ABAD, Eylül 2024’te verdiği nihai kararda, İrlanda’nın Apple için uyguladığı geçmiş vergi düzenlemelerinin yasa dışı devlet yardımı niteliğinde olduğuna hükmetti. Mahkeme, 13 milyar avroyu aşan tutarın Apple’dan geri alınmasına ilişkin kararı onayladı.
Davanın merkezinde, Apple’ın 1991-2014 dönemindeki kârlarının İrlanda’daki şirketler ile bu şirketlerin vergisel açıdan ülkede yerleşik sayılmayan merkez ofisleri arasında nasıl dağıtıldığı vardı. Avrupa Komisyonu, bu düzenlemelerin Apple’ın vergi yükünü bazı yıllarda yüzde 1’in, hatta 2014’te yüzde 0,005’in altına indirdiğini savunmuştu.
Dolayısıyla mahkemenin kararı, İrlanda’nın genel kurumlar vergisi oranının yüzde 12,5 olması nedeniyle Apple’ın geçmişteki vergi sonucunu otomatik olarak meşru kabul etmedi. İncelenen konu, Apple’a uygulanan özel vergi düzenlemelerinin şirket lehine haksız bir avantaj sağlayıp sağlamadığıydı.
Dosyaların gösterdiği temel yapı, çok uluslu şirketlerde kârın çalışanların veya tüketicilerin bulunduğu ülkeye göre değil, fikrî mülkiyet haklarının hangi kuruluşta tutulduğuna ve grup içi kâr dağıtımının nasıl yapıldığına göre kaydedilebilmesi.
Apple’ın İrlanda’daki başlıca kuruluşu Apple Operations International, 2025 mali yılında 12,1 milyar dolarlık vergi ödemesi bildirdi. Bu tutarın 1,4 milyar dolarlık bölümü, OECD ve AB’nin büyük şirketler için getirdiği yüzde 15’lik küresel asgari vergi düzeniyle bağlantılıydı. Raporun muhasebe ölçümüne göre Apple’ın İrlanda’daki efektif vergi oranı yüzde 13,8 oldu.
Bu oran, İrlanda’nın yüzde 12,5’lik nominal oranının üzerinde. Fakat yüzde 13,8’lik efektif oran ile 17,1 milyar dolarlık nakit ödeme aynı ölçümü ifade etmiyor: 17,1 milyar dolarlık rakam, tarihi vergi anlaşmazlığı kapsamında yapılan tek seferlik geri ödemeyi de içeriyor.
Apple’ın çalışan sayısı ile kârı arasındaki fark da bu yapıyı çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Şirket, İrlanda’da yaklaşık 5.575 çalışan istihdam ediyor; bu, küresel iş gücünün yaklaşık yüzde 3’ü. Buna rağmen İrlanda’da çalışan başına vergi öncesi kâr yaklaşık 6 milyon dolar seviyesinde. Almanya’da ise 4.089 çalışan için bu tutar çalışan başına yaklaşık 51 bin dolar.
Bu karşılaştırma tek başına yasa dışılık kanıtı değil. Ancak kârın nerede kaydedildiğinin çalışan sayısından veya tüketici satışlarının gerçekleştiği yerden çok, gayrimaddi varlıkların ve fikrî mülkiyet haklarının grup içinde nasıl konumlandırıldığıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Benzer bir tablo Microsoft’un AB kapsamındaki raporunda da görülüyor. Microsoft’un İrlanda operasyonları yaklaşık 47,1 milyar dolar vergi öncesi kâr bildirdi. Bu, şirketin dünya genelindeki vergi öncesi kârının yaklaşık yüzde 38’ine karşılık geliyor; ancak İrlanda, Microsoft’un küresel çalışanlarının yalnızca yaklaşık yüzde 3’üne ev sahipliği yapıyor. Microsoft’un 2025 mali yılı raporu, aynı raporlama dönemi ve çerçevesinin başka bir büyük teknoloji şirketinde de benzer sonuçlar ürettiğini gösteriyor.
İrlanda, yüzde 12,5’lik kurumlar vergisi oranı, İngilizce konuşulan iş gücü, Avrupa Birliği pazarına erişim, geniş vergi anlaşması ağı ve kurumlar vergisi sistemi sayesinde çok uluslu şirketlerin merkez ve fikrî mülkiyet faaliyetlerini çekmeyi başardı.
Ancak büyük şirketler için yüzde 15’lik küresel asgari vergi, bu oran avantajını daraltıyor. Ülke bazlı kamu raporlaması da kârların belirli ülkelerde yoğunlaşmasını kamuoyunun ve politika yapıcıların daha kolay inceleyebilmesini sağlıyor.
İrlanda’nın mali riski ise yüksek yoğunlaşma. Apple, Microsoft ve Eli Lilly’nin 2024’te İrlanda’nın kurumlar vergisi gelirlerinin yaklaşık yüzde 46’sını oluşturduğu tahmin ediliyor. Bu durum ülkeye olağanüstü gelir sağlarken, birkaç şirketin kârındaki dalgalanmalara, kurumsal yeniden yapılanmalara ve uluslararası vergi kurallarındaki değişikliklere karşı kırılganlık yaratıyor.
Apple’ın yaklaşımı, şirketler vergisinin kârı yaratan varlıkların, işlevlerin, risklerin ve fikrî mülkiyetin bulunduğu yerde alınması gerektiği yönünde. Buna karşılık katma değer vergisi gibi tüketim temelli vergiler, ürünlerin müşteriler tarafından satın alındığı yerde doğuyor.
Tartışmanın merkezinde bu ilkenin var olup olmadığı bulunmuyor. Asıl soru, fikrî mülkiyet sahipliği ve grup içi düzenlemelerin, Avrupa’daki çalışanlara, müşterilere ve ticari faaliyetlere kıyasla artık kârın çok büyük bir bölümünü İrlanda’da toplayıp toplamadığı.
Yeni raporlar, “Apple İrlanda’da vergi ödemiyor” sonucunu desteklemiyor. Aksine Apple’ın İrlanda’ya yaptığı gerçek ve çok büyük bir vergi katkısını gösteriyor. Fakat 17,1 milyar dolarlık ödemenin olağan bir yıllık vergi faturası olmadığı, önemli bölümünün geçmişteki AB vergi davasının kapanmasıyla ortaya çıkan tek seferlik bir ödeme olduğu unutulmamalı.
Daha geniş açıdan bakıldığında açıklamalar, Apple’ın Avrupa’daki kârlarının ekonomik olarak nerede üretildiği ile muhasebe ve vergi açısından nerede kaydedildiği arasındaki farkı görünür kılıyor. Yeni AB raporlama kuralları da tam olarak bu farkın kamuoyunca incelenmesini kolaylaştırıyor.
ABAD, Eylül 2024’te verdiği nihai kararda, İrlanda’nın Apple için uyguladığı geçmiş vergi düzenlemelerinin yasa dışı devlet yardımı niteliğinde olduğuna hükmetti. Mahkeme, 13 milyar avroyu aşan tutarın Apple’dan geri alınmasına ilişkin kararı onayladı.
Davanın merkezinde, Apple’ın 1991-2014 dönemindeki kârlarının İrlanda’daki şirketler ile bu şirketlerin vergisel açıdan ülkede yerleşik sayılmayan merkez ofisleri arasında nasıl dağıtıldığı vardı. Avrupa Komisyonu, bu düzenlemelerin Apple’ın vergi yükünü bazı yıllarda yüzde 1’in, hatta 2014’te yüzde 0,005’in altına indirdiğini savunmuştu.
Dolayısıyla mahkemenin kararı, İrlanda’nın genel kurumlar vergisi oranının yüzde 12,5 olması nedeniyle Apple’ın geçmişteki vergi sonucunu otomatik olarak meşru kabul etmedi. İncelenen konu, Apple’a uygulanan özel vergi düzenlemelerinin şirket lehine haksız bir avantaj sağlayıp sağlamadığıydı.
Dosyaların gösterdiği temel yapı, çok uluslu şirketlerde kârın çalışanların veya tüketicilerin bulunduğu ülkeye göre değil, fikrî mülkiyet haklarının hangi kuruluşta tutulduğuna ve grup içi kâr dağıtımının nasıl yapıldığına göre kaydedilebilmesi.
Apple’ın İrlanda’daki başlıca kuruluşu Apple Operations International, 2025 mali yılında 12,1 milyar dolarlık vergi ödemesi bildirdi. Bu tutarın 1,4 milyar dolarlık bölümü, OECD ve AB’nin büyük şirketler için getirdiği yüzde 15’lik küresel asgari vergi düzeniyle bağlantılıydı. Raporun muhasebe ölçümüne göre Apple’ın İrlanda’daki efektif vergi oranı yüzde 13,8 oldu.
Bu oran, İrlanda’nın yüzde 12,5’lik nominal oranının üzerinde. Fakat yüzde 13,8’lik efektif oran ile 17,1 milyar dolarlık nakit ödeme aynı ölçümü ifade etmiyor: 17,1 milyar dolarlık rakam, tarihi vergi anlaşmazlığı kapsamında yapılan tek seferlik geri ödemeyi de içeriyor.
Apple’ın çalışan sayısı ile kârı arasındaki fark da bu yapıyı çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Şirket, İrlanda’da yaklaşık 5.575 çalışan istihdam ediyor; bu, küresel iş gücünün yaklaşık yüzde 3’ü. Buna rağmen İrlanda’da çalışan başına vergi öncesi kâr yaklaşık 6 milyon dolar seviyesinde. Almanya’da ise 4.089 çalışan için bu tutar çalışan başına yaklaşık 51 bin dolar.
Bu karşılaştırma tek başına yasa dışılık kanıtı değil. Ancak kârın nerede kaydedildiğinin çalışan sayısından veya tüketici satışlarının gerçekleştiği yerden çok, gayrimaddi varlıkların ve fikrî mülkiyet haklarının grup içinde nasıl konumlandırıldığıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Benzer bir tablo Microsoft’un AB kapsamındaki raporunda da görülüyor. Microsoft’un İrlanda operasyonları yaklaşık 47,1 milyar dolar vergi öncesi kâr bildirdi. Bu, şirketin dünya genelindeki vergi öncesi kârının yaklaşık yüzde 38’ine karşılık geliyor; ancak İrlanda, Microsoft’un küresel çalışanlarının yalnızca yaklaşık yüzde 3’üne ev sahipliği yapıyor. Microsoft’un 2025 mali yılı raporu, aynı raporlama dönemi ve çerçevesinin başka bir büyük teknoloji şirketinde de benzer sonuçlar ürettiğini gösteriyor.
İrlanda, yüzde 12,5’lik kurumlar vergisi oranı, İngilizce konuşulan iş gücü, Avrupa Birliği pazarına erişim, geniş vergi anlaşması ağı ve kurumlar vergisi sistemi sayesinde çok uluslu şirketlerin merkez ve fikrî mülkiyet faaliyetlerini çekmeyi başardı.
Ancak büyük şirketler için yüzde 15’lik küresel asgari vergi, bu oran avantajını daraltıyor. Ülke bazlı kamu raporlaması da kârların belirli ülkelerde yoğunlaşmasını kamuoyunun ve politika yapıcıların daha kolay inceleyebilmesini sağlıyor.
İrlanda’nın mali riski ise yüksek yoğunlaşma. Apple, Microsoft ve Eli Lilly’nin 2024’te İrlanda’nın kurumlar vergisi gelirlerinin yaklaşık yüzde 46’sını oluşturduğu tahmin ediliyor. Bu durum ülkeye olağanüstü gelir sağlarken, birkaç şirketin kârındaki dalgalanmalara, kurumsal yeniden yapılanmalara ve uluslararası vergi kurallarındaki değişikliklere karşı kırılganlık yaratıyor.
Apple’ın yaklaşımı, şirketler vergisinin kârı yaratan varlıkların, işlevlerin, risklerin ve fikrî mülkiyetin bulunduğu yerde alınması gerektiği yönünde. Buna karşılık katma değer vergisi gibi tüketim temelli vergiler, ürünlerin müşteriler tarafından satın alındığı yerde doğuyor.
Tartışmanın merkezinde bu ilkenin var olup olmadığı bulunmuyor. Asıl soru, fikrî mülkiyet sahipliği ve grup içi düzenlemelerin, Avrupa’daki çalışanlara, müşterilere ve ticari faaliyetlere kıyasla artık kârın çok büyük bir bölümünü İrlanda’da toplayıp toplamadığı.
Yeni raporlar, “Apple İrlanda’da vergi ödemiyor” sonucunu desteklemiyor. Aksine Apple’ın İrlanda’ya yaptığı gerçek ve çok büyük bir vergi katkısını gösteriyor. Fakat 17,1 milyar dolarlık ödemenin olağan bir yıllık vergi faturası olmadığı, önemli bölümünün geçmişteki AB vergi davasının kapanmasıyla ortaya çıkan tek seferlik bir ödeme olduğu unutulmamalı.
Daha geniş açıdan bakıldığında açıklamalar, Apple’ın Avrupa’daki kârlarının ekonomik olarak nerede üretildiği ile muhasebe ve vergi açısından nerede kaydedildiği arasındaki farkı görünür kılıyor. Yeni AB raporlama kuralları da tam olarak bu farkın kamuoyunca incelenmesini kolaylaştırıyor.