Araştırmacıların ayırt ettiği gruplar şöyle sıralanıyor:
Bu üçüncü grup, LKH adı verilen cüce galaksinin kümeleriyle uyumlu bir imza sunuyor. LKH’nin adı, daha önce erken Samanyolu birleşmeleriyle ilişkilendirilen “Low-energy”, “Kraken” ve “Heracles” tanımlamalarının birleşiminden geliyor.
Ara diziye ait kümelerin yaşları, LKH’nin Samanyolu tarafından yaklaşık 11,8 milyar yıl önce yutulduğunu gösteriyor. Bu olay, Büyük Patlama’dan yaklaşık 2 milyar yıl sonra gerçekleşmiş şeklinde özetleniyor; çalışmanın ön baskısında ise zamanlama yaklaşık 1,5 milyar yıl sonrası olarak ifade ediliyor. Her iki yaklaşım da birleşmenin evrenin çok erken dönemlerinde yaşandığı konusunda birleşiyor.
Kalan küme sayısı ve bu kümelerin özellikleri, LKH’nin birleşme sırasında yıldızlarda yaklaşık 500 milyon Güneş kütlesine sahip olduğunu düşündürüyor. Bu ölçekteki bir galaksi, Samanyolu’nun erken büyümesine katkıda bulunan önemli bir yapı taşıydı; sıradan ve küçük bir yıldız akıntısından ibaret değildi.
Sonuçlar, Samanyolu’nun oluşumunu tek bir mekanizmayla açıklamayan karma bir tabloyu destekliyor. Galaksimiz, en yaşlı yıldız kümelerinin bir bölümünü kendi içinde oluşturdu. Bununla birlikte, erken dönemlerinde cüce galaksileri de hızla bünyesine kattı.
LKH birleşmesi Samanyolu’na yıldızların yanı sıra kümeler, gaz ve galaksinin sonraki evrimini etkileyebilecek dinamik bozulmalar sağlamış olabilir. Ancak bu, erken Samanyolu’ndaki tüm yıldızların dışarıdan geldiği anlamına gelmiyor. Bulgular, galaksi içi yıldız oluşumu ile hiyerarşik birleşmelerin birlikte önemli rol oynadığını gösteriyor.
Galaktik arkeoloji, artık doğrudan görülemeyen galaksilerin geçmişini onların geride bıraktığı “fosiller” üzerinden yeniden kurmayı amaçlıyor. Araştırmacılar bu çalışmada yok olmuş LKH galaksisini; yıldız kümelerinin yaşlarını, kimyasal bileşimlerini ve yörüngesel özelliklerini karşılaştırarak tanımladı.
Birleşmeden kalan sıradan yıldız kalıntıları zaman içinde Samanyolu’na karışıp ayırt edilemez hâle gelebilir. Buna karşılık küresel kümelerin yaş–metallik dağılımları, eski birleşmelerin izlerini uzun süre koruyabilir. LKH sonucu, bu dağılımların galaksimizin artık kolayca görülemeyen geçmişini araştırmak için güçlü bir arşiv olduğunu gösteriyor.
Bu yaklaşım, 2026 Kavli Astrofizik Ödülü’nün de merkezindeki araştırma çizgisiyle örtüşüyor. Vasily Belokurov, Amina Helmi ve Rodrigo Ibata; Samanyolu’nun hiyerarşik yığılma yoluyla, yani daha küçük galaksileri zaman içinde bünyesine katarak oluştuğunu gösteren eski birleşme fosillerini ortaya çıkardıkları için ödüle layık görüldü. LKH keşfi, bu yöntemin Samanyolu’nun çok erken dönemlerine nasıl uygulanabildiğine dair güncel ve somut bir örnek sunuyor.
Samanyolu’nun özellikle yoğun ve tozla örtülü iç bölgelerinde henüz ayrıntılı incelenmemiş küresel yıldız kümeleri bulunuyor. Bu kümelerin daha hassas gözlemleri, mevcut üç diziden farklı yeni yaş–metallik grupları ortaya çıkarabilir.
Böyle bir keşif, tamamen parçalanmış başka eski öncü galaksilerin varlığını gösterebilir; bu galaksilerin kütleleri ve Samanyolu’na katılma tarihleri daha iyi hesaplanabilir. Ayrıca bazı kümelerin gerçekten ayrı birleşmelere mi ait olduğu, yoksa LKH, GSE ya da yerli Samanyolu dizilerinin uzantısı mı olduğu da test edilebilir.
Mevcut kanıtlar, belirli başka birleşmeleri şimdiden tanımlamaya yetmiyor. Ancak Hubble’ın yeni gözlemleri, Samanyolu’nun kozmik geçmişindeki henüz okunmamış bölümleri ortaya çıkarabilir.