Antalya kıyılarındaki Kekova Adası yakınında bulunan su altı alanı, dünyanın bilinen en eski gemi batıklarından biri olabileceği gerekçesiyle gündemde. Burada çıkarılan seramik yükün yaklaşık 4.400–4.700 yıl öncesine, Erken Tunç Çağı’na ait olduğu tahmin ediliyor. Bu tarih, Mısır’daki Büyük Piramit’in inşa edildiği döneme yakın. Ancak geminin ahşap gövdesi korunmadığı için yaş tahmini doğrudan gemiden değil, yükteki çömleklerden hareketle yapılıyor.
4
29
30
Kekova açıklarında neler bulundu?
Sualtı kazılarında 30’dan fazla, amfora adı verilen seramik saklama kabı ile üç taş çapa ortaya çıkarıldı. Kalıntıların Kekova Adası yakınlarında, deniz yüzeyinin yaklaşık 30 metre altında olduğu bildiriliyor.
8
9
30 Bulgular, geminin kendisinden geriye çok az şey kalmış olsa da, erken dönem deniz taşımacılığına ait bir yük alanına işaret ediyor.
4
29
Amforaların iki kulplu, orta kısmı çıkıntılı ve düz tabanlı olduğu aktarılıyor. Biçimleri, aynı geniş döneme tarihlenen Mısır ve Orta Doğu seramikleriyle benzerlik gösteriyor.
9
30
Batığın yaşı nasıl tahmin edildi?
Araştırmacılar amforaların biçimini ve tarzını, başka arkeolojik alanlarda bulunan seramiklerle karşılaştırdı. Çalışmada yer alan bir araştırmacının verdiği ihtiyatlı tarih aralığı yaklaşık MÖ 2700–2400; başka haberlerde buluntuların 4.400–4.700 yıllık olduğu belirtiliyor.
9
29
30
Geminin ahşap gövdesi günümüze ulaşmadığından, kereste üzerinde radyokarbon tarihlemesi yapılamadı. Bu yüzden seramik karşılaştırması, geminin battığı günü kesin olarak belirlemiyor; arkeolojik bir yaş tahmini sunuyor.
29
30 Bu aralık, batığı genel olarak Erken Tunç Çağı’na ve Büyük Piramit’in inşa edildiği döneme yerleştiriyor.
4
30
Bazı haber özetlerinde, önerilen tarihin Kekova batığını Yunanistan’daki yaklaşık 4.200 yıllık Dokos batığından daha eski kılabileceği belirtiliyor. Ancak bu karşılaştırma her iki alanın tarihlendirilmesine bağlı; Kekova için önerilen kronoloji de şimdilik ihtiyatla ele alınmalı.
1
13
29
Yük bize ne anlatabilir, neyi kanıtlamıyor?
Amforalar, depolanan malların deniz yoluyla taşındığını düşündürüyor. Zeytinyağı ve şarap olası yükler arasında sayılıyor; ancak mevcut haberler her kabın içeriğini kesin biçimde ortaya koymuyor.
2
6 Bazı haberlerde çıkarılan kapların içinde parlak kalıntılardan da söz ediliyor. Bu izler, ileride yapılacak incelemeler için ipucu sağlayabilir.
6
14
Üzerinde dokuz işaret ve iki delik bulunan bir kapla ilgili başka bir yorum da var: Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, kabın peynir ya da tereyağı yapımında kullanılmış olabileceğini söyledi. Bu, sıra dışı bir nesneye ilişkin olasılıklı bir açıklama; gemideki yaşamın kesin bir tasviri değil.
5
12
Alanın buluntuları arasında üç taş çapa da yer alıyor. Bunlar arkeolojik tablonun bir parçası olsa da, burada özetlenen haberler çapaların her birinin bu gemiye ait olup olmadığını veya nasıl kullanıldıklarını doğrulamıyor.
9
30
“Dünyanın en eski batığı” demek için neden temkinli olmak gerekiyor?
Buluntu önemli; çünkü seramikler deniz yoluyla yapılan taşımacılığın çok erken bir dönemine işaret ediyor. Yine de “dünyanın en eskisi” tanımı, batıkların nasıl tanımlandığına ve tarihlendirildiğine bağlı. Kekova’da geminin gövdesi yok ve önerilen tarih, yük seramiklerinin başka yerlerdeki buluntularla karşılaştırılmasına dayanıyor.
29
30
En temkinli sonuç şu: Kekova, bilinen en eski deniz taşıtı batıklarından biri olabilir. Yaş aralığı, Erken Tunç Çağı bağlantısı ve yük buluntuları haberlerde aktarılıyor; ancak geminin kesin batış tarihi ve rekorun tartışmasız biçimde ona ait olduğu, burada özetlenen kanıtlarla henüz ortaya konmuş değil.