Samsung’un avantajı yalnızca bileşen üretimiyle sınırlı değil. Giriş seviyesinden amiral gemilerine uzanan geniş ürün portföyü, yerleşik operatör ortaklıkları ve güçlü perakende dağıtım ağı da markanın arz sıkıntısı döneminde rakiplerinden daha istikrarlı hareket etmesine yardımcı olabilir. Counterpoint’in 2026 tahmininde Samsung sevkiyatlarının yüzde 0,8 artması, küresel pazarın ise yaklaşık yüzde 14 daralması bekleniyor.
Bu tablo Samsung için önemli bir rekabet avantajına işaret etse de, liderlik farkının ne kadar olacağı tahminlere ve bellek arzının seyrine bağlı kalacak.
Apple’ın yüksek fiyatlı ürünlere odaklanan müşteri tabanı ve daha yüksek kâr marjları, şirketin artan bileşen maliyetlerini diğer üreticilere kıyasla daha kolay karşılamasını sağlıyor. Uzun vadeli tedarikçi ilişkileri ve güçlü satın alma kapasitesi de Apple’ın büyük fiyat artışlarını ertelemesine veya daha sınırlı tutmasına olanak verebilir.
Nitekim Counterpoint’e göre Apple, 2026’nın ikinci çeyreğinde rakipleri belirgin fiyat artışlarına giderken fiyatlarını büyük ölçüde sabit tuttu. Buna rağmen küresel akıllı telefon geliri yıllık bazda yüzde 7 artarak 109 milyar dolara ulaştı; sevkiyatlar düşse de pazarın toplam geliri rekor seviyeye çıktı.
Bu nedenle Apple’ın pazar payını koruması, hatta premium segmentte güçlenmesi bekleniyor. Ancak Apple’ın dayanıklılığı, pazarın tamamındaki düşüşü telafi edecek kadar yüksek adet artışı anlamına gelmeyebilir.
Huawei, Çin’deki güçlü konumu, daha yüksek fiyatlı ürünlere yönelmiş ürün karması ve görece daha kontrollü tedarik düzenlemeleri sayesinde birçok Çinli rakibine kıyasla daha korunaklı durumda. Counterpoint’in önceki 2026 görünümünde sevkiyatlarını artırması beklenen tek büyük Çinli marka Huawei’ydi; Apple ve Samsung ise krize karşı en dirençli üreticiler olarak öne çıktı.
Buna karşılık Transsion, Xiaomi ve Honor gibi giriş ve orta segmentte daha fazla ağırlığı bulunan markalar, bellek maliyetlerindeki artıştan daha sert etkilenebilir. Bu segmentlerde bellek, cihazın toplam üretim maliyetinde önemli bir yer tutuyor ve tüketicilerin fiyat artışını kabul etme payı daha düşük.
Xiaomi, Oppo ve Vivo’nun 2026’nın ikinci çeyreğinde dünyanın en büyük beş üreticisi arasında en sert sevkiyat düşüşlerini yaşadığı bildirildi. Hindistan’da da Vivo’nun sevkiyatları yıllık bazda yüzde 13, Realme’nin yüzde 14,2, Xiaomi’nin yüzde 10 ve Oppo’nun yüzde 8,5 geriledi.
Krizden en fazla etkilenmesi beklenen alan, özellikle 150 doların altındaki akıllı telefonlar. Gelişmekte olan pazarlarda önemli bir yer tutan bu segmentte üreticilerin önünde birkaç seçenek bulunuyor:
Bu seçeneklerin tamamı, düşük fiyatlı telefonların bulunurluğunu azaltabilir ve tüketicilerin cihaz değiştirme süresini uzatabilir. Aynı zamanda daha küçük markaların pazarda tutunmasını zorlaştırarak sektörün konsolidasyonunu hızlandırabilir.
Xiaomi, Vivo, Honor ve Oppo’nun bu nedenle daha üst segmentlere yönelmesi bekleniyor. Üreticiler, düşük marjlı giriş modellerinin sayısını azaltıp üst-orta ve premium modellere ağırlık verebilir; bazı ülke ve satış kanallarındaki yatırımlarını da daha seçici hale getirebilir. Bu strateji, satılan cihaz sayısını azaltırken ortalama satış fiyatını ve kârlılığı korumayı amaçlıyor.
Counterpoint’in haziran ayındaki tahminine göre küresel akıllı telefon sevkiyatları 2026’da yüzde 13,9 düşerek 1,08 milyar adede gerileyebilir. Bu, 2013’ten bu yana görülen en düşük yıllık toplam olur. Tahminin önceki beklentilere göre kötüleşmesinde, yapay zekâ sunucularında kullanılan yüksek performanslı bellek türlerine kapasite ayrılması ve geleneksel bellek arzındaki sıkışma etkili oldu.
Daralma ikinci çeyrekte de belirginleşti. Counterpoint’in erken tahminine göre küresel sevkiyatlar yıllık bazda yüzde 11 azalarak 2013’ten bu yana bir ikinci çeyrek için en düşük seviyeye indi. Yükselen bellek fiyatları telefon maliyetlerini artırırken, daha yüksek perakende fiyatları talebi de baskıladı.
Latin Amerika’da sevkiyatlar ikinci çeyrekte yıllık bazda yüzde 10 geriledi. Üreticiler, fiyat artışları öncesinde ilk çeyrekte stok artırdıktan sonra siparişlerini ve kanal yatırımlarını geri çekti. Samsung ile Apple, bölgede büyüme kaydeden öne çıkan büyük markalar oldu.
Avrupa’da da sevkiyatlar yüzde 10 düşerek 35 milyon adede indi ve ikinci çeyrekler açısından üç yılın en düşük seviyesine geriledi. Apple ve Samsung, premium ürünlere olan talep sayesinde daha dirençli kalırken Xiaomi, Oppo ve Honor pay kaybetti.
Yapay zekâ özellikleri, özellikle üst segmentte ürünleri farklılaştırabilir ve üreticilerin daha yüksek fiyatlı modellere yönelmesini kolaylaştırabilir. Ancak bu özellikler, piyasadaki fiziksel bellek açığını ortadan kaldırmıyor ve artan DRAM ile NAND maliyetlerini telafi etmiyor.
Benzer şekilde, katlanabilir bir iPhone Apple’ın premium segmentteki fırsatlarını büyütebilir. Fakat yüksek fiyatlı ve sınırlı hacimli böyle bir ürün, tüm pazarda geniş tabanlı bir sevkiyat patlaması yaratacak bir çözüm olmayacaktır.
Bu nedenle 2026-2027 görünümü talep kaynaklı değil, arz kaynaklı şekilleniyor. Bellek üreticilerinin kapasiteyi yapay zekâ ve sunucu uygulamalarına ne ölçüde ayıracağı, bellek bulunurluğu, sözleşme fiyatları ve telefon üreticilerinin satın alma gücü, üretim adetlerini belirleyecek. Tüketici talebi ise daha çok fiyatların satın alınabilirlik sınırlarını aşması durumunda belirleyici olacak.
Daha geniş kapsamlı bir toparlanma için bellek arzının normalleşmesi ve ertelenen telefon yenileme talebinin geri dönmesi gerekiyor. Bu koşulların 2028’de daha olası hale gelmesi bekleniyor.
O zamana kadar pazarın muhtemel görünümü şöyle:
Kısacası bellek krizi, akıllı telefon pazarında kazananı yalnızca en iyi cihazı üreten markanın değil, kritik bileşenleri en iyi güvence altına alan markanın belirleyeceği bir döneme işaret ediyor.