Yaşanan bu alışveriş çılgınlığı, oldukça düşük bir taban seviyesinden gerçekleşiyor. Avrupa’da hanelerin sadece yaklaşık %20’sinde klima bulunuyor. Bu oran ABD ve Japonya’da yaklaşık %90 seviyesinde . Avrupa Çevre Ajansı’nın "Aşırı Isınmış ve Hazırlıksız" (Overheated and Underprepared) başlıklı raporuna göre, AB vatandaşlarının %68’inin evinde klima ya da vantilatör sistemi yok
.
Klima sahipliği ülkeden ülkeye büyük farklılık gösteriyor. Birleşik Krallık’ta bu oran sadece %5, Almanya’da ise %3’ün altında . İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi Güney Avrupa ülkelerinde klima kullanımı daha yaygın olsa da, küresel standartlara göre hala düşük seyrediyor. IEA verileri, 2010-2019 yılları arasında Avrupa’da klima sahibi hane oranının arttığını ancak kıtanın hala Kuzey Amerika (%76) ve Asya-Pasifik (%47) bölgelerinin çok gerisinde olduğunu gösteriyor
.
Tarihsel olarak bu düşük oranın nedenleri arasında; ılıman iklim, enerji verimliliği endişeleri ve kalın taş duvarlar, panjurlar gibi ılımlı sıcak hava dalgalarına uygun bina tasarımları sayılabilir. Ancak tüm bunlar, rekor sıcaklıklar karşısında yetersiz kalıyor .
Soğutmanın maliyeti, Avrupalı haneler için büyük bir engel teşkil ediyor. 2026 yılı itibarıyla Güney Avrupa’da temel bir split sistem klimanın ön kurulum maliyeti yaklaşık 780 Euro ile 2.500 Euro arasında değişiyor . Fransa’nın Côte d’Azur bölgesinde sadece soğutma yapan bir split ünite (2-3,5 kW) için kurulum dahil fiyat 1.200 – 2.500 Euro
. İspanya’da tek bir split ünite kurulumu 800 – 1.500 Euro arasında iken, 3 yatak odalı bir villa için kanallı sistem 4.000 – 8.000 Euro’yu bulabiliyor
.
İşletme maliyetleri de en az kurulum kadar caydırıcı. AB’de sanayi elektrik fiyatları, Amerika Birleşik Devletleri’ne göre yaklaşık 2,5 kat daha yüksek . İspanya’da bir hanenin klimayı bir saat çalıştırması 0,15 – 0,25 Euro arasında bir maliyet anlamına geliyor
. Bu maliyetler, önemli bir erişilebilirlik sorunu yaratıyor: AEA raporuna göre AB vatandaşlarının %38’i evini yeterince soğutamadığını söylüyor
. Avrupa’nın en sıcak bölgelerinde bu oran daha da yüksek: Fransa’da %42, Yunanistan’da %46, Portekiz’de %45, İspanya’da %34 ve İtalya’da %37
.
Avrupa’nın bina stoku, klima sonradan takmaya pek uygun değil. Birçok evin elektrik altyapısı, kanal sistemi veya modern split sistemler için dış cephe alanı yetersiz. Bu da pahalı yapısal iyileştirmeler gerektiriyor . Klima kullanımındaki ani artış, sıcak havalarda elektrik şebekelerini de zorluyor. Fransa, 2025 sıcak dalgası sırasında serin aylara göre %25 daha yüksek bir elektrik tüketim zirvesi yaşadı
. Güney Avrupa şebekeleri daha önceki sıcak dalgalarında voltaj düşüşleri ve neredeyse kesintilerle karşı karşıya kalmıştı
.
Ayrıca birçok Avrupa ülkesinde kalifiye HVAC (Isıtma, Havalandırma ve İklimlendirme) montajcısı eksikliği bulunuyor. Bu durum hem uzun bekleme sürelerine hem de kurulum maliyetlerinin daha da artmasına neden oluyor . CNN, bu montajcı eksikliğini Avrupa’nın düşük klima yaygınlığının nedenlerinden biri olarak göstermişti
.
Klima talebindeki bu patlamanın arkasındaki yapısal neden iklim değişikliği. Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S) ve Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), Nisan 2026’da yayınladıkları raporda Avrupa’nın küresel ortalamanın kabaca iki katı hızla ısındığını ve bunun da kıtayı Dünya’nın en hızlı ısınan kıtası yaptığını doğruladı . 2015-2024 yılları arasında Avrupa kara sıcaklıkları sanayi öncesi seviyelere göre 2,19-2,26°C artarken, küresel ortalama artış 1,24-1,28°C’de kaldı
.
2025 yılında Avrupa’nın en az %95’i ortalamanın üzerinde yıllık sıcaklıklar yaşadı . The Economist dergisi, iklim değişikliğinin 2026 sıcak dalgasını normalden 2-4°C daha şiddetli hale getirdiğini belirtti
. Bu bir anomali değil, uzun vadeli bir eğilim: Avrupa’nın kaydedilen en sıcak beş yılından beşi de 2019’dan bu yana yaşandı
.
Bu yapısal ısınma, şu anki panik alışverişinin geçici bir heves olmadığını gösteriyor. Avrupa Çevre Ajansı, her gelecek senaryosunda soğutma talebinin keskin bir şekilde artacağını ve bir zamanlar lüks olarak görülen klimanın, kıtanın büyük bölümünde sağlık, üretkenlik ve hayatta kalma için temel bir ihtiyaç haline geleceğini öngörüyor .
2026 sıcak dalgası, bir paradoksu da gün yüzüne çıkardı: Avrupa’nın klimaya hücumu anlık bir rahatlama sağlarken, yüksek elektrik tüketimi, soğutucu gazlardan kaynaklanan sera gazı emisyonları ve şebekelerdeki yoğunluk riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum, talebi artıran ısınmayı daha da hızlandırabilir . Politika yapıcılar artık, soğutma erişimini genişletmek ile enerji verimliliği zorunlulukları, pasif bina tasarımı ve şebeke modernizasyonu arasında bir denge kurma baskısı altında
. Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün de belirttiği gibi, şehir liderleri "insanları serin tutarken, sıcaklıkları artıran iklim krizini daha da kötüleştirmeme" gibi kritik bir ikilemle karşı karşıya
.