Olay: 2025 yılında İsrail donanması, Gazze’ye insani yardım götürmek üzere yola çıkan Global Sumud filosunu Yunanistan açıklarında uluslararası sularda durdurdu ve 175 Filistin yanlısı aktivisti gözaltına aldı .
Türk soruşturması: İstanbul Başsavcılığı, Mayıs 2025’te soruşturma başlattı ve Nisan 2026’da 35 üst düzey İsrailli yetkili hakkında kapsamlı bir iddianame hazırladı . Savcılık, ayrıca Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin ilgili maddeleri ve Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 15. maddesi kapsamında ayrı bir soruşturma daha başlattı .
Suçlamalar: İddianame, yetkilileri soykırım, insanlığa karşı suçlar, işkence ve uluslararası sularda sivillere karşı silahlı saldırıya katılmakla suçluyor . Savcı, sanıklar için ağırlaştırılmış müebbet hapis ve en az 1.102 yıl hapis cezası talep etti .
İddianamede adı geçen üst düzey İsrailli yetkililer: 35 sanık arasında Başbakan Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yisrael Katz ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de yer alıyor .
İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, 14 Temmuz 2026’da verdiği ara kararla Netanyahu için Interpol Kırmızı Bülten çıkarılmasına hükmetti ve onu "özellikle tehlikeli suçlu" olarak sınıflandırdı . Kırmızı Bülten, uluslararası bir tutuklama emri olmamakla birlikte, dünya genelindeki kolluk kuvvetlerine bir kişinin yerini tespit etme ve iade veya benzeri yasal işlemler için geçici olarak tutuklama çağrısıdır . Bültenin yayımlanıp yayımlanmayacağına ilişkin nihai karar, Interpol’ün Dosya Kontrol Komisyonu'na aittir.
Bu, Türkiye’nin Netanyahu’ya yönelik ilk hukuki işlemi değil. Kasım 2025’te İstanbul Başsavcılığı, daha geniş Gazze çatışmasıyla ilgili soykırım ve insanlığa karşı suçlar iddiasıyla Netanyahu ve diğer İsrailli yetkililer için 37 ayrı tutuklama emri çıkarmıştı . Temmuz 2026’daki mahkeme kararı ise bundan ayrı bir süreçtir; Sumud Filosu’na müdahaleyle ilgili devam eden ceza davasından kaynaklanır ve bir Türk mahkemesinin, sadece yurt içi bir emir yerine, Interpol mekanizmasını harekete geçiren ilk kararıdır.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 21 Kasım 2024’te Netanyahu ve dönemin Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Gazze Şeridi’ndeki çatışmayla ilgili savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gerekçesiyle tutuklama emri çıkarmıştı . UCM, İsrail’in yargı yetkisine itiraz eden birden fazla başvurusunu reddederek emirlerin yürürlükte kaldığına hükmetti . Mart 2026 itibarıyla hem Netanyahu hem de Gallant, UCM nezdinde firari olarak sınıflandırılıyor .
Temel fark: UCM emri daha geniş Gazze savaşını (Ekim 2023 ve sonrası) kapsarken, Türk davası özel olarak Sumud Filosu’na müdahaleyi hedefliyor. Her iki süreç birbirinden bağımsız olmakla birlikte, Netanyahu’yu eşzamanlı olarak iki ayrı uluslararası hukuk sisteminden gelen resmi yargısal tehdit altına sokuyor.
Hem Türkiye’nin Interpol talebinin hem de UCM emrinin fiilen uygulanması son derece belirsizdir. Ne İsrail ne de ABD, UCM’ye taraftır ve Interpol Kırmızı Bültenleri bağlayıcı değildir; her üye ülke, bülten doğrultusunda hareket edip etmeyeceğine kendisi karar verir. Bununla birlikte, bu kararlar önemli siyasi ve itibari ağırlık taşımakta ve Netanyahu’nun güvenle ziyaret edebileceği ülkelerin listesini, bu emirler doğrultusunda hareket etmeye isteksiz veya yetkisiz olanlarla sınırlandırarak fiilen daraltmaktadır.