İran, Pakistanlı arabulucular aracılığıyla ABD önerilerine yanıtlarını iletti ve bu dolaylı müzakere süreci devam ediyor.
Katar ise diplomasinin son aşamasına katıldı. Görüşmelere yakın kaynaklara dayandırılan haberlere göre, Katar'dan bir müzakere heyeti, Washington ile koordinasyon halinde kalan anlaşmazlıkları çözmek ve görüşmeleri nihai bir anlaşmaya taşımak için Tahran'a gitti.
Tam metin resmi olarak açıklanmamış olsa da, birden fazla rapor, taslak çerçevenin birkaç temel taahhüt etrafında şekillendiğini tanımlıyor.
Önerilen anlaşmanın tüm cephelerde acil ve kapsamlı bir ateşkes çağrısı yaptığı belirtiliyor. Her iki taraf da askeri operasyonları durduracak ve askeri, sivil veya ekonomik altyapıyı hedef almama taahhüdünde bulunacak.
Bazı raporlar, daha geniş gerilimi azaltma önlemlerinin bir parçası olarak düşmanca propagandanın veya "medya savaşının" sona erdirilmesine yönelik hükümlerden de bahsediyor.
En önemli unsurlardan biri, Basra Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi'nde serbest seyrüsefer garantisi. Bu su yolları, küresel enerji piyasaları ve nakliye rotaları için hayati öneme sahip.
Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması veya istikrara kavuşturulması müzakerelerin merkezinde yer alıyor çünkü dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri bu dar geçitten geçiyor.
Çerçeve, anlaşmanın uygulanmasını izlemek ve ihlalleri veya anlaşmazlıkları ele almak için ortak bir mekanizma kurulmasını öngörüyor. İzleme sistemi, anlaşmanın ilk aşamalarında yeni çatışmaların önlenmesine ve bölgesel istikrarın korunmasına yardımcı olmayı amaçlıyor.
Taslağın bir diğer ayağı da yaptırım hafifletilmesine aşamalı bir yaklaşım. Tüm ekonomik yaptırımların anında kaldırılması yerine, İran anlaşma şartlarına uydukça ABD yaptırımlarının adım adım kaldırılması planlanıyor.
Bu aşamalı süreç, iki taraf arasında yaptırımların hızı ve kapsamı konusunda uzun süredir devam eden anlaşmazlıkları yansıtıyor.
Diplomatlar ilerleme kaydedildiğini söylese de, hala çözülmemiş birkaç tartışmalı konu var ve bunlar anlaşmayı raydan çıkarabilir.
En zorlu anlaşmazlık, İran'ın nükleer programı, özellikle de yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoku etrafında dönüyor. ABD'li yetkililer, İran'ın uranyum zenginleştirme ve nükleer silah endişelerini ele alması gerektiğinde ısrar ederken, İranlı liderler zenginleştirilmiş uranyumu yurt dışına göndermeye veya programın kilit parçalarını sökmeye dirençli sinyali veriyor.
Zenginleştirme ve uranyum stokları konusundaki bu anlaşmazlıklar, görüşmelerdeki birincil engeller arasında yer almaya devam ediyor.
Bir diğer büyük anlaşmazlık, Hürmüz Boğazı'nı yöneten kurallarla ilgili. ABD garantili ve kısıtlamasız seyrüsefer isterken, İranlı yetkililer boğazın yeniden açılması için koşullar öne sürdü.
Bazı İran önerilerinin, boğazdan geçen gemilerden geçiş ücreti alınması veya başka şartlar dayatılması fikrini içerdiği belirtiliyor; Washington bu yaklaşımı reddetti.
İran'ın balistik füze programı ve bölgesel güvenlik taahhütleri gibi daha geniş konular da müzakere gündeminin bir parçası. Ancak son haberlere göre, acil darboğazlar nükleer dosya ve Hürmüz'deki nakliye kuralları.
Çözülmemiş anlaşmazlıklara rağmen, diplomatlar ve yetkililer bir anlaşmanın birkaç nedenden ötürü hızla ortaya çıkabileceğini söylüyor.
İlk olarak, müzakereciler çerçevenin büyük bir kısmında, özellikle ateşkes yapısı, seyrüsefer garantileri ve izleme düzenlemelerinde zaten uzlaşmış görünüyor. Geriye sonuçlandırılması gereken daha küçük bir dizi yüksek siyasi konu kalıyor.
İkinci olarak, İranlı yetkililer en son ABD önerisinin "boşlukları bir ölçüde azalttığını" belirterek daha önceki anlaşmazlıkların daraldığı sinyalini verdi.
Son olarak, Katar'lı arabulucuların Tahran'a gelişi, kalan farklılıkları gidermeyi amaçlayan yoğun bir son aşama diplomatik çabaya işaret ediyor.
Yine de yetkililer, görüşmelerin kırılgan olduğu konusunda uyarıyor. Özellikle uranyum ve Hürmüz Boğazı'nın kontrolü konusundaki kalan anlaşmazlıklar, siyasi açıdan hassas konular ve taslak çerçevenin çoğu yürürlükte olsa bile nihai bir anlaşmayı engelleyebilir.
Şu an için müzakereciler, mevcut krizdeki herhangi bir noktadan daha fazla anlaşmaya yakın görünüyor. Ancak nihai sonuç, her iki tarafın da bu son birkaç kritik konuyu çözüp çözemeyeceğine bağlı.