Minter’ın elindeki en güçlü argüman, merkez bankalarının alımları. Bu alımları altın piyasasının altındaki “yapısal taban” olarak nitelendiriyor. Analizindeki kilit veriler:
Minter, Çin Merkez Bankası’nın (PBOC) fiyat düşüşünü fırsat bilerek stokuna 15 ton daha altın eklediğine dikkat çekiyor; bu hamleyi tezini destekleyen tam bir ‘düşüşte alış’ davranışı olarak tanımlıyor .
Minter, altın ETF yatırımcılarının artan reel faiz oranları nedeniyle net satıcı konumunda olduğunu kabul ediyor . Ancak ETF çıkışlarının son haftalarda yavaşlayarak ‘damlama’ seviyesine gerilediğini vurguluyor . Ona göre, satışlardaki bu yavaşlama bile arz-talep dengesini önemli ölçüde değiştirebilir .
Piyasa bu gelişmeyi yakından izliyor. Morgan Stanley, güçlü ETF girişleri olmadan altının 5.200 doları görmekte zorlanacağını belirtirken , haziran sonunda yaşanan 1,1 milyar dolarlık giriş, üst üste dört hafta süren çıkışları sonlandırdı . Minter’ın pozisyonu ise net: Yatırımcılar yapısal faktörlere odaklandığında ETF alımları yeniden başlayacak .
Minter, altın maden arzının uzun vadede yüksek fiyatları destekleyecek şekilde yapısal olarak sınırlı olduğunu vurguluyor:
Merkez bankalarından gelen artan yapısal talep ile durağan hatta düşen maden arzı arasındaki bu dengesizlik, fiyatlar düzelse bile Minter’ın yükseliş yönlü inancını besliyor.
Minter, piyasanın Fed’in şahin söylemlerine aşırı odaklandığını, ancak destekleyici yapısal güçleri hafife aldığını savunuyor . Gerekçeleri:
Minter, altının 4.000 dolar civarını cazip bir giriş noktası olarak görüyor çünkü düşüş teknik ve duygu odaklı, merkez bankaları düşüşlerde daha agresif alıma hazır, maden arzı neredeyse hiç büyümüyor ve piyasa, faiz artışına dönüşmeyebilecek şahin Fed söylemlerine aşırı tepki veriyor . Bu görüşünde yalnız değil: Goldman Sachs da aynı yapısal faktörleri (egemen rezerv çeşitlendirmesi ve merkez bankası talebi) gerekçe göstererek, altının 2026 sonunda 4.900 dolara ulaşacağı tahminini koruyor .