Bu yaklaşım, Kazimir’in haziran ayında yaptığı uyarılarla da örtüşüyor. Kazimir, enflasyonun ekonominin geneline yayılmasının ECB’yi faizleri daha da yükseltmeye zorlayacağını söylemiş ve fiyat baskılarının müdahale olmadan hafifleyeceğini düşünmediğini belirtmişti .
Kazimir’in eylül artışı savunusunun temelinde, enerji fiyatlarındaki yükselişin ekonomide kalıcı hale gelmesinden duyduğu endişe bulunuyor. Ona göre enerji maliyetlerindeki artışlar yalnızca akaryakıt ve elektrik fiyatlarını değil, ücretleri ve ekonominin genelindeki mal ve hizmet fiyatlarını da etkiliyor. Bu tür yayılma, merkez bankacılığında ikinci tur etkiler olarak adlandırılıyor .
Kazimir, bu etkilerin ECB’nin müdahalesi olmadan belirginleşebileceğini ve enerji fiyatlarındaki geçici bir gerilemenin enflasyonu otomatik olarak %2 hedefine döndürmeyebileceğini savunuyor . Ayrıca enflasyonun uzun süre hedefin üzerinde kalma riski oluşursa ECB’nin harekete geçmekten çekinmeyeceğini söyledi .
Bu tutum, ECB içindeki bazı isimlere kıyasla daha şahin. ECB Yönetim Konseyi üyesi Kocher, 24 Temmuz’da şu aşamada ikinci tur etkilerine dair “güçlü bir kanıt” görmediğini, ancak enflasyon görünümünün kötüleşmesi halinde ECB’nin harekete geçeceğini belirtti . Bu görüş ayrılığı, 9-10 Eylül’deki toplantı öncesinde Konsey içindeki tartışmanın derinleştiğine işaret ediyor.
ECB, 22-23 Temmuz toplantısında mevduat faizini %2,25’te tutma kararını oy birliğiyle aldı. Ancak ECB Başkanı Christine Lagarde, bazı üyelerin daha fazla faiz artırımı gerekip gerekmediğini değerlendirdiğini söyledi . Bankanın açıklamasında da yükselen enerji fiyatlarının “yoğunluğu ve süresi” ile bunların dolaylı ve ikinci tur etkilerinin yakından izlendiği vurgulandı .
Dolayısıyla temmuz kararı, piyasalar tarafından faiz artış döngüsünün zirvesi olarak değil, yeni verileri görmek için verilmiş bir ara olarak yorumlandı. Piyasalar, yıl sonuna kadar yaklaşık iki faiz artışı daha bekliyor ve ilk artış için 9-10 Eylül’deki toplantıyı işaret ediyor .
Bu tablo, 2025’teki faiz indirimleriyle başlayan sürecin tersine döndüğünü gösteriyor. ECB, 2025 boyunca faizleri düşürdükten sonra haziran 2026’da yeniden artışa geçti ve temmuzda beklemeyi tercih etti. Kazimir’in son açıklaması ise eylül toplantısında yeni bir artış için açık bir siyasi baskı oluşturuyor.
Kazimir’in şahin yaklaşımı, ECB personelinin haziran 2026 tarihli makroekonomik projeksiyonlarıyla önemli ölçüde örtüşüyor . Bankanın temel senaryosuna göre:
ECB’ye göre petrol fiyatları vadeli piyasa beklentileri doğrultusunda gerilerse enflasyon 2028’de %2 hedefine dönebilir. Ancak Orta Doğu’daki savaş nedeniyle görünümün son derece belirsiz olduğu belirtiliyor . Enerji fiyatlarındaki artış, hanehalklarının satın alma gücünü azaltarak büyüme üzerinde de baskı oluşturuyor.
ECB’nin Profesyonel Tahminciler Anketi’nin 2026’nın ikinci çeyrek sonuçlarında da enflasyon beklentileri yukarı yönlü revize edildi. Katılımcılar, 2026 yılı manşet HICP enflasyonunu %2,7 olarak bekliyor; uzun vadeli beklenti ise %2’de sabit kalıyor .
Bu değişim, yalnızca birkaç ay öncesine kıyasla oldukça belirgin. Aralık 2025 Eurosistem personel projeksiyonlarında 2026 ve 2027 için ortalama manşet enflasyonun sırasıyla %1,9 ve %1,8 olması bekleniyordu . Orta Doğu’daki çatışmanın enerji fiyatları üzerindeki etkisi, bu görünümü önemli ölçüde değiştirdi.
ECB Başkanı Lagarde, temmuz kararının oy birliğiyle alındığını ancak bazı üyelerin faiz artışını değerlendirdiğini söyledi. Lagarde, kararların gelen verilere bağlı olacağını ve ECB’nin belirli bir faiz patikasına önceden bağlı kalmadığını vurguladı .
Kocher ise ikinci tur etkiler konusunda daha temkinli bir değerlendirme yaparak henüz güçlü kanıt bulunmadığını söyledi; buna karşın enflasyon görünümünün kötüleşmesi halinde harekete geçileceğini belirtti .
Bu tartışma, 2025’te faizlerin “uygun bir seviyeye” geldiği ve para politikası döngüsünün sonuna yaklaşıldığı yönündeki uzlaşmadan farklı bir tablo ortaya koyuyor. ECB’nin resmi toplantı kaydında o dönemde faizlerin “iyi bir yerde” olduğu konusunda uzlaşma oluştuğu belirtilmişti . Orta Doğu’daki çatışma ve enerji şoku ise bu uzlaşmayı zayıflattı.
Piyasa fiyatlaması, ECB’nin eylül ayından itibaren yeniden faiz artırabileceği beklentisini yansıtıyor. Reuters’a göre yatırımcılar, temmuz kararının ardından yıl sonuna kadar yaklaşık iki faiz artışı daha bekliyor; ilk artışın 9-10 Eylül toplantısında gerçekleşebileceği düşünülüyor .
Özetle: Peter Kazimir, enerji fiyatlarının ücretlere ve genel fiyatlara yayılmasını önlemek için eylül ayında faiz artırılmasını savunuyor. ECB’nin temmuzda faizi %2,25’te tutması, sıkılaşmanın sona erdiği değil, yeni verileri beklemek için ara verildiği şeklinde yorumlanıyor. Enflasyonun 2026’nın ikinci yarısında %3,4’e ulaşabileceğini öngören ECB projeksiyonları da yeni artış ihtimalini destekliyor .
Bununla birlikte nihai karar kesinleşmiş değil. Orta Doğu’daki çatışmanın enerji fiyatlarını nasıl etkileyeceği, ağustos enflasyon verileri ve eylülde yayımlanacak yeni Eurosistem projeksiyonları, ECB’nin faiz kararında belirleyici olacak.