Ancak ilginç bir dip not var: Analizler, rekabetçi oyunların, çocuklarda daha sonraki oyun veya görevlerde rekabetçi davranışları tetikleme olasılığının biraz daha yüksek olduğuna işaret etti. Fakat araştırmacılar, bu ölçümün güvenilirliği konusunda temkinli; yani bu bulguya ihtiyatla yaklaşmak gerekiyor . Yine de bu, ebeveynler ve eğitimciler için önemli bir düşünce kapısı aralıyor: Çocuklar, oyunun 'ruhunu' oyun bittikten sonra da yanlarında taşıyor olabilirler.
Peki, bu bilgiler ışığında evde veya okulda ne yapmalı? Araştırma, tek bir oyun türünü yüceltmek yerine, çeşitliliğin önemini vurguluyor. Bir gün hep birlikte bir ejderhayı yenmek, başka bir gün dostça bir yarışa girmek... Her iki deneyim de çocuğun sosyal-duygusal alet çantasına farklı bir alet ekler. Önemli olan, oyun sırasında ve sonrasında yetişkinin rehberliğiyle duyguları (kazanma sevinci, kaybetme hayal kırıklığı, birlikte başarma gururu) konuşabilmek ve anlamlandırabilmek.
Bu araştırmayı daha derinlemesine okumak veya çalışmalarınızda kullanmak isterseniz, APA 7 formatındaki tam künyesi şu şekilde:
Eriksson, M., Kenward, B., Poom, L., & Stenberg, G. (2021). The behavioral effects of cooperative and competitive board games in preschoolers. Scandinavian Journal of Psychology, 62(3), 355–364. https://doi.org/10.1111/sjop.12708
Comments
0 comments