İran Dışişleri Bakanı, ABD’nin olası saldırılarının “orantılı bir karşılıkla” yanıtlanacağını söyledi. İran’a yakın medya kuruluşları da ülke içindeki enerji tesislerine yönelik saldırıların, başka ülkelerdeki enerji sahalarına karşı misilleme doğuracağı uyarısında bulundu .
İran makamları 1 Ağustos’ta, ABD’nin kritik enerji altyapısını vurması halinde karşılık verileceğini açıklayarak “savaş alevleri” uyarısı yaptı . Başmüzakereci Mohammad Bagher Ghalibaf ise 22 Temmuz’da, İran’ın güvenliği garanti altına alınmadığı sürece “hiçbir altyapının güvende olmayacağını” belirtti .
Bu açıklamalar, enerji ihracatı ve deniz taşımacılığı açısından kritik öneme sahip Körfez bölgesindeki tesislerin, İran ile ABD arasındaki çatışmada baskı unsuru haline getirilebileceği anlamına geliyor. Tahran aynı zamanda Körfez ülkelerini Washington üzerinde etkili olmaya zorlamaya çalışıyor.
ABD ve İsrail, 28 Şubat’ta İran’a ortak hava saldırıları başlattı. ABD’nin “Operation Epic Fury”, İsrail’in ise “Lion’s Roar” adıyla anılan operasyonları, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesiyle sonuçlandı ve bölge genelinde geniş çaplı füze ve insansız hava aracı saldırılarını tetikledi .
Çatışma daha sonra bölgesel bir savaşa dönüştü. İran içinde ABD ve İsrail hava operasyonları sürerken İran da Körfez ülkeleri, ABD’ye ait askeri tesisler ve bölgedeki çeşitli hedeflere saldırılar düzenledi. Hürmüz Boğazı’ndan deniz trafiği büyük ölçüde aksadı; İran boğazı mart ayında kapattı . Hürmüz, dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olduğu için bölgedeki her yeni saldırı küresel petrol ve deniz taşımacılığı üzerinde baskı oluşturuyor.
ABD ve İran, 17-18 Haziran’da Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğunda İslamabad Mutabakatı adı verilen 14 maddelik bir çerçeve üzerinde uzlaştı. Mutabakat, geçici ateşkesin yanı sıra nihai anlaşmanın müzakere edilmesi için 60 günlük bir takvim öngörüyordu .
Ancak çerçeve kısa sürede tıkandı. Başkan Yardımcısı JD Vance, uygulama görüşmeleri için İsviçre’ye yapması planlanan ziyareti 18 Haziran’da devam eden gerilimleri gerekçe göstererek iptal etti . Böylece mutabakat kalıcı bir barışa dönüşmedi ve 60 günlük süre nihai bir anlaşmayla sonuçlanmadı.
İran, 28 Şubat’tan itibaren Hürmüz Boğazı’ndaki normal deniz taşımacılığını fiilen durdurdu. ABD ise 13 Nisan-29 Mayıs tarihleri arasında İran limanlarına abluka uyguladı . Haziran mutabakatında boğazın yeniden açılması için adımlar atılması öngörülse de taraflar arasındaki görüşmeler halen sonuçsuz.
İran, 60 günlük sürenin ardından boğazdan geçiş yapan gemilerden ücret alabileceği tehdidinde bulundu. Bu durum, ateşkes çerçevesi ile deniz güvenliği ve ticari seyrüsefer arasındaki bağlantının ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor .
JD Vance, Hamaney’in öldürülmesinin ardından İran’da yaşanan iktidar mücadelesinin kalıcı bir anlaşma yapılmasını zorlaştırdığı görüşünde. Hamaney’in oğlu Mojtaba Hamaney’in tartışmalı biçimde halef olarak öne çıkması; Devrim Muhafızları, yeni siyasi yönetim ve dinî kurumlar arasındaki ayrışmalar, Washington’ın Tahran’ın herhangi bir taahhüdü uygulayıp uygulayamayacağı konusunda şüphe duymasına neden oluyor .
Vance’ın Cenevre görüşmesine gitmemesi ve İran’ın verdiği sözleri yerine getirme kapasitesine dair kamuoyu önünde kuşku belirtmesi, ABD tarafındaki güvensizliğin başlıca işaretleri arasında gösteriliyor .
Başkan Trump, 28 Temmuz 2026 civarında İran’ın enerji ağını hedef alma tehdidinde bulundu ve İran enerji altyapısını “büyük ölçekte havaya uçuracağını” söyledi . Bu açıklama, temmuz sonunda tırmanan ABD-İran çatışmasının ortasında geldi. ABD güçleri 21 Temmuz’da İran’ın güneyindeki hedefleri vurmuştu .
Trump 1 Ağustos’ta ise hızlı bir anlaşmaya ulaşma umuduyla yeni saldırıları şimdilik durduracağını açıkladı . Bununla birlikte diplomasi için sürenin kısa olduğunu ve İran’ın enerji tesislerine yönelik saldırı seçeneğinin tamamen masadan kalkmadığını belirtti. İran’ın Körfez ülkelerine yönelik son tehditleri de bu geçici saldırı molasının hemen ardından geldi.
Reuters’ın görüştüğü Körfez yetkilileri ve analistlere göre İran, askeri gücün tek başına sonuç vermediği noktada bölgenin ticaret rotalarını, deniz yollarını ve enerji altyapısını baskı araçlarına dönüştürerek Washington’ı yıpratmaya çalışıyor . Tahran’ın hesabı, krizi kontrol altında tutmanın maliyetini İran’ın Hürmüz Boğazı’na ilişkin taleplerini kabul etmenin maliyetinden daha yüksek hale getirmek.
5-6 Ağustos’taki tehdit bu stratejinin son adımı olarak görülüyor. Bir yanda Trump’ın 28 Temmuz’daki enerji ağı tehdidi ve 1 Ağustos’taki geçici saldırı molası, diğer yanda sonuçsuz kalan 18 Haziran mutabakatı ve Vance’ın İran yönetimine dair güvensizliği bulunuyor. İran, Körfez ülkelerinin Washington üzerindeki etkisini kullanarak ABD’yi müzakere masasına döndürmeye çalışırken, saldırıların yeniden başlaması ihtimaline karşı daha geniş bir bölgesel çatışmanın zeminini de hazırlıyor .