Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ni Umman Körfezi’ne bağlayan ve İran ile Umman’ın kara sularından geçen dar bir deniz koridoru. Küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz taşımacılığının yaklaşık yüzde 20’si bu güzergâhtan geçiyor. B
ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın ardından Tahran, boğaz üzerindeki kontrolünü artırmaya çalıştı ve ticari geçişi ciddi biçimde kısıtladı. CH İran daha önce de Hürmüz’ün, ABD davranışını değiştirmediği ve Tahran’ın koşullarını kabul etmediği sürece kapalı kalacağını açıklamıştı. R
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran’a ekonomik bir “D-Day” uygulanacağını ve Tahran’a ekonomik can simidi sağlayan ülke, şirket ve bankaların sonuçlarla karşılaşacağını söylüyor. Hazine Bakanı Scott Bessent de yaklaşımı “ya bizimlesiniz ya karşımızda” sözleriyle özetledi. NB
Washington, bu baskının İran’ı Hürmüz’ün yeniden açılması konusunda müzakere masasına dönmeye zorlamasını amaçlıyor. Bessent ise ekonomik baskının Tahran’a karşı yeni ve büyük askerî operasyonlara duyulan ihtiyacı azaltabileceğini savunuyor. RR
Tahran ise ABD yaptırımlarını “ekonomik terörizm” olarak nitelendiriyor. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Washington’ın başka ülkelerin ticaret kararlarına sınır ötesi yetki iddiasında bulunduğunu ve özellikle Çin gibi İran’la ticaret yapan ortaklara yönelik ikincil baskının uluslararası hukukta dayanağı olmadığını belirtiyor. R
Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de Trump’ın “ekonomik D-Day” söylemini reddediyor. İran’ın resmi çizgisine göre ekonomik zorlamalar Tahran’ı taviz vermeye ikna edemez; ülke direnişi sürdürürken diplomasiyi kendi şartları çerçevesinde korumayı hedefliyor. Hürmüz konusunda da müzakereler hâlâ tıkanmış durumda. RN
ABD’nin planının uygulanabilirliği büyük ölçüde Çin’in tutumuna bağlı. Reuters’ın Kpler verilerine dayandırdığı bilgilere göre Çin, 2025’te İran’ın deniz yoluyla ihraç ettiği petrolün yüzde 80’inden fazlasını satın aldı. R
Bu nedenle Washington’ın baskısı yalnızca İran’ı değil, Tahran’ın başlıca ekonomik ortağı olan Çin’i de doğrudan karşı karşıya getiriyor. İran ise yaptırımların amacının yalnızca müzakere avantajı elde etmek olmadığını; ülke içinde ekonomik baskı yaratmak, toplumsal dayanışmayı zayıflatmak ve gelecekteki ABD askerî operasyonlarına duyulan ihtiyacı azaltmak ya da bu operasyonları daha etkili hâle getirmek olduğunu düşünüyor. R