Kamuya açık haberlerde, mahkemede sunulduğu belirtilen delillerin bağımsız biçimde doğrulanmış ayrıntıları ya da kararın gerekçesini açıklayan tam bir hüküm metni yer almıyor.
İnsan hakları savunucuları, Yahu’nun dava süreci boyunca Meşhed’deki Vakilabad Cezaevi’nde tutulduğunu söyledi. Bu kuruluşlar, Yahu’nun gözaltı koşullarına dikkat çekmeye çalışmasının ardından ailesiyle iletişiminin kısıtlandığını öne sürdü. Bazı haberlerde, kefalet kararı bulunmasına rağmen güvenlik ve cezaevi görevlilerinin tahliyesine izin vermediği iddiası da yer aldı.
Eski siyasi tutuklu Sepideh Gholian ise Yahu’nun 24 saat hücrede tutulduğu, hijyen ve havalandırmanın yetersiz olduğu, yiyeceklerin kötü olduğu, hareket alanının kısıtlandığı ve mutfağa erişimin bulunmadığı bir koğuşta kaldığını iddia etti. Gholian, Yahu’nun koşulları protesto etmesi üzerine hücre hapsiyle tehdit edildiğini de söyledi. Bu anlatımlar insan hakları savunucularının aktardığı iddialardır ve bağımsız olarak doğrulanmış bulgular değildir.
Yahu’nun davası, İran makamlarının çevrim içi ifadeleri, sembolik protestoları veya muhalif faaliyetleri geniş kapsamlı güvenlik, ahlak ve protesto suçlarıyla ilişkilendirdiği bir dönemde görülüyor. Uluslararası Af Örgütü, 2026’daki çatışmaların başlamasından bu yana keyfi tutuklamalar, hızlandırılmış yargılamalar ve siyasi saiklerle gerçekleştirildiği belirtilen infazlar konusunda uyardı.
Şerif Teknoloji Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği öğrencisi Reza Dalman, kampüsteki bir ağaca içi doldurulmuş bir fare astığı iddiasıyla üniversiteden atıldı ve dört yıl boyunca İran’daki hiçbir üniversitede eğitim görmesi yasaklandı. Haberlerde, bu nesnenin eski dini lider Ali Hamaney için kullanılan alaycı bir protesto lakabına gönderme yaptığı belirtildi. Üniversite, nihai disiplin kararını doğruladı.
Hengaw ise Şerif Üniversitesi’nden yedi öğrencinin okuldan atılma veya yükseköğretimden men edilme riskiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi. Habere göre Dalman’a dört yıl, bazı diğer öğrencilere ise beş yıl eğitim yasağı getirildi.
Şarkıcı Parastoo Ahmadi ile sekiz müzisyen ve prodüksiyon çalışanı, zorunlu başörtüsü olmadan gerçekleştirilen bir performansla bağlantılı davada 74 kırbaç cezasına çarptırıldı. Raporlarda ayrıca iki yıl süreyle yurt dışına çıkma ve sanatsal faaliyetlerde bulunma kısıtlamaları getirildiği aktarıldı.
Bu dava, kültürel ifade biçimlerinin kamu ahlakı kuralları üzerinden yargılanabildiğini gösterirken Yahu’nun dosyası, ulusal güvenlik ve İsrail’le bağlantılı suçlamalar üzerinden şekillendirildi.
Bazı protesto ve ulusal güvenlik davalarında sonuçlar çok daha ağır oldu. Rapçi Mahnam Navab Safavi, “Tanrı’ya karşı savaş açmak”, “düzeni hedef alan propaganda” ile toplantı ve iş birliği suçlamaları da dahil olmak üzere çeşitli suçlardan idam cezası aldı. Savcılığın, protesto sloganlarının duvarlara yazılmasını kamu malına zarar verme olarak değerlendirdiği bildirildi.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, 19 Mart’tan bu yana İran’da ulusal güvenlikle bağlantılı suçlamalar kapsamında en az 56 kişinin infaz edildiğini açıkladı. Bu dosyaların 27’sinin protestolarla bağlantılı olduğu belirtildi. Türk, benzer suçlamalarla 100’den fazla kişinin daha infaz riski altında bulunduğu uyarısında bulundu. Uluslararası Af Örgütü de en az 60 kişinin idam edilme riskiyle karşı karşıya olduğundan endişe edildiğini bildirdi.
Başka bir insan hakları raporunda ise İran makamlarının onlarca protestocuyu, bireysel yargılama ve adil yargılanma güvencelerine ilişkin kaygılara yol açan hızlandırılmış toplu davalarda yargıladığı ve bu süreçlerin çok sayıda idam kararıyla sonuçlandığı aktarıldı.
Yahu’ya verilen ceza, bazı protesto davalarında bildirilen idam kararlarından daha hafif. Ancak davanın konusu olduğu aktarılan eylemler — çevrim içi yorumlar ve sembolik sosyal medya tepkileri — görece sınırlı. İnsan hakları kuruluşlarının davaya önem vermesinin nedeni de bu karşılaştırma.
Dava, İran’daki mevcut atmosferde dijital ifadelerin ve siyasi sempatiyi gösteren sembolik hareketlerin sıradan bir çevrim içi davranış olarak değil, ulusal güvenlik meselesi olarak ele alınabildiğine işaret ediyor.
Yahu’nun dosyasına ilişkin kamuya açık bilgiler eksik; cezaevindeki muameleye dair iddialar da henüz bağımsız biçimde doğrulanmış değil. Bununla birlikte dava, üniversitelerdeki ihraçlar, sanatçılara yönelik cezalar ve protestocular hakkında kullanılan ağır ceza suçlamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, insan hakları kuruluşları ve uluslararası kurumların belgelediği daha geniş baskı tablosunun bir parçasını oluşturuyor.