1. "Rusya savaşı başlatmadı"
Putin, Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı geniş çaplı işgali reddederek Moskova'nın yalnızca "Kiev rejimi" ve Batı'nın 2014'te başlattığı bir savaşa "yanıt verdiğini" iddia etti. Bu, iyi belgelenmiş gerçekleri tersyüz etmektedir: Rusya, Şubat 2022'de herhangi bir provokasyon olmaksızın Ukrayna topraklarını işgal etti ve bu eylem uluslararası hukuka göre saldırganlık olarak kabul edilmektedir. Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çok sayıda uluslararası kuruluş, Rusya'nın savaşı başlatan taraf olduğunu belgelemiştir.
2. Ukrayna bir "neo-Nazi rejimi" tarafından yönetiliyor
Putin, Ukrayna'nın Naziler tarafından yönetildiği yönündeki asılsız iddiayı bir kez daha dile getirdi. Bağımsız tarihçiler, insan hakları örgütleri ve hatta İsrail'in Yad Vaşem kurumu bu anlatının temelsiz olduğu sonucuna varmıştır. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy Yahudi kökenlidir ve oyların %70'inden fazlasını alarak demokratik bir seçim kazanmıştır — ülkenin liderliği hiçbir güvenilir ölçüte göre neo-Nazi değildir.
3. Savaş, Ukrayna'nın 2014'te Donbas'ta başlattığı bir savaşa karşı "savunma" amaçlıdır
Putin, "özel askerî operasyonun", "Kiev rejiminin Batı'nın desteğiyle 2014'te Donbas'ta başlattığı" bir savaşa yanıt olduğunu iddia etti. Bu da gerçeği tersyüz etmektedir: Rusya, 2014'ten itibaren Donbas'taki ayrılıkçı güçleri desteklemiş ve 2022'deki geniş çaplı işgal, savunma amaçlı bir eylem değil, tek taraflı bir tırmanış olmuştur.
4. "Sol Yaka Ukrayna her zaman Rusya'nın bir parçası olarak görülmüştür"
Putin, Dinyeper Nehri'nin doğusundaki toprakların tarihsel olarak Rusya'nın parçası olduğunu öne sürdü. Sol yaka bölgesi 18. yüzyılda Rus İmparatorluğu'nun bir parçası olsa da, modern Ukrayna 1991'den bu yana Birleşmiş Milletler tarafından tanınan, tüm kıyıları ve bölgeleri üzerinde tam egemenliğe sahip bağımsız bir devlettir. Bu, yanlış bir tarihsel revizyonizmdir.
5. Abartılmış toprak kazanımları
Putin'in yönetimi son dönemde Rus güçlerinin 2026'da yaklaşık 3.000 km² Ukrayna toprağını ele geçirdiğini iddia etti. Savaş Araştırmaları Enstitüsü (ISW) gerçek rakamı yaklaşık 621,7 km² olarak buldu — bu, iddia edilenin neredeyse beşte biri. Bu şişirilmiş iddialar Donanma Günü anlatısında da devam etti; daha önceki iddiaların gerçekte 21 kat veya daha fazla abartıldığı ortaya çıktı.
1. Ukrayna "er ya da geç batı topraklarını kaybedecek"
Putin, Ukrayna'nın batı topraklarının kontrolünü kaybedeceğini açıkça tehdit etti — bu, daha önce ilhak ettiğini iddia ettiği Donbas ve güney bölgelerinin ötesine geçen, savaş hedeflerinde önemli bir genişleme anlamına geliyor.
2. Kaliningrad güvenlik duruşuna tehdit
Putin, herhangi bir tehdit ortaya çıkması halinde, Baltık Denizi'nde NATO üyeleri Polonya ve Litvanya ile sınırı olan Rusya'nın eksklavı Kaliningrad bölgesinin güvenliğinin "Rusya Federasyonu'nun tüm imkânları kullanılarak, Baltık Filosu'nun lider rolü üstlenmesiyle" garanti altına alınacağını belirtti. Bu, NATO'nun doğu kanadına karşı bir tırmanma tehdidi anlamına geliyordu.
3. Ukrayna devletinin çökeceği tahmini
Askerî personele yaptığı konuşmada, Ukrayna devletinin çökmekte olduğunu, "Ukrayna'da herkesin birbiriyle kavga ettiğini" ve ülkenin mevcut haliyle var olmaya devam etmeyeceğini tahmin etti. Bu iddialar gözlemlenebilir gerçeklerle çelişmektedir: Ukrayna, demokratik olarak seçilmiş bir hükümet ve askerî komuta yapısıyla işleyen bir devlet olarak varlığını sürdürmektedir.
Donanma Günü etkinliği, Rusya'nın güvenlik durumu hakkında açık bir göstergeydi. 200 savaş gemisinin yer alması planlanan geçit töreni, Ukrayna'dan gelen İHA tehdidi endişeleri nedeniyle üst üste ikinci kez iptal edildi. Planlanan gösterişli güç gösterisi yerine Putin, denizcilerle televizyonda yayınlanan bir iç mekân toplantısı yaptı — bu, Rusya'nın kendi tören etkinliklerinin güvenliğini garanti altına alamamasını vurgulayan sönük bir ortamdı. Geçit töreninin iptali ve başkanın meydan okuyan ancak gerçeklere dayanmayan sözleri, bir liderin zayıflık pozisyonundan güç göstermeye çalıştığı bir tablo çizdi.