Dolayısıyla aylık göstergedeki düşüş, tüketiciler açısından bir rahatlama anlamına gelmiyor. Fiyatlar daha yavaş da olsa artmaya devam ediyor; geçmiş aylardaki sert zamlar ise hane bütçelerinde kalıcı bir yük oluşturuyor.
Gıda, içecek ve tütün grubunda yıllık karşılaştırmalı fiyat artışı yüzde 128,1 oldu. Ana gıda gruplarının 10’undan en az 8’inde yıllık artış yüzde 100’ü aştı. Başka bir ifadeyle, bu ürünlerin fiyatları bir yıl içinde iki kattan fazla yükseldi.
En sert artışlar şu kalemlerde görüldü:
Gıda fiyatlarındaki bu sıçrama, gelirinin büyük bölümünü mutfak harcamalarına ayıran düşük gelirli haneleri daha fazla etkiliyor. Bu ailelerin tasarruf edebileceği isteğe bağlı harcama kalemleri zaten sınırlı olduğu için, şok çoğu zaman daha az alışveriş yapmak veya daha ucuz ve daha düşük besin değerine sahip ürünlere yönelmek şeklinde ortaya çıkıyor.
İran ekonomisi krize, uzun süredir devam eden uluslararası yaptırımların, uluslararası finansmana sınırlı erişimin ve döviz sıkıntısının baskısı altında girdi. Daha geniş kapsamlı haberlerde, ABD ve İsrail’i içeren çatışmanın tırmanmasıyla ticaret ve deniz taşımacılığında yaşanan aksamaların da ekonomideki baskıyı artırdığı aktarılıyor.
Riyalin değer kaybı da enflasyonu besleyen başlıca kanallardan biri. Yerel para biriminin zayıflaması; ithal gıda, ilaç, hammadde ve diğer girdilerin riyal cinsinden maliyetini yükseltiyor. Açık piyasa verilerine dayanan bir habere göre riyal, 20 Temmuz’da dolar karşısında yaklaşık 1,95 milyon seviyesine gerileyerek yeni bir dip gördü.
Mevcut veriler, fiyat artışlarının tek bir nedenden kaynaklandığını kanıtlamıyor. Yaptırımlar, kur istikrarsızlığı, çatışma kaynaklı tedarik sorunları, ekonomi yönetimi ve arz sıkıntıları birbirini güçlendiren, iç içe geçmiş baskılar olarak öne çıkıyor.
Düşük gelirli aileler için kriz yalnızca aylık faturaların yükselmesi anlamına gelmiyor. Alışveriş sepeti küçülüyor. Haberlerde bazı hanelerin et, tercih ettikleri pirinç, süt ürünleri, yemeklik yağ ve diğer besleyici ürünlerden vazgeçtiği aktarılıyor.
Temel gıdaların gelir içindeki payı, baskının boyutunu açıkça gösteriyor. Asgari ücret ve devlet desteği alan bir çalışan için 1 kilogram kuzu eti aylık gelirin yaklaşık yüzde 10’una, 10 kilogram yerli pirinç ise beşte birinden fazlasına mal olabiliyor.
Daha önceki haberlerde de et, yumurta ve yemeklik yağ gibi bazı temel ürünlerin bir yıl içinde üç kattan fazla pahalandığı, ücretlerin ise fiyat artışlarının gerisinde kaldığı belirtilmişti. Asgari ücrette bildirilen yüzde 60’lık artış, temel harcamalar daha hızlı yükselirken alım gücünü yeniden tesis etmeye yetmeyebilir.
Ücret ve emekli aylıkları değer kaybettikçe, haneler temel ihtiyaçlarını karşılamak için krediye ve borca daha fazla başvuruyor. İran’daki ekonomik haberlere atıf yapan bir haberde, mutlak yoksulluk sınırının altında yaşayanların sayısının yaklaşık 16 milyondan 34 milyona çıktığı öne sürüldü. Ancak bu rakam, mevcut kaynaklarda bağımsız biçimde doğrulanmış bir sayım değil, aktarılan bir tahmin niteliğinde.
Başka haberlerde de çalışanların artan borç yükü taşıdığı ve gıda ile günlük ihtiyaçlarını krediyle karşıladığı belirtiliyor. Bu yöntem kısa vadede tüketimi sürdürmeye yardımcı olsa da gelecekte elde edilecek gelirin bugünden harcanması anlamına geliyor.
Resmî işsizlik verileri, istikrarlı bir işe erişemeyen herkesin durumunu yansıtmayabilir. İş aramaktan vazgeçen kişiler standart işsizlik hesaplamasında aktif iş arayanlar arasında yer almayabilir. Bu durum, ekonomik olarak güvencesiz kalmaya devam ettikleri hâlde işsiz görünmemelerine yol açar ve genellikle gizli işsizlik ya da iş aramaktan vazgeçenlerin işsizliği olarak tanımlanır.
Mevcut materyal bu ölçüm boşluğunun varlığına işaret ediyor, ancak ülke genelindeki gizli işsizliğin boyutuna ilişkin güvenilir bir rakam sunmuyor. Bu ayrım önemli: Resmî işsizlik oranının görece düşük olması, hanelerin yeterli işe, çalışma saatine veya gelire sahip olduğu anlamına gelmeyebilir.
İran’da hanelere nakit sübvansiyonların yanı sıra elektronik gıda kuponları da sağlanıyor. Ancak haberlerde bu yardımların ayda yalnızca birkaç dolar değerinde kaldığı aktarılıyor. Bazı belirlenmiş mağazaların, devlet tarafından geri ödemeleri yapılmadığı gerekçesiyle kuponları kabul etmediğine ilişkin haberler de yayımlandı. Bazı alıcıların desteklerinin kesildiği veya askıya alındığı da öne sürüldü.
Mevcut kanıtlar, gıda kuponlarının ülke genelinde ve tüm alıcılar için askıya alındığını kesin biçimde göstermiyor. Daha net görünen sonuç, fiyatların yıllık bazda yüzde 100’ün üzerinde arttığı bir dönemde sosyal desteğin hem yetersiz hem de bazı durumlarda kullanımı belirsiz veya güvenilmez kaldığıdır.
Esnaf, enflasyon baskısını satışın diğer tarafında yaşıyor. Müşteriler alışverişlerini veresiye veya taksitle yapmak istiyor; ancak toptan fiyatlar iki sipariş arasında bile yükseldiğinde, işletmeler zarar etme riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Daha sonraki haberlerde İran’daki şirketlerin giyim, cep telefonu, ev ihtiyaçları ve seyahat gibi ürünlerde “şimdi al, sonra öde” kampanyalarını yaygınlaştırdığı aktarıldı. Bu modeller müşterinin alışverişi bugün tamamlamasına yardımcı olabilir, ancak ürünleri ucuzlatmaz; maliyeti gelecekteki gelirlere taşır.
Kısa vadede, gıda enflasyonu, riyaldeki istikrarsızlık, çatışma kaynaklı tedarik sorunları, yaptırım baskısı ve gelir desteklerinin zayıflığı aynı anda hafiflemediği sürece alım gücündeki erimenin sürmesi bekleniyor. Aylık enflasyonun yavaşlaması, hane bütçelerinde birikmiş zararı tek başına tersine çevirmeye yetmiyor.
Aileler açısından olası sonuçlar daha ucuz gıdaya yönelme, beslenme kalitesinde düşüş, daha fazla borçlanma ve yoksulluk sınırının altına inen hane sayısında artış olarak sıralanıyor. Esnaf açısından ise müşterilere ödeme kolaylığı sunarken hızla değişen yenileme maliyetlerinin riskini üstlenmek temel sorun olmaya devam ediyor.
Tir verileri bu nedenle yalnızca yüksek bir enflasyon oranını göstermiyor. Temel gıda fiyatlarının genel ortalamadan çok daha hızlı arttığı; ücret, emekli aylığı, sübvansiyon ve istihdamın ise ailelere güvenilir bir tampon sağlayamadığı bir ekonomiye işaret ediyor.
Dolayısıyla aylık göstergedeki düşüş, tüketiciler açısından bir rahatlama anlamına gelmiyor. Fiyatlar daha yavaş da olsa artmaya devam ediyor; geçmiş aylardaki sert zamlar ise hane bütçelerinde kalıcı bir yük oluşturuyor.
Gıda, içecek ve tütün grubunda yıllık karşılaştırmalı fiyat artışı yüzde 128,1 oldu. Ana gıda gruplarının 10’undan en az 8’inde yıllık artış yüzde 100’ü aştı. Başka bir ifadeyle, bu ürünlerin fiyatları bir yıl içinde iki kattan fazla yükseldi.
En sert artışlar şu kalemlerde görüldü:
Gıda fiyatlarındaki bu sıçrama, gelirinin büyük bölümünü mutfak harcamalarına ayıran düşük gelirli haneleri daha fazla etkiliyor. Bu ailelerin tasarruf edebileceği isteğe bağlı harcama kalemleri zaten sınırlı olduğu için, şok çoğu zaman daha az alışveriş yapmak veya daha ucuz ve daha düşük besin değerine sahip ürünlere yönelmek şeklinde ortaya çıkıyor.
İran ekonomisi krize, uzun süredir devam eden uluslararası yaptırımların, uluslararası finansmana sınırlı erişimin ve döviz sıkıntısının baskısı altında girdi. Daha geniş kapsamlı haberlerde, ABD ve İsrail’i içeren çatışmanın tırmanmasıyla ticaret ve deniz taşımacılığında yaşanan aksamaların da ekonomideki baskıyı artırdığı aktarılıyor.
Riyalin değer kaybı da enflasyonu besleyen başlıca kanallardan biri. Yerel para biriminin zayıflaması; ithal gıda, ilaç, hammadde ve diğer girdilerin riyal cinsinden maliyetini yükseltiyor. Açık piyasa verilerine dayanan bir habere göre riyal, 20 Temmuz’da dolar karşısında yaklaşık 1,95 milyon seviyesine gerileyerek yeni bir dip gördü.
Mevcut veriler, fiyat artışlarının tek bir nedenden kaynaklandığını kanıtlamıyor. Yaptırımlar, kur istikrarsızlığı, çatışma kaynaklı tedarik sorunları, ekonomi yönetimi ve arz sıkıntıları birbirini güçlendiren, iç içe geçmiş baskılar olarak öne çıkıyor.
Düşük gelirli aileler için kriz yalnızca aylık faturaların yükselmesi anlamına gelmiyor. Alışveriş sepeti küçülüyor. Haberlerde bazı hanelerin et, tercih ettikleri pirinç, süt ürünleri, yemeklik yağ ve diğer besleyici ürünlerden vazgeçtiği aktarılıyor.
Temel gıdaların gelir içindeki payı, baskının boyutunu açıkça gösteriyor. Asgari ücret ve devlet desteği alan bir çalışan için 1 kilogram kuzu eti aylık gelirin yaklaşık yüzde 10’una, 10 kilogram yerli pirinç ise beşte birinden fazlasına mal olabiliyor.
Daha önceki haberlerde de et, yumurta ve yemeklik yağ gibi bazı temel ürünlerin bir yıl içinde üç kattan fazla pahalandığı, ücretlerin ise fiyat artışlarının gerisinde kaldığı belirtilmişti. Asgari ücrette bildirilen yüzde 60’lık artış, temel harcamalar daha hızlı yükselirken alım gücünü yeniden tesis etmeye yetmeyebilir.
Ücret ve emekli aylıkları değer kaybettikçe, haneler temel ihtiyaçlarını karşılamak için krediye ve borca daha fazla başvuruyor. İran’daki ekonomik haberlere atıf yapan bir haberde, mutlak yoksulluk sınırının altında yaşayanların sayısının yaklaşık 16 milyondan 34 milyona çıktığı öne sürüldü. Ancak bu rakam, mevcut kaynaklarda bağımsız biçimde doğrulanmış bir sayım değil, aktarılan bir tahmin niteliğinde.
Başka haberlerde de çalışanların artan borç yükü taşıdığı ve gıda ile günlük ihtiyaçlarını krediyle karşıladığı belirtiliyor. Bu yöntem kısa vadede tüketimi sürdürmeye yardımcı olsa da gelecekte elde edilecek gelirin bugünden harcanması anlamına geliyor.
Resmî işsizlik verileri, istikrarlı bir işe erişemeyen herkesin durumunu yansıtmayabilir. İş aramaktan vazgeçen kişiler standart işsizlik hesaplamasında aktif iş arayanlar arasında yer almayabilir. Bu durum, ekonomik olarak güvencesiz kalmaya devam ettikleri hâlde işsiz görünmemelerine yol açar ve genellikle gizli işsizlik ya da iş aramaktan vazgeçenlerin işsizliği olarak tanımlanır.
Mevcut materyal bu ölçüm boşluğunun varlığına işaret ediyor, ancak ülke genelindeki gizli işsizliğin boyutuna ilişkin güvenilir bir rakam sunmuyor. Bu ayrım önemli: Resmî işsizlik oranının görece düşük olması, hanelerin yeterli işe, çalışma saatine veya gelire sahip olduğu anlamına gelmeyebilir.
İran’da hanelere nakit sübvansiyonların yanı sıra elektronik gıda kuponları da sağlanıyor. Ancak haberlerde bu yardımların ayda yalnızca birkaç dolar değerinde kaldığı aktarılıyor. Bazı belirlenmiş mağazaların, devlet tarafından geri ödemeleri yapılmadığı gerekçesiyle kuponları kabul etmediğine ilişkin haberler de yayımlandı. Bazı alıcıların desteklerinin kesildiği veya askıya alındığı da öne sürüldü.
Mevcut kanıtlar, gıda kuponlarının ülke genelinde ve tüm alıcılar için askıya alındığını kesin biçimde göstermiyor. Daha net görünen sonuç, fiyatların yıllık bazda yüzde 100’ün üzerinde arttığı bir dönemde sosyal desteğin hem yetersiz hem de bazı durumlarda kullanımı belirsiz veya güvenilmez kaldığıdır.
Esnaf, enflasyon baskısını satışın diğer tarafında yaşıyor. Müşteriler alışverişlerini veresiye veya taksitle yapmak istiyor; ancak toptan fiyatlar iki sipariş arasında bile yükseldiğinde, işletmeler zarar etme riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Daha sonraki haberlerde İran’daki şirketlerin giyim, cep telefonu, ev ihtiyaçları ve seyahat gibi ürünlerde “şimdi al, sonra öde” kampanyalarını yaygınlaştırdığı aktarıldı. Bu modeller müşterinin alışverişi bugün tamamlamasına yardımcı olabilir, ancak ürünleri ucuzlatmaz; maliyeti gelecekteki gelirlere taşır.
Kısa vadede, gıda enflasyonu, riyaldeki istikrarsızlık, çatışma kaynaklı tedarik sorunları, yaptırım baskısı ve gelir desteklerinin zayıflığı aynı anda hafiflemediği sürece alım gücündeki erimenin sürmesi bekleniyor. Aylık enflasyonun yavaşlaması, hane bütçelerinde birikmiş zararı tek başına tersine çevirmeye yetmiyor.
Aileler açısından olası sonuçlar daha ucuz gıdaya yönelme, beslenme kalitesinde düşüş, daha fazla borçlanma ve yoksulluk sınırının altına inen hane sayısında artış olarak sıralanıyor. Esnaf açısından ise müşterilere ödeme kolaylığı sunarken hızla değişen yenileme maliyetlerinin riskini üstlenmek temel sorun olmaya devam ediyor.
Tir verileri bu nedenle yalnızca yüksek bir enflasyon oranını göstermiyor. Temel gıda fiyatlarının genel ortalamadan çok daha hızlı arttığı; ücret, emekli aylığı, sübvansiyon ve istihdamın ise ailelere güvenilir bir tampon sağlayamadığı bir ekonomiye işaret ediyor.