklarıyla doğrudan rekabete sokuyor. Accenture–Microsoft ve Azure AI, Deloitte–AWS gibi eşleşmeler, işletmelerin yapay zekâ dönüşümünde danışmanlık ve altyapıyı birlikte sunmaya çalışıyor .
IBM’in farkı, yalnızca yapay zekâ ajanları kurmak değil; bu ajanların çalışacağı iş süreçlerini ve işletim modellerini de yeniden tasarlama iddiası. Google Cloud ise Gemini tabanlı altyapıyı, güvenlik ve yönetişim araçlarını ve geniş dağıtım ağını sağlıyor .
Bu tablo, kurumsal yapay zekâ yarışında model kalitesinin tek başına yeterli olmayacağını gösteriyor. Asıl değer; deneme projelerini üretime taşıyabilen, mevzuata uyumu koruyabilen ve şirketlerin günlük işleyişine entegre olabilen teslimat ekiplerinde toplanabilir.
IBM–Google Cloud ortaklığı, kurumsal yapay zekânın deney aşamasından operasyonel kullanıma geçtiğine dair güçlü bir işaret. 750 milyon dolarlık fon, Google Cloud’un iş ortaklarını yalnızca satış kanalı olarak değil, uygulamayı müşterinin yanında gerçekleştiren ekipler olarak konumlandırma stratejisini destekliyor .
IBM’in yeni birimi de bu stratejinin somut karşılığı: sertifikalı danışmanlar, sahada görev yapan mühendisler, sektöre özel ajanlar ve hibrit bulut modernizasyonu aynı teslimat modelinde birleşiyor. Şirketlerin yapay zekâ bütçelerinden en büyük payı, yalnızca model veya işlem gücü sağlayanlar değil, bu teknolojiyi güvenli biçimde işin içine yerleştiren taraflar almaya aday görünüyor.
Yeni birimde görev alacak danışmanlar ve sahada konuşlandırılan mühendisler, işletmelerle doğrudan çalışarak yapay zekâ ajanlarının tasarlanması, kurulması, devreye alınması ve yönetilmesine destek verecek . IBM, önceden hazırlanmış varlıklar, yeniden kullanılabilir ajanlar ve kanıtlanmış dönüşüm metodolojileri sağlayacak. Google Cloud ise güvenli çalışma ortamını, yönetişim kontrollerini ve kurumsal güvenlik katmanını sunacak .
Kullanılacak teknoloji yığını, yapay zekâ teslimat sürecinin farklı aşamalarını kapsıyor:
IBM, ilk aşamada sekiz farklı alan için önceden yapılandırılmış yapay zekâ ajanlarından oluşan bir portföy geliştiriyor: bankacılık, kamu, perakende, telekomünikasyon, enerji, güvenlik, sigortacılık ve yaşam bilimleri .
Bu ajanların iş akışlarını otomatikleştirmesi, karar alma süreçlerini hızlandırması ve daha otonom operasyonlar sağlaması planlanıyor. Ancak hedef, yalnızca daha fazla otomasyon değil. Ajanların; veri yerleşimi, denetim, güvenlik ve mevzuata uyum gibi gerekliliklerin kritik olduğu sektörlerde kontrollü biçimde çalışması amaçlanıyor .
Öncelikli hedef sektörler arasında havacılık ve uzay, finansal hizmetler, kamu, sağlık ve telekomünikasyon bulunuyor . Bu tercih, IBM’in yüksek düzeyde düzenlemeye tabi sektörlerdeki danışmanlık deneyimiyle Google Cloud’un yapay zekâ altyapısını birleştirme stratejisini yansıtıyor.
IBM ve Google Cloud’un iş birliği tamamen yeni başlamıyor. İki şirket daha önce Airbus’ın büyük ölçekli dönüşüm projesinde birlikte çalıştı. IBM danışmanları, havacılık şirketinin iki iş kolunu 18 aydan kısa sürede bağımsız operasyonlara dönüştürmesine yardımcı olurken 100’den fazla kritik sistem de güncellendi .
Bu proje, yeni Google Cloud Practice’in daha geniş ölçekte ürünleştirmeyi hedeflediği teslimat modeline bir örnek oluşturuyor: yalnızca buluta geçiş değil, temel sistemlerin ve operasyon modelinin de yeniden yapılandırılması.
Yeni birim, Google Cloud’un Cloud Next ’26 etkinliğinde açıkladığı teknoloji ve iş ortağı stratejisinin sahadaki uygulaması olarak görülüyor . Bu çerçevenin temel unsurları şöyle:
Google Cloud, Cloud Next ’26 kapsamında 120.000 üyeli iş ortağı ekosistemini desteklemek üzere 750 milyon dolarlık bir fon da açıkladı. Fon; deneme ortamı kredileri, eğitim, talep yaratma çalışmaları, dağıtım kuponları ve sahada görev yapan mühendislik ekiplerini kapsıyor .
Bu yatırım Accenture, Deloitte ve Capgemini gibi şirketlerin de yer aldığı geniş ekosisteme dağıtılacak olsa da IBM’in yeni yapısı, fonun doğrudan üzerine kurulan ilk adı belirlenmiş danışmanlık birimlerinden biri olarak öne çıkıyor .
IBM Consulting Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Başkanı Mohamad Ali, girişimin arkasındaki pazar dinamiğini şu sözlerle açıkladı:
“İşletmeler, onlarca yılın en karmaşık modernizasyon döngülerinden biriyle karşı karşıya. Google Cloud ile çalışmalarımızı genişleterek müşterilerimize yapay zekâyı işlerinin tamamında ölçeklendirmek için daha açık ve güvenilir bir yol sunuyoruz. Bunu güçlü sektör uzmanlığını, hibrit bulut modernizasyonunu ve yapay zekâ öncelikli bir teslimat platformunu bir araya getirerek yapıyoruz.”
Google Cloud Küresel İş Ortağı Ekosistemi Başkanı Kevin Ichhpurani ise uzman kapasitesine dikkat çekti:
“Bu ortaklık, yapay zekâya yönelik hızla artan talebi karşılamak için piyasadaki uzman Google Cloud danışmanlarının sayısını önemli ölçüde artırıyor. Google’ın ajan altyapısını IBM’in güçlü sektör bilgisi ve kanıtlanmış teslimat çerçeveleriyle birleştirerek ortak müşterilerin pilot projelerin ötesine geçmesini; üretim düzeyindeki yapay zekâ ajanlarını tüm bulut ortamlarında devreye alıp yönetmesini sağlıyoruz.”
Google Cloud Practice, IBM ve Google Cloud’u kurumsal yapay zekâ alanındaki diğer bulut sağlayıcısı–sistem entegratörü ittifaklarıyla doğrudan rekabete sokuyor. Accenture–Microsoft ve Azure AI, Deloitte–AWS gibi eşleşmeler, işletmelerin yapay zekâ dönüşümünde danışmanlık ve altyapıyı birlikte sunmaya çalışıyor .
IBM’in farkı, yalnızca yapay zekâ ajanları kurmak değil; bu ajanların çalışacağı iş süreçlerini ve işletim modellerini de yeniden tasarlama iddiası. Google Cloud ise Gemini tabanlı altyapıyı, güvenlik ve yönetişim araçlarını ve geniş dağıtım ağını sağlıyor .
Bu tablo, kurumsal yapay zekâ yarışında model kalitesinin tek başına yeterli olmayacağını gösteriyor. Asıl değer; deneme projelerini üretime taşıyabilen, mevzuata uyumu koruyabilen ve şirketlerin günlük işleyişine entegre olabilen teslimat ekiplerinde toplanabilir.
IBM–Google Cloud ortaklığı, kurumsal yapay zekânın deney aşamasından operasyonel kullanıma geçtiğine dair güçlü bir işaret. 750 milyon dolarlık fon, Google Cloud’un iş ortaklarını yalnızca satış kanalı olarak değil, uygulamayı müşterinin yanında gerçekleştiren ekipler olarak konumlandırma stratejisini destekliyor .
IBM’in yeni birimi de bu stratejinin somut karşılığı: sertifikalı danışmanlar, sahada görev yapan mühendisler, sektöre özel ajanlar ve hibrit bulut modernizasyonu aynı teslimat modelinde birleşiyor. Şirketlerin yapay zekâ bütçelerinden en büyük payı, yalnızca model veya işlem gücü sağlayanlar değil, bu teknolojiyi güvenli biçimde işin içine yerleştiren taraflar almaya aday görünüyor.