Cibata el-Haşab, İsrail güçlerinin son dönemde tekrar tekrar operasyon düzenlediği yerlerden biri. Önceki haberlerde kasabaya giriş, geçici kontrol noktaları kurulması, ev aramaları ve başka gözaltı iddiaları yer almıştı.
18 Ağustos’ta Suriye devlet medyası, İdlib vilayetinin doğusundaki Abu el-Duhur askeri hava üssünün sekiz İsrail saldırısının hedefi olduğunu duyurdu. Reuters’ın aktardığı Suriye kaynaklarına göre pist ve depolama tesisleri vuruldu; maddi hasar meydana geldi ancak can kaybı bildirilmedi.
Üssün Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre mesafede bulunması, saldırıyı askeri olduğu kadar siyasi açıdan da hassas hale getirdi. Haberlerde, saldırılardan önce bir Türk heyetinin havaalanını incelediği ve tesisin rehabilitasyonunda ya da burada bir konuşlanmada Türkiye’nin rol üstlenebileceğinin değerlendirildiği belirtildi.
İsrail’in daha sonra yaptığı açıklamaya göre Suriye, Türk güçlerinin üsse konuşlanmasına izin vererek güvenlik konularındaki mevcut “statükoyu” ihlal etme noktasına gelmişti. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ofisi, olası bir Türk konuşlanmasını tehdit olarak gördüğünü ve İsrail’in Suriye’yi daha önce uyardığını açıkladı.
Bu açıklama İsrail’in kendi gerekçesini yansıtıyor; Türk güçlerinin konuşlanmasının yakın ya da kesin olduğunu bağımsız biçimde kanıtlamıyor. Mevcut haberler ayrıca pist, depolama alanları ve bazı altyapı unsurları dışında hasarın toplam boyutunu da netleştirmiyor.
Geniş haber akışı, aynı dönemde Suriye’nin güneyindeki Dera ve Kuneytra kırsalında İsrail’e atfedilen yeni askeri faaliyetlerden söz ediyor. Ancak sunulan kaynaklar, Batı Dera’daki olası topçu ateşinin hasar ve can kaybı bilançosunu güvenilir biçimde ortaya koymuyor. Bu nedenle doğrulanmış kayıp sayısı vermek mümkün değil. Abu el-Duhur saldırısı için mevcut en net bilgi ise can kaybı bildirilmediği yönünde.
Kuneytra’daki baskın, Beşşar Esad hükümetinin Aralık 2024’te düşmesinden bu yana bölgede neredeyse her gün yaşandığı bildirilen İsrail operasyonlarının arka planında gerçekleşti. Kuneytra ve Dera’da baskınlar, ev aramaları, gözaltılar, geçici kontrol noktaları ve yolların kısıtlanması rapor edildi.
Suriye kaynakları ve bölgeyi izleyen kuruluşlar, 1974 Kuvvetlerin Çekilmesi Anlaşması kapsamında oluşturulan ve Birleşmiş Milletler tarafından izlenen tampon bölgeye İsrail güçlerinin ilerlediğini de bildiriyor. Suriye İnsan Hakları Ağı, çoğu Kuneytra’da olmak üzere güney Suriye’de en az dokuz İsrail askeri üssü bulunduğunu belirtti.
Diğer haberlerde tarım arazilerinin zarar gördüğü, siperler ve yollar kazıldığı ve sınır hattına yakın askeri altyapının güçlendirildiği aktarıldı. Faaliyetlerin kapsamı ve nasıl nitelendirileceği kaynaklara göre değişse de ortak tablo, münferit saldırılardan daha kalıcı bir askeri varlığa, kontrol noktalarına ve erişim hatlarına geçiş yaşandığı yönünde.
ABD’nin eleştirisi özellikle dikkat çekti. Washington, İsrail’in bu operasyonunu doğrudan desteklemek yerine gerilimi düşürme çağrısı yaptı. Açıklamalar, saldırının yalnızca Şam’la değil, Ankara’yla ve bu özel operasyon bakımından Washington’la da yeni bir gerilim hattı oluşturduğunu gösterdi.
Suriye, İsrail’in saldırı ve sınır ötesi operasyonlarına karşı BM Güvenlik Konseyi’nin ve uluslararası toplumun güçlü adımlar atmasını istedi. Şam’ın talepleri arasında İsrail’in Aralık 2024’ten sonra girdiği bölgelerden, BM tarafından izlenen tampon bölgenin bazı kesimleri de dahil olmak üzere, çekilmesi ve işgal altındaki Suriye Golan Tepeleri’nden çekilmesi çağrısı bulunuyor.
Şam bu talepleri Suriye’nin egemenliğinin ve 1974 Kuvvetlerin Çekilmesi Anlaşması’nın savunulması olarak sunuyor. İsrail ise genişleyen askeri faaliyetlerini, düşman unsurların veya istikrarı bozabilecek askeri konuşlanmaların sınırına yaklaşmasını engellemeye yönelik bir güvenlik tedbiri olarak gerekçelendiriyor. Mevcut kaynaklar iki tarafın pozisyonlarını ortaya koyuyor; ancak kapsamlı yeni bir uzlaşmaya varıldığını göstermiyor.
Cibata el-Haşab baskını ile Abu el-Duhur saldırıları, aynı büyüyen çatışmanın iki farklı boyutunu ortaya koyuyor. Kuneytra’da büyük bir kara birliği ev aramaları yaptı ve iki kişiyi gözaltına aldı. İdlib’deki saldırı ise İsrail’in Golan sınırından oldukça uzaktaki bir askeri tesisi hedef aldı ve Türkiye’yle doğrudan gerilim yarattı.
Bu iki olay birlikte değerlendirildiğinde, Aralık 2024 sonrası İsrail stratejisinin güney Suriye’de ileri mevziler ve kontrol noktaları kurmayı; baskınlar, gözaltılar ve İsrail’in potansiyel güvenlik tehdidi olarak gördüğü tesislere yönelik saldırılarla birleştirdiği görülüyor. Aynı zamanda üç taraflı bir bölgesel anlaşmazlık da belirginleşiyor: Suriye İsrail operasyonlarının sona ermesini istiyor, Türkiye Suriye’nin güvenlik ve askeri altyapısında rol arıyor, İsrail ise bu rolün sınırları yakınındaki dengeyi değiştirmesini önlemeye çalışıyor. Washington’ın kamuoyu önündeki itirazı, İsrail’in güvenlik gerekçesinin gerilim riskine yönelik kaygıları ortadan kaldırmadığını gösteriyor.