Borçlanma dalgasının başlıca aktörleri “hyperscaler” olarak adlandırılan, devasa bulut ve veri merkezi altyapılarına sahip teknoloji şirketleri: Alphabet, Amazon, Meta ve Microsoft. Bu dört şirketin 2026’daki toplam AI bağlantılı sermaye harcamasının yaklaşık 700 milyar dolar olması bekleniyor .
Banka, yeni tahvil satışlarının yılın ikinci yarısında daha da hızlanacağını öngörüyor . Hyperscaler şirketlerinin borç ihracı 2025’te 100 milyar doları aşmıştı. Morgan Stanley Investment Management ise bu grubun net yeni borç arzının 2026’da yüzde 30 ila yüzde 50 artarak 130-150 milyar dolar seviyesine çıkabileceğini tahmin etmişti .
Bu borçlanma yarışının ölçeğini en iyi gösteren şirketlerden biri Amazon. Şirket, Haziran ayında peş peşe attığı iki adımla küresel kredi piyasalarına ne kadar agresif biçimde yöneldiğini ortaya koydu.
Amazon, 8-9 Haziran 2026’da Kanada doları cinsinden 14 milyar Kanada dolarlık, yaklaşık 10 milyar ABD doları tutarında yatırım yapılabilir seviyede tahvil sattı. Bu işlem, Kanada doları cinsinden tarihin en büyük kurumsal tahvil ihracı oldu . Rekor, yalnızca bir ay önce Alphabet’in gerçekleştirdiği 8,5 milyar Kanada dolarlık ihracı geride bıraktı .
Beş ayrı dilimden oluşan tahvil ihracının vadeleri üç ila 30 yıl arasında değişti. Yatırımcı talebi de son derece güçlüydü; siparişler 28 milyar Kanada dolarını aştı .
Tahvil satışının hemen ardından Amazon, aralarında Citigroup, JPMorgan Chase, Wells Fargo, HSBC ve BofA Securities’in bulunduğu bankalar konsorsiyumundan 17,5 milyar dolarlık ertelenmiş kullanımlı vadeli kredi sağladığını açıkladı . Klasik bir tahvil ihracından farklı olarak bu kredi, Amazon’a paranın tamamını hemen çekmek yerine ihtiyaç duyduğu tarihte kullanma esnekliği veriyor. Şirket, kredi olanağını 30 Eylül 2026’ya kadar kullanabilecek; her çekim için üç yıllık geri ödeme süresi bulunuyor .
Amazon, 2026’da AI sermaye harcamalarına 200 milyar dolar ayırmayı planlıyor. Analistler, bu düzeydeki yatırımın şirketin serbest nakit akışını ciddi biçimde negatife çekmesini bekliyor . Şirketin 2025 başından bu yana farklı para birimlerinde toplamda 70 milyar doların üzerinde borçlandığı da bildiriliyor .
Amazon güçlü taleple rekor tutarlar toplarken Oracle’ın deneyimi, AI borçlanma dalgasının kredi riskini de büyüttüğünü gösteriyor. Oracle hâlâ resmî olarak yatırım yapılabilir kredi notuna sahip olsa da tahvilleri 2025’in sonlarından bu yana yüksek getirili, yani “junk” seviyesindeki borçlara özgü spreadlerle işlem görüyor .
Oracle tahvillerindeki kredi spreadleri Eylül 2025’te yaklaşık 50 baz puan seviyesindeyken Aralık 2025’te 130 baz puanın üzerine çıktı. Bu, 2009 finansal krizinden bu yana görülmeyen seviyelere işaret ediyordu . Şirketin 2035 vadeli, yüzde 5,2 kuponlu tahvillerinin getirisi yüzde 5,9’a yükselerek üst segmentteki junk tahvillerinin ortalama getirisini aştı .
Oracle’ın kredi temerrüt takasları (CDS) da Küresel Finansal Kriz’den bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Bu nedenle şirketin CDS fiyatlaması, piyasa gözlemcileri tarafından AI riskinin bir göstergesi olarak değerlendirildi .
Satış dalgasının arkasında Oracle’ın hızla artan borcu ve AI yatırımlarının yeterli getiri sağlayıp sağlayamayacağına ilişkin kuşkular vardı . Şirketin 2026 mali yılının ikinci çeyreğinde sermaye harcamalarını 12 milyar dolar olarak açıklaması, 8,25 milyar dolarlık beklentinin oldukça üzerindeydi. Oracle ayrıca FY2026 sermaye harcaması beklentisini 15 milyar dolar artırarak 50 milyar dolara çıkardı .
Bu gelişmelerin ardından yalnızca üç ay önce 18 milyar dolarlık tahvil alan yatırımcıların kâğıt üzerindeki toplam kaybının yaklaşık 1,35 milyar dolara ulaştığı bildirildi .
Buna rağmen kredi derecelendirme kuruluşları Oracle’ı henüz junk statüsüne indirmedi. UBS stratejisti Matthew Mish, Ocak 2026’da kısa vadede böyle bir indirimin olası görünmediğini, ancak şirketin yatırım yapılabilir seviyenin en alt basamağına çekilebileceğini söylemişti . Fitch de Şubat ayında Oracle’ın BBB notunu görünümünü durağan tutarak teyit etti .
Oracle’ın resmî kredi notu ile piyasa fiyatlaması arasındaki fark, kredi piyasalarında büyüyen temkinliliğin çarpıcı bir örneği. Morgan Stanley’nin raporu, bazı büyük varlık yöneticilerinin AI bağlantılı borçlara karşı daha seçici hâle geldiği bir dönemde yayımlandı.
Fidelity, 2025 sonlarında AI sermaye harcamaları etrafındaki piyasa coşkusunun aşağı yönlü risklerine karşı “genel olarak temkinli” olduğunu belirtmiş, ancak bilançosu sağlam ve fiyatlaması cazip ihraçlara katılmaya devam etmişti . Daha sonraki bir rapora göre kurum, yeni borç arzının artması ve yatırımcının üstlendiği ek risk karşılığında aldığı getirinin sınırlı kalması nedeniyle Amazon, Alphabet, Meta, Microsoft ve Oracle gibi şirketlerin tahvillerinden uzak durmaya başladı .
Fidelity International’ın küresel makro ve stratejik varlık tahsisi başkanı Salman Ahmed de yatırım yapılabilir seviyedeki kurumsal borçların pahalı fiyatlandığını ve ekonomik daralma hâlinde piyasada sert bir bozulma yaşanabileceğini savunarak bu varlık sınıfına karşı kısa pozisyon almıştı . Fidelity’nin 2026’nın ikinci çeyreğine ilişkin değerlendirmesinde kredi spreadlerinin “hata payını sınırlı bıraktığı” vurgulandı .
Fidelity Canada ise AI’ın geleneksel yazılım şirketlerini işlevsiz hâle getirebilme ihtimalini özel kredi piyasaları açısından yapısal bir risk olarak değerlendirdi. Kuruma göre bu durum, sektöre yüksek ölçüde maruz kalan özel kredi ve geniş katılımlı kredi piyasalarını etkileyebilir .
Yatırımcıların temkinli yaklaşımı, borçlanma hızını şimdilik durdurmuş değil. AI altyapısının maliyeti o kadar yüksek ki dünyanın en zengin teknoloji şirketleri bile yatırımların tamamını faaliyetlerden elde edilen nakitle karşılayamıyor.
Morgan Stanley’nin tahminine göre yeni tahvil satışlarının yılın ikinci yarısında hızlanması bekleniyor . Hyperscaler şirketlerinin sermaye harcamalarının 2027 gibi erken bir tarihte 1 trilyon doları aşabileceğine ilişkin beklentiler de dikkate alındığında, küresel tahvil piyasasının AI devriminin finansmanındaki rolü henüz başlangıç aşamasında olabilir .
Ancak piyasa, yalnızca borç miktarına değil, bu borcun hangi şirketlere ve ne tür getirilere dönüşeceğine de bakıyor. Mohamed El-Erian’ın “bozulma riski” olarak tanımladığı ihtimal burada önem kazanıyor: AI’ın nihai kazananları, bugün altyapı kurmak için yüz milyarlarca dolar borçlanan şirketler olmayabilir .
Yatırım yapılabilir seviyedeki bir tahvil yüksek getirili tahvillerle benzer spreadlerle işlem gördüğünde, bu durum piyasanın şirketin mevcut temellerinden çok gelecekteki belirsizliği fiyatladığını gösteriyor. AI borçlanma dalgası büyürken asıl soru da bu: Devasa altyapı yatırımları sonunda yeterli nakit akışı yaratacak mı, yoksa bugünün teknoloji yarışının maliyeti yarının kredi riskine mi dönüşecek?
Borçlanma dalgasının başlıca aktörleri “hyperscaler” olarak adlandırılan, devasa bulut ve veri merkezi altyapılarına sahip teknoloji şirketleri: Alphabet, Amazon, Meta ve Microsoft. Bu dört şirketin 2026’daki toplam AI bağlantılı sermaye harcamasının yaklaşık 700 milyar dolar olması bekleniyor .
Banka, yeni tahvil satışlarının yılın ikinci yarısında daha da hızlanacağını öngörüyor . Hyperscaler şirketlerinin borç ihracı 2025’te 100 milyar doları aşmıştı. Morgan Stanley Investment Management ise bu grubun net yeni borç arzının 2026’da yüzde 30 ila yüzde 50 artarak 130-150 milyar dolar seviyesine çıkabileceğini tahmin etmişti .
Bu borçlanma yarışının ölçeğini en iyi gösteren şirketlerden biri Amazon. Şirket, Haziran ayında peş peşe attığı iki adımla küresel kredi piyasalarına ne kadar agresif biçimde yöneldiğini ortaya koydu.
Amazon, 8-9 Haziran 2026’da Kanada doları cinsinden 14 milyar Kanada dolarlık, yaklaşık 10 milyar ABD doları tutarında yatırım yapılabilir seviyede tahvil sattı. Bu işlem, Kanada doları cinsinden tarihin en büyük kurumsal tahvil ihracı oldu . Rekor, yalnızca bir ay önce Alphabet’in gerçekleştirdiği 8,5 milyar Kanada dolarlık ihracı geride bıraktı .
Beş ayrı dilimden oluşan tahvil ihracının vadeleri üç ila 30 yıl arasında değişti. Yatırımcı talebi de son derece güçlüydü; siparişler 28 milyar Kanada dolarını aştı .
Tahvil satışının hemen ardından Amazon, aralarında Citigroup, JPMorgan Chase, Wells Fargo, HSBC ve BofA Securities’in bulunduğu bankalar konsorsiyumundan 17,5 milyar dolarlık ertelenmiş kullanımlı vadeli kredi sağladığını açıkladı . Klasik bir tahvil ihracından farklı olarak bu kredi, Amazon’a paranın tamamını hemen çekmek yerine ihtiyaç duyduğu tarihte kullanma esnekliği veriyor. Şirket, kredi olanağını 30 Eylül 2026’ya kadar kullanabilecek; her çekim için üç yıllık geri ödeme süresi bulunuyor .
Amazon, 2026’da AI sermaye harcamalarına 200 milyar dolar ayırmayı planlıyor. Analistler, bu düzeydeki yatırımın şirketin serbest nakit akışını ciddi biçimde negatife çekmesini bekliyor . Şirketin 2025 başından bu yana farklı para birimlerinde toplamda 70 milyar doların üzerinde borçlandığı da bildiriliyor .
Amazon güçlü taleple rekor tutarlar toplarken Oracle’ın deneyimi, AI borçlanma dalgasının kredi riskini de büyüttüğünü gösteriyor. Oracle hâlâ resmî olarak yatırım yapılabilir kredi notuna sahip olsa da tahvilleri 2025’in sonlarından bu yana yüksek getirili, yani “junk” seviyesindeki borçlara özgü spreadlerle işlem görüyor .
Oracle tahvillerindeki kredi spreadleri Eylül 2025’te yaklaşık 50 baz puan seviyesindeyken Aralık 2025’te 130 baz puanın üzerine çıktı. Bu, 2009 finansal krizinden bu yana görülmeyen seviyelere işaret ediyordu . Şirketin 2035 vadeli, yüzde 5,2 kuponlu tahvillerinin getirisi yüzde 5,9’a yükselerek üst segmentteki junk tahvillerinin ortalama getirisini aştı .
Oracle’ın kredi temerrüt takasları (CDS) da Küresel Finansal Kriz’den bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Bu nedenle şirketin CDS fiyatlaması, piyasa gözlemcileri tarafından AI riskinin bir göstergesi olarak değerlendirildi .
Satış dalgasının arkasında Oracle’ın hızla artan borcu ve AI yatırımlarının yeterli getiri sağlayıp sağlayamayacağına ilişkin kuşkular vardı . Şirketin 2026 mali yılının ikinci çeyreğinde sermaye harcamalarını 12 milyar dolar olarak açıklaması, 8,25 milyar dolarlık beklentinin oldukça üzerindeydi. Oracle ayrıca FY2026 sermaye harcaması beklentisini 15 milyar dolar artırarak 50 milyar dolara çıkardı .
Bu gelişmelerin ardından yalnızca üç ay önce 18 milyar dolarlık tahvil alan yatırımcıların kâğıt üzerindeki toplam kaybının yaklaşık 1,35 milyar dolara ulaştığı bildirildi .
Buna rağmen kredi derecelendirme kuruluşları Oracle’ı henüz junk statüsüne indirmedi. UBS stratejisti Matthew Mish, Ocak 2026’da kısa vadede böyle bir indirimin olası görünmediğini, ancak şirketin yatırım yapılabilir seviyenin en alt basamağına çekilebileceğini söylemişti . Fitch de Şubat ayında Oracle’ın BBB notunu görünümünü durağan tutarak teyit etti .
Oracle’ın resmî kredi notu ile piyasa fiyatlaması arasındaki fark, kredi piyasalarında büyüyen temkinliliğin çarpıcı bir örneği. Morgan Stanley’nin raporu, bazı büyük varlık yöneticilerinin AI bağlantılı borçlara karşı daha seçici hâle geldiği bir dönemde yayımlandı.
Fidelity, 2025 sonlarında AI sermaye harcamaları etrafındaki piyasa coşkusunun aşağı yönlü risklerine karşı “genel olarak temkinli” olduğunu belirtmiş, ancak bilançosu sağlam ve fiyatlaması cazip ihraçlara katılmaya devam etmişti . Daha sonraki bir rapora göre kurum, yeni borç arzının artması ve yatırımcının üstlendiği ek risk karşılığında aldığı getirinin sınırlı kalması nedeniyle Amazon, Alphabet, Meta, Microsoft ve Oracle gibi şirketlerin tahvillerinden uzak durmaya başladı .
Fidelity International’ın küresel makro ve stratejik varlık tahsisi başkanı Salman Ahmed de yatırım yapılabilir seviyedeki kurumsal borçların pahalı fiyatlandığını ve ekonomik daralma hâlinde piyasada sert bir bozulma yaşanabileceğini savunarak bu varlık sınıfına karşı kısa pozisyon almıştı . Fidelity’nin 2026’nın ikinci çeyreğine ilişkin değerlendirmesinde kredi spreadlerinin “hata payını sınırlı bıraktığı” vurgulandı .
Fidelity Canada ise AI’ın geleneksel yazılım şirketlerini işlevsiz hâle getirebilme ihtimalini özel kredi piyasaları açısından yapısal bir risk olarak değerlendirdi. Kuruma göre bu durum, sektöre yüksek ölçüde maruz kalan özel kredi ve geniş katılımlı kredi piyasalarını etkileyebilir .
Yatırımcıların temkinli yaklaşımı, borçlanma hızını şimdilik durdurmuş değil. AI altyapısının maliyeti o kadar yüksek ki dünyanın en zengin teknoloji şirketleri bile yatırımların tamamını faaliyetlerden elde edilen nakitle karşılayamıyor.
Morgan Stanley’nin tahminine göre yeni tahvil satışlarının yılın ikinci yarısında hızlanması bekleniyor . Hyperscaler şirketlerinin sermaye harcamalarının 2027 gibi erken bir tarihte 1 trilyon doları aşabileceğine ilişkin beklentiler de dikkate alındığında, küresel tahvil piyasasının AI devriminin finansmanındaki rolü henüz başlangıç aşamasında olabilir .
Ancak piyasa, yalnızca borç miktarına değil, bu borcun hangi şirketlere ve ne tür getirilere dönüşeceğine de bakıyor. Mohamed El-Erian’ın “bozulma riski” olarak tanımladığı ihtimal burada önem kazanıyor: AI’ın nihai kazananları, bugün altyapı kurmak için yüz milyarlarca dolar borçlanan şirketler olmayabilir .
Yatırım yapılabilir seviyedeki bir tahvil yüksek getirili tahvillerle benzer spreadlerle işlem gördüğünde, bu durum piyasanın şirketin mevcut temellerinden çok gelecekteki belirsizliği fiyatladığını gösteriyor. AI borçlanma dalgası büyürken asıl soru da bu: Devasa altyapı yatırımları sonunda yeterli nakit akışı yaratacak mı, yoksa bugünün teknoloji yarışının maliyeti yarının kredi riskine mi dönüşecek?