Alt düzeydeki görüşmeler ise devam ediyor. ABD’nin NATO Büyükelçisi Matthew Whitaker’ın yürüttüğü müzakerelerde, Ukrayna’nın bazı parçaları üretmesi ve nihai montajın Avrupa’da yapılması gibi seçenekler ele alınıyor. Ancak Whitaker, uzun vadeli ortak üretim anlaşmasının 2026 kışından önce sonuçlanmayacağını belirtiyor.
Trump, 8 Temmuz 2026’da Ankara’daki NATO Zirvesi sırasında Zelenskiy ile görüşmesinde ABD’nin Ukrayna’ya Patriot önleyici füzeleri üretme lisansı vereceğini açıkladı.
“Size Patriot üretme lisansı vereceğiz. Bu oldukça iyi, değil mi? Böylece yeterince füze vermediğimizden şikâyet edemezsiniz.”
Trump ayrıca ABD’nin Ukrayna’ya bu sistemlerin nasıl üretileceğini göstereceğini söyledi.
Kiev açısından bu açıklama, yıllardır sürdürülen teknoloji transferi talebinin karşılanması anlamına gelen önemli bir gelişmeydi. Patriot sistemi, Ukrayna’nın envanterinde Rusya’nın balistik füzelerini güvenilir biçimde önleyebilen tek hava savunma sistemi olarak öne çıkıyor.
Ancak açıklamanın ardından üretimin nerede, hangi şirketlerle ve hangi teknoloji kapsamıyla yapılacağı netleşmedi. Trump’ın o tarihte Patriot sisteminin üreticileri Lockheed Martin ve Raytheon ile ayrıntılı bir mutabakat sağlayıp sağlamadığı da belirsizdi.
Trump, 31 Temmuz’da Camp David’de düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısında önceki açıklamasının kapsamını daralttı. ABD Başkanı, “Bunu kabul etmiş değiliz. Bunun üzerinde konuşuyoruz ama böyle bir teknolojiyi vermek zor bir şey” dedi.
Trump, Patriot sistemlerinin ileri teknoloji içerdiğini ve ABD’nin başkalarının bu silahları üretmesine izin verirken “çok dikkatli” olması gerektiğini vurguladı.
The New York Times, BBC, Reuters ve ABC News gibi kuruluşlar bu açıklamayı 8 Temmuz’daki lisans vaadinden açık bir geri dönüş olarak değerlendirdi. Geri adım, Trump’ın Zelenskiy’i Beyaz Saray’da ağırlamasından yalnızca birkaç gün sonra geldi.
Böylece Washington’ın mevcut pozisyonu, Ukrayna’ya doğrudan ve kapsamlı bir üretim lisansı verilmesinden ziyade, teknoloji güvenliğini koruyacak sınırlı ortak üretim modellerini değerlendirmek şeklinde ortaya çıktı.
Trump’ın açıklamalarındaki değişikliğe rağmen ABD, Ukrayna ve Avrupalı ortaklarla müzakereleri durdurmadı. Süreci ABD’nin NATO Büyükelçisi Matthew Whitaker yürütüyor. Whitaker, temmuz ayında Kiev’e giderek Zelenskiy ve Ukraynalı yetkililerle Patriot sevkiyatı ve üretim seçeneklerini görüştü.
Whitaker, 3 Ağustos’ta Fox News’e yaptığı açıklamada uzun vadeli üretim anlaşmasının kıştan önce sonuçlanmayacağını söyledi:
“Uzun vadeli bir üretim anlaşması bu kıştan önce sonuçlandırılmayacak.”
Whitaker’a göre kısa vadeli öncelik, Ukrayna’ya yeni fabrikalar kurdurmak değil, tamamlanmış önleyici füzeleri mümkün olduğunca hızlı ulaştırmak.
Ayrıca PAC-3 Patriot önleyicilerinin ABD ihracat kuralları kapsamında sıkı biçimde kontrol edildiğini belirten Whitaker, bu füzelerin ABD’li üreticiler dışındaki şirketler tarafından üretilmesine izin verilmediğini söyledi.
Reuters’ın 5 Ağustos tarihli haberine göre görüşmelerde birkaç farklı model değerlendiriliyor:
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü Brian Hughes, henüz hiçbir seçeneğin kesinleşmediğini söyledi. Bununla birlikte Washington’ın Ukrayna’nın hava savunma ihtiyaçlarını karşılamaya bağlı olduğunu belirtti.
Görüşmelerin arka planında, Ukrayna’nın hava savunma önleyicileri açısından yaşadığı akut kıtlık bulunuyor.
Kiev’in sorunu yalnızca yeni bir üretim hattının ne zaman kurulacağı değil. Rusya’nın balistik füze saldırıları bugün sürerken, lisans verilse bile üretimin kısa sürede başlaması beklenmiyor. Reuters’a konuşan uzmanlar, üretimin fiilen başlamasının en az bir yıl alabileceğini değerlendirmişti.
Ukrayna, üretim lisansı için müzakereler sürerken acil ihtiyacını karşılamak amacıyla iki alternatif üzerinde çalışıyor.
Kiev, Raytheon ve Lockheed Martin gibi ABD’li üreticilerle birden fazla yılı kapsayan sözleşmeler yaparak gelecekteki üretim kapasitesinde kendisine ayrılmış kontenjan elde etmeye çalışıyor. Zelenskiy, Raytheon’un 23 Temmuz itibarıyla ortak üretime ilgi gösterdiğini söyledi.
Bu model, Ukrayna’ya kendi topraklarında üretim hakkı vermese de ileride teslim edilecek füzelerin üretim takvimini güvence altına alabilir.
Ukrayna ayrıca başka ülkelere tahsis edilmiş Patriot sistemlerinin veya önleyici füzelerin kendisine devredilmesini, söz konusu ülkelerin ise ABD fabrikalarından daha sonraki üretim partilerini almasını öngören takas seçeneklerini araştırıyor. Amaç, yeni üretim beklenmeden mevcut sistemlere daha hızlı ulaşmak.
Washington, Ukrayna ve Avrupa ülkeleriyle ortak üretim fırsatlarını değerlendirerek savunma sanayii kapasitesini artırmak istiyor. Ancak mevcut açıklamalara göre uzun vadeli bir anlaşma 2026 kışından önce imzalanmayacak.
Bu da Ukrayna’nın önündeki kısa vadeli tabloyu değiştirmiyor: Kiev, acil sevkiyatlara, uzun vadeli satın alma taahhütlerine ve teslimat takaslarına güvenmek zorunda. Fakat bu seçeneklerin hiçbiri, Rusya’nın artan balistik füze saldırıları karşısında ihtiyaç duyulan önleyici füze miktarını henüz karşılayabilmiş değil.
Trump’ın 8 Temmuz’daki açıklaması Ukrayna için büyük bir diplomatik kazanım gibi görünmüştü. 31 Temmuz’daki geri adım ise Patriot teknolojisinin neden yalnızca siyasi bir kararla devredilemeyeceğini gösterdi: mesele, lisansın kendisinden çok teknoloji güvenliği, ihracat kontrolleri, üretim kapasitesi ve acil teslimatların aynı anda yönetilmesi.