İran’ın cevabı sert oldu. Yarı resmi haber ajansları, Tahran’ın ABD’nin revizyonlarını aldıktan sonra metne kendi değişikliklerini ekleyeceğini ve “henüz hiçbir şeyin kesinleşmediğini” duyurdu . Haziran başında ise işler daha da sarpa sardı: Reuters’a konuşan diplomatik kaynaklar, İran’ın iletişimi askıya almanın da ötesine geçerek ABD teklifine resmi bir ret mektubu hazırlığına giriştiğini bildirdi
.
Washington ve Tahran’dan gelen açıklamalar, iki tarafın âdeta farklı gerçekliklerde yaşadığını gösteriyor .
Sonuç olarak diplomatik kanallar açık ama işlemez bir hâlde kaldı; her iki taraf da birbirini çelişkili sinyaller vermekle suçluyor .
Diplomasideki tıkanma, sahaya doğrudan yansımaktan geri kalmadı. 3 Haziran 2026’da İran, Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri aracılığıyla Kuveyt ve Bahreyn’deki ABD askeri pozisyonlarına koordineli füze ve İHA saldırıları düzenledi. Saldırı, ABD’nin İran’ın güneyindeki Kueshm Adası’nda bir IRGC iletişim tesisini vurmasına misilleme olarak gerçekleştirildi .
Çatışmanın en kritik kırılma anlarından biri, İran İHA’larının Kuveyt Uluslararası Havalimanı’nın yolcu terminalini hedef almasıyla yaşandı. Saldırıda 1 kişi hayatını kaybetti; Kuveyt Dışişleri Bakanlığı 63 kişinin yaralandığını ve hayati tesislerde ciddi hasar meydana geldiğini duyurdu . Sivil havacılık altyapısına yönelik bu direkt saldırı, savaşın seyrini daha öngörülemez bir noktaya taşıdı.
Ali Al Salem Hava Üssü ise tekrarlanan bir hedef hâline geldi . 30 Mayıs’ta bir İran yapımı Fateh-110 balistik füzesinin Kuveyt hava savunması tarafından vurulması sonucu üsse düşen enkaz, aralarında müteahhitler ve muvazzaf askerlerin de bulunduğu çok sayıda Amerikalının hafif yaralanmasına ve tanesi yaklaşık 30 milyon dolar değerinde iki MQ-9 Reaper İHA’sının hasar görmesine yol açtı
.
3 Haziran’daki saldırının ardından üsteki hasarın boyutuyla ilgili ciddi bir bilgi savaşı başladı. Soar Atlas tarafından yayınlanan uydu görüntüleri, Ali Al Salem’de imha olmuş bir uçak sığınağı ve çok sayıda krateri net bir şekilde gösteriyor . İran'ın Mehr Haber Ajansı, bu görüntüleri “Ali al-Salem Hava Üssü'nün bazı bölümlerinin başarılı bir şekilde imha edildiğinin kanıtı” olarak sundu
.
Ancak ABD Merkez Kuvvetleri (CENTCOM), bu görsel delilleri reddederek, üssü hedef alan tüm füze ve İHA’ların hava savunma sistemlerince “etkisiz hale getirildiğini” ve hedeflerini vuramadıklarını öne sürdü . Uydu görüntüleri ile resmî askerî açıklamalar arasındaki bu tezat, saldırıların gerçek etkinliği üzerine uluslararası bir tartışma başlattı
.
Çatışmanın gölgesinde küresel enerji piyasaları tarihî dalgalanmalar yaşıyor. Günlük yaklaşık 10 milyon varil petrolün geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı, fiyatların kaderini belirleyen kilit faktör .
Uluslararası referans Brent petrolü, savaş öncesi 72 dolar seviyelerinden yaklaşık %70 artışla 126 dolara kadar tırmandı ve bu, 1970’lerden bu yana dünya enerji arzındaki en büyük kesinti olarak kayıtlara geçti .
Ancak Haziran başı itibarıyla, olası bir diplomatik atılımın fiyatlara yansımasıyla Brent yeniden 95-97 dolar bandına geriledi . Piyasanın manşetlere karşı aşırı duyarlılığı ise dikkat çekici boyutlarda
:
Ekonomistlerin masadaki “en kötü senaryosu” ise felaket boyutunda. Macquarie Group analistleri, Hürmüz Boğazı kapalı kalırsa petrol fiyatlarının rekor seviye olan 200 dolara sıçrayabileceği uyarısını yapmıştı; bu, küresel talebin büyük bir kısmını yok edecek bir ekonomik şok anlamına geliyor . ABD’de ise ortalama benzin fiyatı çatışma öncesine kıyasla galon başına yaklaşık 1.50 dolar zamlandı
.
Eldeki kaynaklar, soru işaretlerinin tamamına ışık tutamıyor. Basra Körfezi’ndeki ülke para birimlerinin bu krizden nasıl etkilendiğine veya ABD halkının savaşa dair nabzını tutan spesifik bir ankete dair herhangi bir veriye rastlanamadı. Yalnızca bir video haberinde, Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Temsilciler Meclisi’nin, “popüler olmayan bir dış çatışma” gerekçesiyle başkana rağmen İran savaşını durdurmaya yönelik bir oylama yaptığı belirtilse de, bu anekdot niteliğinde bir siyasi sinyal olmanın ötesine geçmiyor .
Haziran 2026’nın başında ABD-İran denkleminde çelişkiler derinleşiyor. Diplomatların Pakistan üzerinden hâlâ belge teatisi yaptığı konuşuluyor, ancak bu görüşmeler açıkça başarısızlığa uğruyor . Aynı dakikalarda Basra Körfezi’ne füze ve İHA’lar yağmaya devam ediyor. Sivillerin öldüğü, havalimanlarının vurulduğu bu yeni savaş dönemi, tüm bölgeyi topyekûn bir çatışmaya sürükleme riski taşıyor. Müzakere masasından ya da cepheden gelen her bir başlık, küresel ekonomiyi anında sarsıyor. Tüm tablo, henüz ufukta görünmeyen bir çözüme duyulan devasa baskıyı gözler önüne seriyor.