Rafael’in sergisi yalnızca hava savunmasıyla sınırlı değil. Şirket, karşı tarafın hava savunmasını aşarak uzaktan hassas vuruş yapmaya yönelik sistemlerini de öne çıkarıyor:
Rafael’in portföyünde havadan istihbarat, haberleşme, siber yetenekler ve uydu sistemleri de yer alıyor . Şirket ayrıca, İHA tehditlerine karşı yakın zamanda test edilen uzaktan kumandalı silah istasyonu TYPHOON 30’u ve C-Dome adlı deniz konuşlu Iron Dome varyantı da dahil olmak üzere deniz savunma sistemlerini sergiliyor .
Rafael’in fuar stratejisi, Avrupa’nın güvenlik ortamındaki değişimle aynı eksende ilerliyor. Ukrayna’daki savaş ve artan İHA tehdidi, Avrupa ordularını yalnızca daha fazla mühimmat almaya değil; çok katmanlı hava savunması, hareketli füze sistemleri ve uzun menzilli hassas vuruş kapasitesine yatırım yapmaya yöneltiyor.
Bu dönüşüm savunma bütçelerine de yansıyor:
Bu tablo, Rafael’in Farnborough’da sergilediği ürün gruplarıyla doğrudan kesişiyor. Avrupa ülkeleri çok katmanlı hava savunma sistemleri, İHA karşıtı çözümler, uzun menzilli hassas taarruz silahları ve deniz savunma yetenekleri arıyor; Rafael ise Iron Dome, SPYDER, Iron Beam, ICE BREAKER ve C-Dome gibi sistemlerle tam olarak bu kategorilere odaklanıyor .
Rafael’in “savaşta kanıtlanmış” vurgusu da bu rekabet ortamında önemli bir pazarlama avantajı sağlıyor. Avrupa’daki alıcılar, yeni ve henüz operasyonel geçmişi sınırlı teknolojiler yerine, sahada denenmiş ve mümkün olduğunca hızlı konuşlandırılabilecek çözümlere yöneliyor. Ancak fuardaki sergi, tek başına yeni bir Avrupa tedarik anlaşması anlamına gelmiyor; Rafael’in mevcut ve acil savunma ihtiyaçlarına hangi ürünlerle yanıt vermeye çalıştığını gösteriyor.