'Çipflasyon' tüketici pazarını sıkıştırırken, genel yarı iletken sektörü yapay zeka altyapısının inşasıyla beslenen tarihi bir süper döngü yaşıyor. UBS analisti Nicolas Gaudois, dağıtım kâr marjlarını da içeren geniş bir ölçüt olan küresel yarı iletken kanal sevkiyat gelirinin 2026'da bir önceki yıla göre %118 artışla 1,62 trilyon dolara, 2027'de ise %46 daha artarak 2,38 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor . UBS bu durumu "nesillik bir yarı iletken patlaması" olarak nitelendiriyor
. Bellek çipleri bu büyümenin merkezinde yer alıyor ve gelirlerin 2026'da %318'lik inanılmaz bir artışla 961 milyar dolara fırlaması bekleniyor
.
Sermaye yoğun bu patlama, çipleri üreten makinelere de taşıyor. UBS analisti Timothy Arcuri, yonga levha üretim ekipmanları (WFE) sektörünün, gelirleri 2028 yılına kadar 250 milyar dolara taşıyabilecek bir "mega döngüye" girdiğini savunuyor . Bankanın temel senaryosu, WFE gelirlerinin 2026'da bir önceki yıla göre %27 artışla 147 milyar dolara ulaşacağını gösteriyor
. Bu beklenti, UBS'i Wall Street'teki en iyimser kurumlardan biri yapıyor; zira SEMI ve Citi gibi diğer kuruluşlar 2027-2028 için 150 ila 190 milyar dolar aralığında daha muhafazakâr WFE rakamları öngörüyor
.
Tüketici fiyatları üzerindeki etki şimdiden somutlaşıyor. Araştırma firması Gartner, birleşik DRAM ve SSD fiyatlarının 2026'nın sonuna kadar %130 artacağını tahmin ediyor . Bellek, bir cihazın malzeme maliyeti içinde daha da büyük bir paya sahip olurken, bu maliyet şoku doğrudan alışveriş yapanlara yansıyor. Gartner, bu yıl bilgisayarların ortalama satış fiyatlarının %17, akıllı telefonların ise %13 oranında artacağını öngörüyor
. Artan fiyatların talebi düşürmesi ve küresel bilgisayar sevkiyatlarının %10,4, akıllı telefon sevkiyatlarının ise %8,4 oranında gerilemesi bekleniyor
. Örneğin Samsung'un Galaxy Book 6 Pro dizüstü bilgisayarı, bir önceki modeline göre %25 daha yüksek bir fiyatla piyasaya sürüldü
.
Bu yüksek maliyetli ortamda, kurumsal stratejiler birbirinden ayrışıyor. Çinli markalar ve Samsung Electronics, kâr marjlarını korumak için akıllı telefon fiyatlarını şimdiden artırdı . Apple ise farklı bir yol izliyor. DRAM envanteri stoklayarak ve muazzam tedarik zinciri gücü ile yüksek fiyatlandırma avantajını kullanarak, artan bileşen maliyetlerini iPhone fiyatlarına yansıtmamayı kabul ediyor. Bu hamle, aynı stratejiyi karşılayamayacak rakiplerinden pazar payı kapmak için doğrudan bir atak anlamına geliyor
.
Bu baskı tüm elektronik sektörüne yayılıyor. Sony ve diğer televizyon ile beyaz eşya üreticileri, artan bellek maliyetleri karşısında sıkışmış durumda. Bu şirketler, bellek kaynaklı maliyet artışını dengelemek için ekran ve sensör üreticileri gibi diğer bileşen tedarikçilerine fiyatlarını düşürmeleri için baskı yapıyor . Bu domino etkisi, 'çipflasyonun' küresel tedarik zincirinde ne kadar derin dalgalanmalara yol açtığını gösteriyor.
Morgan Stanley'in işaret ettiği en kritik risk ise, 2026'nın ikinci yarısının, maliyet enflasyonunun nihai talebi "dışlayarak" (crowding out) onu yaratan döngüyü yavaşlatacağı bir dönüm noktası olabileceği yönünde . O zamana kadar, kazananlar (ekipman üreticileri, HBM odaklı bellek üreticileri ve Apple gibi tedarik zinciri devleri) ile kaybedenler (düşük kâr marjlı tüketici elektroniği üreticileri ve yapay zeka patlamasının faturasını şimdiden ödeyen son kullanıcılar) arasındaki çizgi net bir şekilde çizilmiş durumda.