Nicklin, 7 Temmuz 2026’da davaları tümüyle düşürdü. Karar, mahremiyet ihlallerinin hukuk açısından önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Yargıcın vardığı sonuç, bu yedi davacının kendi dosyalarında ileri sürdüğü belirli iddiaları yeterince güvenilir delillerle kanıtlayamadığı yönünde.
Nicklin, davacıların dosyasını “spekülatif ve büyük ölçüde çıkarıma dayalı” olarak tanımladı. Başka bir ifadeyle mahkeme, iddiaların doğrudan ve güvenilir kanıtlardan çok varsayımlara dayandığı ve ileri sürülen uygulamalarla davacıların bireysel dosyaları arasında yeterince sağlam bir delil bağlantısı kurulamadığı kanaatine vardı.
Bu ayrım önemli. Mahkeme, tabloid basın dünyasında geçmişte hukuka aykırı uygulamalar yaşanmış olabileceğini kabul etse bile, her bir davacının somut iddiasının kanıtlandığı sonucuna varmak zorunda değil. Dolayısıyla karar, bu yedi kişinin duruşmada sunduğu davaları reddediyor; geçmişteki tüm tabloid usulsüzlüğü iddialarının yanlış olduğuna dair genel bir yargı oluşturmuyor.
İngiliz hukukunda mahkeme masrafları genellikle “standart esas” üzerinden hesaplanır. “Tazminat esası” (indemnity basis) ise kazanan taraf açısından daha avantajlıdır ve çoğunlukla davanın yürütülmesindeki tutumun makul yargılama sınırlarının dışına çıktığı istisnai durumlarda uygulanır.
Nicklin, davacıların tutumunu bir bütün olarak değerlendirdiğinde bu istisnai yöntemin uygulanmasını haklı buldu. Yargıç; iddiaların kapsamını ve ciddiyetini, davanın nasıl yürütüldüğünü ve sürecin genel olarak makul olmayan bir nitelik taşıdığı yönündeki değerlendirmesini dikkate aldı.
Ancak bu karar ANL’ye sınırsız bir ödeme hakkı vermiyor. Ayrıntılı masraf incelemesinde yayıncı, talep ettiği her kalemin makul biçimde yapıldığını ve miktarının makul olduğunu göstermeye devam edecek. Tazminat esası, tartışmalı masrafların değerlendirilmesinde ANL lehine daha geniş bir çerçeve oluşturuyor ve normal orantılılık denetimini kaldırıyor; yine de bu karar bir “açık çek” anlamına gelmiyor.
Mahkemenin belirlediği 9.544.355 sterlin, ANL’nin toplam masraflarına yönelik geçici bir ilk ödeme. Taraflar, yayıncının nihai olarak tahsil edebileceği tutarın belirlenmesi için sonraki değerlendirme aşamalarına ilerleyecek.
ANL’nin masraf duruşmasında 9,9 milyon sterlinden fazla bir ilk ödeme talep ettiği, davacıların avukatlarının ise yaklaşık 7,9 milyon sterlinlik bir rakam önerdiği bildirildi. Yargıç, iki tarafın beklentileri arasında ANL’nin talebine daha yakın olan üst seviyedeki tutarı belirledi.
34,5 milyon sterlinlik rakam, ANL’nin bildirdiği toplam hukuki masrafı ifade ediyor; davacıların şu anda bu tutarın tamamını ödemesine karar verilmiş değil. Masraf incelemesinde fatura düşürülürse nihai yük de azalacak. Tutar büyük ölçüde kabul edilirse, sigorta kapsamı dışında kalan milyonlarca sterlin davacıların karşısına çıkabilir.
Masraflara ilişkin karar, tüm usuli seçeneklerin sona erdiği anlamına gelmiyor. Bildirilen 2 Ekim tarihi, masraf kararına karşı temyiz izni istemek veya temyiz sürecini başlatmak için önem taşıyor. Ancak temyiz başvurusu tek başına ödeme emrini ortadan kaldırmaz; ödemenin ertelenmesi ya da kararın değiştirilmesi için ayrıca mahkemeden durdurma kararı veya farklı bir emir alınması gerekir.
Simon Hughes temyizi değerlendirdiğini söyledi. ANL ise sonucu “ezici bir zafer” olarak nitelendirdi. Olası bir temyizde davacıların yalnızca karara katılmadıklarını belirtmesi yeterli olmayacak; başvurunun mahkemenin hukuki değerlendirmesine dayanması gerekecek.
Karar, Harry’nin İngiliz gazete yayıncılarına karşı yürüttüğü daha geniş hukuk mücadelesi açısından büyük bir darbe. Bu sonuç, Mirror Group Newspapers’a karşı kazandığı ve 140.600 sterlin tazminat aldığı davayla; News Group Newspapers’ın daha sonra özür dileyip taleplerini anlaşmayla sonuçlandırmasıyla tezat oluşturuyor.
ANL davası, en azından ilk derece yargılaması bakımından Harry’nin Daily Mail yayıncısına karşı açtığı davanın tamamen kaybedilmesiyle sonuçlandı. Bundan sonraki temel başlıklar mali ve usule ilişkin: ANL’nin talep ettiği masrafların ne kadarının kabul edileceği, temyizin yapılıp yapılmayacağı ve 9,54 milyon sterlinlik ilk ödemenin ardından daha yüksek bir nihai tutar çıkıp çıkmayacağı.
Kararla aynı haber döngüsünde, Harry ve Meghan’ın çocukları Archie ile Lilibet’i Kaliforniya’dan İngiltere’ye uzun süreliğine götürmeyi planladıkları da bildirildi. Bu plan, çiftin kraliyet görevlerine döneceği anlamına gelmiyor; haberlerde özel kişiler ve çalışmayan kraliyet mensupları olarak kalacakları belirtildi.
Yüksek Mahkeme, yedi davacının hukuka aykırı bilgi toplama iddialarını somut ve yeterli delillerle kanıtlayamadığına karar verdi. Mahkeme daha sonra, davanın genel olarak makul olmayan biçimde yürütüldüğü kanaatiyle masrafları tazminat esasına göre belirledi.
İlk ve en somut sonuç, 28 Ağustos’a kadar ödenmesi gereken 9,54 milyon sterlinlik geçici ödeme. Bununla birlikte nihai toplam henüz kesinleşmiş değil; ayrıntılı masraf incelemesi ve olası temyiz süreci, davacıların karşılaşacağı toplam mali yükü belirleyecek.