Kitaplar tarama tesislerine ulaştığında hidrolik kesim makineleri cilt sırtlarını ayırıyor. Gevşeyen sayfalar, kitabı korumaya gerek kalmadığı için yüksek hızlı endüstriyel tarayıcılardan geçiriliyor. Taramadan sonra fiziksel nüshalar parçalanıyor veya geri dönüştürülüyor .
Şirketlerin özellikle 2022 öncesinde yayımlanmış kitaplara ilgi gösterdiği bildiriliyor. Bunun nedeni, bu metinlerin daha önceki yapay zekâ üretimleriyle kirlenmemiş, insan yazımı içerik olarak görülmesi .
Hollanda’nın Haarlem kentindeki antika kitapçı De Vries & De Vries’in sahibi Pieter de Vries, kendisini “Natalia” veya “Nataly” olarak tanıtan bir kişiden e-posta aldı. Singapur merkezli 2077AI adına gönderilen mesajda, çoğu niş akademik ve az bilinen eserlerden oluşan 3.000’den fazla ISBN içeren bir tablo bulunuyordu .
De Vries’ten listedeki kitapları bulması, fiyat teklifi hazırlaması ve Çin’e gönderim maliyetlerini hesaplaması isteniyordu. Kitapçı ilk başta mesajı spam veya oltalama girişimi sanarak dikkate almadı. Daha sonra gazetecilerin yürüttüğü araştırma, bu tür taleplerin Hollanda’nın yanı sıra Almanya, İsviçre ve İspanya’daki ikinci el kitap satıcılarına da ulaştığını ortaya koydu .
Bu siparişlerin, kitapları koleksiyonerlere veya kütüphanelere ulaştırmak yerine yapay zekâ eğitimi için tarama merkezlerine yönlendiren bir tedarik zincirinin parçası olduğundan şüpheleniliyor.
Bartz v. Anthropic telif davasında gizliliği kaldırılan belgeler, Anthropic’in 2024’ün başlarında Project Panama adlı gizli bir operasyon başlattığını gösterdi . Şirketin, Claude için özel ve yüksek kaliteli bir eğitim veri kümesi oluşturmak amacıyla milyonlarca fiziksel kitap satın almak üzere on milyonlarca dolar harcadığı bildirildi .
Plan; kitapların ciltlerinin mekanik olarak kesilmesini, her sayfanın taranmasını ve orijinal nüshaların imha edilmesini içeriyordu. Ocak 2026’da kamuya açılan 2024 tarihli bir iç planlama belgesinde projenin hedefi şu ifadeyle özetlenmişti:
“Project Panama, dünyadaki tüm kitapları yıkıcı biçimde tarama çabamızdır.”
Tedarikçi teklifleri ve dava dosyalarında, yaklaşık altı ay içinde 500.000 ila 2 milyon kitabın işlenmesi hedefinden söz ediliyor . Operasyona ilişkin 4.000’den fazla sayfalık mahkeme belgesi incelendi .
ABD Kaliforniya Kuzey Bölgesi Bölge Yargıcı William Alsup, 23 Haziran 2025’te Bartz v. Anthropic davasında önemli bir karar verdi. Yasal yollarla edinilmiş kitapların yapay zekâ modellerini eğitmek için kullanılmasını, telif hukuku bakımından “özünde dönüştürücü” (quintessentially transformative) ve adil kullanım (fair use) kapsamında değerlendirdi .
Kararın temel mantığı şuydu: Bir yapay zekâ şirketi kitabın fiziksel kopyasını yasal biçimde satın aldıysa, bu kopyayı tarayıp eğitim amacıyla dijitalleştirmesi ve ardından fiziksel nüshayı imha etmesi, ilgili davanın koşulları altında hukuka uygun olabilir .
Ancak karar, korsan kopyalar konusunda Anthropic lehine aynı sonucu vermedi. Mahkeme, korsanlık sitelerinden indirilen kitapların kullanımının adil kullanım sayılamayacağına hükmetti . Dolayısıyla karar, “her türlü telifli içeriğin yapay zekâ eğitimi için serbestçe kullanılabileceği” anlamına gelmiyor; özellikle kopyaların nasıl elde edildiği belirleyici olmaya devam ediyor.
San Francisco’daki federal mahkeme, Temmuz 2026’da Bartz v. Anthropic kapsamındaki toplu davada 1,5 milyar dolarlık uzlaşmayı onayladı . Davayı, aralarında Andrea Bartz ve Charles Graeber’in de bulunduğu yazarlar Anthropic’e karşı açmıştı .
Uzlaşma, mahkemenin yasal olarak satın alınan kitapların taranması ve eğitimde kullanılmasını adil kullanım sayan Haziran 2025 tarihli kararının ardından geldi. Bununla birlikte dava, korsan kaynaklardan elde edilen materyallerle ilgili iddiaları da içeriyordu . Başka bir deyişle, mahkemenin satın alınmış kitapların taranmasına ilişkin kararı ile korsan kopyaların kullanımı hakkındaki bulgular birbirinden ayrılıyordu.
Bu süreç, büyük dil modelleri (LLM) için kitap tedarik eden yeni bir ikincil pazarın oluşmasına yol açtı. Büyük yapay zekâ sağlayıcılarının, yüz binlerce kitabı anonim biçimde sipariş etmek için üçüncü taraf aracılardan yararlandığı bildiriliyor. ISBN veritabanı şirketi ISBNdb de bu tür tedarik zincirlerinde adı geçen kuruluşlar arasında bulunuyor .
Avrupa’daki kitapçılar, birbirine benzeyen toplu satın alma talepleri aldıklarını aktarıyor. Kitaplar bazen Çin’deki veya başka işlem merkezlerindeki depolara gönderiliyor; burada tarama ve imha işlemleri gerçekleştiriliyor . Bu yöntem, yapay zekâ şirketlerinin adını doğrudan sipariş sürecinden uzak tutarken kitap arzını yüksek hacimlere taşıyor.
Kütüphaneciler, arşivciler ve nadir kitap satıcıları açısından en büyük risk, baskısı tükenmiş eserlerin son fiziksel nüshalarının da yok edilmesi. Bir kitabın birkaç kopyası kalmışsa ve bunların biri yapay zekâ eğitimi için kesilip parçalanırsa, eserin fiziksel varlığı geri döndürülemez biçimde azalıyor .
Oysa kitabı koruyarak yapılan dijitalleştirme yöntemleri de mevcut. Örneğin Treventus ScanRobot, kırılgan kitapları saatte 2.500 sayfaya kadar, esere zarar vermeden tarayabiliyor . Ancak bu tür korumacı sistemler, endüstriyel ölçekte kitabı kesip sayfaları hızlıca taramaktan daha yavaş ve maliyetli.
Tartışmanın merkezindeki soru bu nedenle yalnızca “Bu işlem yasal mı?” değil. Aynı zamanda şu: Bir kitabın içeriği dijital olarak korunurken, onu taşıyan son fiziksel nüshalar yok ediliyorsa gerçekten ne korunmuş oluyor? Yapay zekâ için temiz ve insan yazımı veri elde etme yarışı hızlanırken, kültürel mirasın korunması ile veri çıkarımının maliyeti arasındaki gerilim de büyüyor .