Buradaki kritik ayrım şu: 284.300 sayısı, tüm bu sistemlerin 2025 içinde yeni bulaştığı anlamına gelmiyor. Daha gelişmiş tespit yöntemleri, daha önce fark edilmeyen ele geçirilmiş cihazları da görünür hâle getirmiş olabilir. Yine de veri, Singapur’daki savunma ekiplerinin ne kadar büyük bir tehdit altyapısıyla karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.
Rapora göre kötü amaçlı yazılım hizmeti modeli, suçluların her aracı sıfırdan geliştirmeden saldırı kapasitesine erişmesini sağlıyor. Evlerde ve işletmelerde kullanılan, yanlış yapılandırılmış veya güncellenmemiş yönlendiriciler gibi tüketici IoT cihazları da botnet operatörleri için geniş bir hedef havuzu oluşturuyor.
CSA ayrıca birçok kuruluşta güncellenmemiş yönlendiricilerin hedef alındığı saldırılar tespit etti. Saldırganların bu olaylarda yetkisiz yönetici hesapları oluşturduğu ve sonraki güvenlik güncellemelerinden sonra da varlığını sürdürebilecek araçlar yüklediği bildirildi.
Bu riski azaltmak amacıyla Singapur’da satılan konut tipi yönlendiricilerin, 2027 sonuna kadar Siber Güvenlik Etiketleme Programı Seviye 2 şartlarını karşılaması planlanıyor. Düzenleme, aksi hâlde daha büyük botnet ağlarına katılabilecek veya saldırganlar için giriş noktası oluşturabilecek cihazlarda asgari güvenlik seviyesini yükseltmeyi amaçlıyor.
Rapor, yapay zekânın giderek karmaşıklaşan ve yapay zekâ destekli tehdit ortamının bir parçası hâline geldiğini belirtiyor. Bu teknoloji saldırganların ikna edici mesajlar ve sentetik içerikler üretmesini hızlandırıp ölçeklendirebiliyor. Singapur makamları da deepfake gibi manipüle edilmiş içeriklerin kullanıldığı dolandırıcılıklara karşı uyarıda bulundu.
Bunun pratik sonucu, kullanıcıların ve kurumların yalnızca bariz yazım hatalarına, düşük kaliteli görsellere veya kötü yazılmış sahte mesajlara güvenerek korunamayacak olması. Olağandışı para transferi ve erişim talepleri güvenilir kanallardan doğrulanmalı; hesaplarda güçlü kimlik doğrulama kullanılmalı ve bir cihaz ya da hesabın ele geçirilmesi durumunda zararın büyümesini önleyecek erişim sınırları uygulanmalı.
Bildirilen kimlik avı girişimleri yaklaşık beşte bir oranında geriledi. Vaka sayısı 2024’te yaklaşık 6.100 iken 2025’te 4.800’e düştü.
Ancak bu rakamlar yalnızca yetkililere bildirilen olayları ölçüyor; gerçekleşen tüm kimlik avı girişlerini kapsamıyor. Öte yandan yapay zekâ, taklit ve dolandırıcılık girişimlerini daha ikna edici hâle getirebilir. Bu nedenle geleneksel saldırıların bildirim hacmi düşse bile saldırıların niteliği ve başarı ihtimali değişebilir.
Eldeki kaynaklar, 2025’te en çok taklit edilen sektörler veya yabancı kurumlar için güvenilir ve kesin bir sıralama sunmuyor. Bu nedenle bu grupları kesin biçimde listelemek mümkün değil.
Fidye yazılımı vakaları 2024’teki 159 seviyesinden 2025’te 165’e yükseldi. Küçük ve orta ölçekli işletmeler orantısız biçimde etkilendi. Bu durum, daha sınırlı kaynaklarla kapsamlı siber savunma kurmaya çalışan KOBİ’lerin karşılaştığı zorlukları yansıtıyor.
KOBİ’ler açısından çıkarılacak ders oldukça pratik: düzenli güncelleme, test edilmiş yedekler, güçlü erişim kontrolleri ve önceden prova edilmiş olay müdahale planları başarılı bir saldırının sonuçlarını sınırlayabilir. Dayanıklılık yalnızca her saldırıyı önleyebilmekle değil, olayın ne kadar hızlı kontrol altına alındığı ve temel hizmetlerin ne kadar çabuk geri getirildiğiyle de ilgili.
2025’teki en önemli olaylardan biri, gelişmiş kalıcı tehdit aktörü UNC3886’nın Singapur’un dört büyük telekomünikasyon operatörünün tamamına sızmayı denemesi oldu. Singapur, buna karşı Operation Cyber Guardian adlı operasyonu başlattı. Operasyon, mevcut kaynaklarda ülkenin en büyük koordineli siber olay müdahalesi olarak tanımlanıyor.
Tehdit, telekomünikasyon hizmetlerinde bildirilen bir kesinti yaşanmadan ve müşteri verilerinin ele geçirildiğine dair kanıt bulunmadan kontrol altına alındı.
Olay, kritik altyapının neden sıradan kurumsal bilişim sistemlerinden farklı değerlendirildiğini gösteriyor. Telekomünikasyon, enerji, finans veya sağlık altyapısındaki bir ihlal, tek bir kuruluşun sınırlarını aşan sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle operatörler ile kamu kurumları arasındaki koordinasyon kritik önem taşıyor.
Singapur’un kritik bilgi altyapısı çerçevesi 11 sektörü kapsıyor:
Singapur Siber Güvenlik Ajansı, kritik bilgi altyapısı sahiplerinin 2027 sonuna kadar Cyber Trust Mark Seviye 5 sertifikası almasını zorunlu kılacak. Genişletilen sertifikasyon çerçevesi yalnızca geleneksel bilişim kontrollerine değil; bulut güvenliği, operasyonel teknoloji güvenliği ve yapay zekâ güvenliğine de odaklanıyor.
Bu yaklaşım, korumayı yalnızca belirlenmiş tek bir sistemle sınırlamak yerine, o sistemle bağlantılı ağları, tedarikçileri ve diğer bileşenleri de kapsıyor. Açığa çıkan yönlendiricilerin, bulut hizmetlerinin veya operasyonel teknoloji sistemlerinin daha değerli ortamlara geçiş noktası olarak kullanılabildiği düşünüldüğünde bu kapsam genişlemesi önem taşıyor.
Singapur Siber Güvenlik Ajansı’nın kurucu başkanı ve Siber Güvenlik Komiseri David Koh, her iki görevinden de 1 Temmuz 2026’da emekli oldu. Koh’nun yerine Gwenda Fong getirildi.
Bu değişiklik, 2025/2026 raporunun incelediği dönemin sonrasına denk geliyor. Dolayısıyla liderlik değişimi, 2025’teki tehdit verilerinin bir sonucu olarak değil, Singapur’un siber dayanıklılık çalışmalarının yeni aşamasına eşlik eden bir geçiş olarak değerlendirilmeli.
Raporun ana mesajı yalnızca Singapur’da daha fazla siber saldırı yaşandığı değil. Daha önemli nokta, saldırı ekosisteminin ölçeklenmesinin kolaylaşması ve saldırıların fark edilmesinin zorlaşması. Aynı zamanda ülkenin tespit ve müdahale kapasitesi de daha etkin hâle geliyor.
Üç sonuç öne çıkıyor:
Sonuç olarak Singapur’un siber güvenlik stratejisi; görünürlük, koordineli müdahale ve uygulanabilir standartlar üzerine kuruluyor. Ancak günlük güvenlik uygulamaları da aynı derecede önemli: güncellenmeyen bir yönlendirici veya yeterince korunmayan küçük bir işletme, bütün ekosistemin en zayıf halkasına dönüşebilir.