Mahkemenin değerlendirmesi, WuXi’nin Çin’le hiçbir bağlantısının bulunmadığı veya Pentagon’un şirketi hiçbir koşulda sınıflandıramayacağı anlamına gelmiyor. Asıl soru, bu özel sınıflandırmayı desteklemek için kullanılan kanıtların doğru okunup okunmadığı ve WuXi’nin Çin’in askeri yapısıyla bağlantılı bir şirket sayılmasını sağlayacak ölçüde yeterli olup olmadığıydı.
Savunma Bakanlığı, WuXi’nin listeye alınmasını desteklemek için devlet bağlantılı bir yatırım fonunu, Çinli üniversitelerle yürütülen araştırmaları ve Çin Halk Kurtuluş Ordusu’na (PLA) bağlı bir hastaneyle ilişkilendirilen çalışmaları gündeme getirdi. Karara ilişkin haberlerde Boasberg’in, yetkililerin bu kayıtların bazı bölümlerini tekrar tekrar yanlış okuduğu veya olduğundan daha güçlü gösterdiği aktarıldı.
Uyuşmazlığın en dikkat çekici noktalarından biri, Çin havacılık ve savunma şirketi AVIC ile bağlantılı bir yatırım fonuna ilişkin yüzde 5,32 oranıydı.
Bu oran, fon portföyünün yüzde 5,32’sinin WuXi hisselerine ayrıldığını gösteriyordu. Fonun ya da AVIC’nin WuXi AppTec’in yüzde 5,32’sine sahip olduğu anlamına gelmiyordu. Portföydeki bir varlığın ağırlığını, şirket üzerindeki doğrudan veya dolaylı mülkiyet payı gibi değerlendirmek Pentagon’un bağlantı iddiasını olduğundan daha güçlü gösterebilirdi.
Mahkeme ayrıca Savunma Bakanlığı’nın Çinli üniversiteler, Çin’in savunma düzenleyicileriyle ilişkilendirilen kurumlar ve bir PLA hastanesiyle bağlantılı araştırma ve laboratuvar çalışmalarını nasıl nitelendirdiğini de inceledi.
Buradaki mesele yalnızca bu kurumların varlığı veya ilgili çalışmaların yapılmış olması değildi. Önemli olan, belgelerin WuXi’nin kendisinin gerekli yasal ölçütleri karşılayan bir ilişkiye sahip olduğunu gerçekten gösterip göstermemesiydi.
Boasberg’in yaklaşımı, belgelerdeki olgularla Pentagon’un bu olgulardan çıkardığı sonuçlar arasındaki boşluğa odaklandı. Karara ilişkin haberlerde, Savunma Bakanlığı’nın gerekçelerinin mevcut kayıtlardan uzaklaşmış ve WuXi ile Çin’in askeri sistemi arasında yeterince desteklenmiş bir bağ kuramamış göründüğü belirtildi.
İhtiyati tedbir kararı için yalnızca hukuki iddianın makul bulunması yeterli değil. Mahkeme, WuXi’nin sınıflandırma nedeniyle karşı karşıya kaldığını söylediği ticari ve itibar zararlarını da değerlendirdi.
Şirket, bazı müşterilerin ve tedarikçilerin sözleşmeleri iptal ettiğini, uzun süredir devam eden iş ilişkilerini sonlandırdığını veya faaliyetlerini rakiplere kaydırdığını gösteren kanıtlar sundu. Boasberg, “Çile mektubu” anlamındaki “scarlet letter” benzetmesiyle sınıflandırmanın itibar üzerindeki etkisine dikkat çekti. Yargıç, daha sonra kazanılacak bir davanın bu tür itibar ve ticari zararları tamamen telafi edemeyebileceğini vurguladı.
Section 1260H listesi, geleneksel anlamda bir yaptırım programı değil. Ancak pratik sonuçları oldukça ciddi. Pentagon’un listede yer alan şirketlerle doğrudan sözleşme yapmasına getirilen kısıtlamaların yanı sıra, hükümetin bu şirketlerin ürün veya hizmetlerini üçüncü taraflar üzerinden temin etmesine yönelik kısıtlamaların da 2027’den itibaren devreye girmesi planlanıyor.
Listeye alınmanın BIOSECURE Act bakımından da sonuçları bulunuyor. Mevcut düzenlemeye ilişkin haberlerde, Pentagon listesindeki şirketlerin yasa kapsamına girdiği ve bazı mevcut sözleşmeler için geçiş süresi öngörüldüğü belirtildi.
WuXi AppTec, merkezi Çin’de bulunan ve ilaç ile yaşam bilimleri şirketlerine araştırma, geliştirme ve üretim hizmetleri sunan küresel bir hizmet sağlayıcısı. Şirketin ABD’deki müşterileri ve ticari ilişkileri, Pentagon sınıflandırmasının neden yalnızca Çin’le sınırlı bir etki yaratmadığını açıklıyor.
Bununla birlikte mahkeme, WuXi’nin ABD’yle olan ticari bağlarının onu denetimden muaf kılacak kadar “Amerikan” olduğu yönünde bir karar vermedi. Karar, Çinli biyoteknoloji şirketlerine yönelik ABD politikasını genel olarak geçersiz de saymadı. İncelenen dar hukuki mesele, Pentagon’un bu sınıflandırmayı doğru ve yeterli bir kanıt dosyasına dayandırıp dayandırmadığıydı.
WuXi AppTec, Alibaba, Baidu ve BYD gibi başka tanınmış Çinli şirketlerle birlikte Section 1260H listesinde yer aldı. Ancak WuXi lehine verilen ihtiyati tedbir diğer şirketlere otomatik olarak uygulanmıyor. Boasberg’in kararı doğrudan yalnızca WuXi AppTec’i koruyor.
Alibaba ve BYD’nin kendi sınıflandırmalarına karşı hukuki mücadele yürüttüğü aktarıldı. Bu davaların sonucu ise her şirketin delil dosyasına, hukuki iddialarına ve Pentagon’un ilgili sınıflandırma için sunduğu gerekçelere bağlı olacak.
WuXi AppTec’in kazandığı şey nihai hüküm değil, ihtiyati tedbir. Karar, dava devam ederken Pentagon’un sınıflandırmayı uygulamasını durduruyor; şirketin Section 1260H listesinden kesin olarak çıkarıldığı anlamına gelmiyor.
Hükümet davayı sürdürme, karara itiraz etme veya daha eksiksiz ve doğru yorumlanmış bir kanıt dosyasıyla sınıflandırmayı savunmaya çalışma hakkını koruyor. Ana dava sonunda sınıflandırmanın iptal edilip edilmeyeceği, değiştirilip değiştirilmeyeceği veya onanıp onanmayacağı belirlenecek.
Şimdilik kararın en önemli mesajı şu: Section 1260H kapsamındaki sınıflandırmalar mahkeme denetimine tabi ve Pentagon’un vardığı sonuçları destekleyen somut bir kanıt dosyası sunması gerekiyor. Boasberg, WuXi davasında görünen maddi hatalar ve acil ticari zarar nedeniyle uygulamayı durdurdu.
WuXi davası, Pentagon’un askeri bağlantılı şirket sınıflandırmalarına karşı daha önce açılan Xiaomi ve Hesai Technology davalarının ardından geldi. Bu davalar, mahkemelerin hükümetin listeleme kararlarını yeterli kanıta ve gerekçeli kurum açıklamalarına dayandırmasını beklediğini gösteren örnekler olarak anıldı.
WuXi AppTec’in davanın tamamını kazanıp kazanmayacağı ise hâlâ belirsiz. Şimdilik şirket, Pentagon’un “Çinli askeri şirket” etiketinin doğrudan etkilerinden geçici koruma elde etmiş durumda. Dava dosyasının merkezinde artık yalnızca WuXi’nin Çin’le bağlantıları değil, hükümetin bu bağlantıları desteklemek için kullandığı kanıtları ne kadar doğru yorumladığı da bulunuyor.