Nokia, yeniden yapılanmanın bütün ayrıntılarını kamuoyuna açıklamadı. Tesis kapanışları ve istihdam azaltımı, duruma yakın kaynaklara dayandırılarak South China Morning Post tarafından aktarıldı. Nokia ise Çin’deki işlerinin son yıllarda istikrarlı biçimde gerilemesine karşılık operasyonel ayak izini yeniden düzenlediğini doğruladı.
Nokia’nın Çin ana karası, Hong Kong ve Tayvan’da toplam yaklaşık 7.200 çalışanı bulunduğu bildiriliyor. Ancak bu rakam, planlanan işten çıkarmaların sayısı değil, şirketin daha geniş bölgesel çalışan tabanı. Bildirilen kesintiler özellikle Çin ana karasındaki pozisyonları hedefliyor ve kaç kişinin işini kaybedeceği henüz netleşmiş değil.
Şu ana kadar doğrulanan en somut gelişme, Nokia’nın Hangzhou’daki radyo teknolojileri araştırma ve geliştirme tesisini 2026 sonuna kadar kapatacak olması. Bu kararın yaklaşık 1.600 işi ortadan kaldırması bekleniyor.
Beijing, Chengdu, Qingdao ve Shanghai’daki bazı Nokia faaliyetlerinin de yeniden yapılanma kapsamında değerlendirildiği bildirildi. Ancak şirket, adı geçen tüm lokasyonların kesin olarak kapanacağını resmen doğrulamadı.
Çalışanlara sunulduğu bildirilen “N+3” tazminat paketi de henüz şirket çapında kamuoyuna açıklanmış kesin bir politika olarak doğrulanmış değil. Çin’de bu ifade genellikle, çalışılan her yıl için bir aylık ücret üzerinden hesaplanan yasal tazminata üç ek aylık ücretin eklenmesini anlatıyor. Uygulamanın kapsamı ve uygunluk koşulları konusunda nihai ayrıntılar belirsizliğini koruyor.
Nokia’nın açıkladığı gerekçe ticari: Çin’deki işleri birkaç yıldır geriliyor ve şirket, yerel operasyonlarını küresel çalışma modeliyle uyumlu hâle getiriyor.
Sorun yalnızca Nokia’nın maliyet yapısından kaynaklanmıyor. Huawei ve ZTE, güçlü iç pazar konumları, operatörlerle kurdukları yerleşik ilişkiler ve büyük ölçekli sözleşmelerde rekabet edebilme güçleri sayesinde Çin’de önemli bir avantaja sahip.
Sektör haberlerinde Nokia ve Ericsson’un Çin’deki toplam pazar payının yaklaşık yüzde 3’e gerilediği aktarıldı. TechInsights’ın incelediği bir China Mobile 5G ihalesinde de sipariş hacminin yüzde 73,39’u Çinli üreticilere, yüzde 16,33’ü Ericsson’a ve yüzde 10,28’i Nokia’ya verildi.
Nokia, Çin ortak girişiminin tüm mülkiyetini aldıktan sonra yerel faaliyetlerini küresel işletme modeline entegre etmeye de başlamıştı. Şirket ocak ayında entegrasyonun iki ila üç yıl sürmesinin beklendiğini; bu süreçte 350-400 milyon avro entegrasyon maliyeti oluşacağını ve yaklaşık 200 milyon avro tasarruf hedeflendiğini açıklamıştı.
Bu gelişmede doğrulanmış bilgilerle basında yer alan iddiaları birbirinden ayırmak önemli:
Dolayısıyla 2026 sonu, daha geniş kapsamlı geri çekilme için basında aktarılan takvim olarak görülmeli; Nokia tarafından yayımlanmış eksiksiz ve ayrıntılı bir kapanış takvimi olarak değerlendirilmemeli.
Nokia’nın Çin’deki varlığı 40 yılı aşkın bir geçmişe sahip. Operasyonel tesislerin büyük bölümünü kapatıp ağırlıklı olarak satış sonrası destek bırakmak, sıradan bir verimlilik programının ötesine geçiyor. Bu gelişme, küresel ağ ekipmanı üreticilerinin Çin ve Çin dışı tedarik ekosistemleri etrafında daha ayrı yapılanmalara yöneldiğine işaret ediyor.
Nokia açısından kısa vadeli hedef, yeni ekipman fırsatlarının sınırlı kaldığı bir pazarda faaliyet yürütmenin maliyetini ve karmaşıklığını azaltmak. Ancak yeniden yapılanmanın kendisi de pahalı olacak. Nokia’nın 2026 yılı yeniden yapılanma gideri beklentisinin 250 milyon avrodan yaklaşık 800 milyon avroya yükseldiği, bunun yaklaşık 350 milyon avroluk bölümünün Çin’le bağlantılı olduğu bildirildi.
Nokia’nın Çin’den çekilmesi, Ericsson’un da ülkeden ayrılacağı anlamına gelmiyor. Ericsson; kendi müşterileri, sözleşmeleri ve operasyon kararları olan ayrı bir şirket.
Bununla birlikte Nokia’nın kararı, Batılı tedarikçilerin karşı karşıya olduğu ticari baskıyı görünür kılıyor. IEEE Communications Society Technology Blog’un Ericsson sonuçlarına ilişkin özetine göre Çin, 2025’te şirketin toplam satışlarının yaklaşık yüzde 3’ünü oluşturdu.
Muhtemel stratejik sonuç, Çin’deki faaliyetlerin daha seçici hâle gelmesi olabilir. Batılı tedarikçiler satış, hizmet, Ar-Ge veya çok uluslu müşterilere yönelik işlevlerden yalnızca ticari açıdan gerekçelendirilebilenleri korurken, Çinli rakiplerin kısıtlamalarla karşılaştığı ya da etkisinin daha düşük olduğu pazarlara daha fazla yatırım yöneltebilir. Ancak bu, sektör eğilimine dayalı bir çıkarımdır; Ericsson için doğrulanmış bir yeniden yapılanma planı değildir.
Nokia’nın Çin ana karasından çekilme haberlerinin ardından şirket hisseleri geriledi. Bir haberde Helsinki borsasında işlem gören hisselerin yüzde 3,9 düşerek 9,02 avroya indiği, ABD’de işlem gören Nokia ADR’lerinin ise piyasa öncesi işlemlerde yaklaşık yüzde 4 gerilediği aktarıldı.
Bu tepki, yatırımcıların yeniden yapılanmanın maliyetini ve Çin’deki gelecekteki fırsatların kaybını değerlendirdiğine işaret ediyor. Öte yandan Nokia, yapay zekâ ve bulut altyapısı gibi alanlarda büyüme bildiriyor. Şirketin 2026 ilk çeyrek sonuçlarına göre Yapay Zekâ ve Bulut satışları yıllık bazda yüzde 49 arttı ve çeyrek satışlarının yüzde 8’ini oluşturdu.
Nokia’nın bildirilen planı, Çin ana karasındaki operasyonel tesislerin çoğunun 2026 sonuna kadar kademeli biçimde kapatılmasını, yerel çalışanların büyük bölümünün işten çıkarılmasını ve satış sonrası desteğin büyük ölçüde korunmasını öngörüyor. Şu ana kadar kesin olarak açıklanan sayısal istihdam etkisi, Hangzhou Ar-Ge tesisinin kapanışıyla bağlantılı yaklaşık 1.600 pozisyon. Daha geniş kapsamlı işten çıkarmaların sayısı ise henüz doğrulanmış değil.
Gelişmenin asıl önemi stratejik. Nokia yalnızca Çin’de çalışan sayısını azaltmıyor; yerli tedarikçilerin baskın hâle geldiği ve Batılı ağ ekipmanı şirketlerinin erişebildiği pazarın ciddi biçimde daraldığı bir ortama uyum sağlıyor. Ericsson’un aynı yolu izleyeceği doğrulanmış değil. Ancak Nokia’nın geri çekilmesi, Çin’in Batılı telekom üreticileri için artık geçmişteki ölçekte operasyon barındırmayabileceğine dair güçlü bir sinyal veriyor.