2025’teki vize kısıtlaması, Abbas’ın yanı sıra Genel Kurul’un New York’taki üst düzey oturumlarına katılması beklenen yaklaşık 80 Filistinli yetkiliyi etkiledi. Dışişleri Bakanlığı, BM’deki Filistin misyonunda görev yapan diplomatlara özel muafiyet verilebileceğini açıkladı. Böylece misyonun faaliyetlerini sürdürmesi mümkün olurken, üst düzey siyasi yetkililer toplantıların dışında bırakıldı.
Filistin Yönetimi kararı kınadı ve bunun uluslararası hukuka ve 1947 tarihli BM Genel Merkezi Anlaşması’na aykırı olduğunu savundu. Böylece diplomatik tartışma, BM Genel Kurulu açısından pratik bir soruna dönüştü: Abbas ABD’ye giremiyordu, ancak Filistin yüksek düzeyli görüşmelere katılmak istiyordu.
Genel Kurul, 19 Eylül 2025’te Filistin’in başkanının önceden kaydedilmiş konuşmasını sunmasına ve video konferans yoluyla katılmasına izin veren bir karar aldı. Oylama 145’e karşı 5 oyla sonuçlandı; 6 ülke çekimser kaldı. ABD ve İsrail karara karşı oy kullanan ülkeler arasında yer aldı.
Bu düzenleme sayesinde Abbas, New York’taki BM salonunda bulunmak yerine Ramallah’tan uzaktan hitap edebildi.
Abbas’ın, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan ABD Başkanı Donald Trump nezdinde girişimde bulunmasını istediği bildirildi. Türkiye, Filistin’in uluslararası temsiline güçlü destek veren ülkelerden biri olarak öne çıkıyor; Erdoğan’ın da Trump’la doğrudan iletişim kanalı bulunuyor. Haberlere göre Erdoğan konuyu Trump’la görüştü, ancak Washington’un planlanan kısıtlamayı geri çekeceğine dair bir işaret ortaya çıkmadı.
Mevcut kaynaklar, bu girişimin neden sonuçsuz kaldığına ilişkin ABD tarafından yapılmış ayrı ve kamuya açık bir açıklama sunmuyor. Bununla birlikte haberler, yönetimin 2025’teki vize kısıtlamalarına temel oluşturan politika çizgisini koruduğuna işaret ediyor.
Uyuşmazlığın merkezindeki hukuki soru şu: ABD, BM’nin ev sahibi ülkesi olarak, New York’taki BM Genel Merkezi’ne gitmek isteyen Filistinli yetkililerin ülkeye girişini engellerken 1947 tarihli BM Genel Merkezi Anlaşması’na uyabilir mi?
Filistinli yetkililer ve BM uzmanları, anlaşmanın ABD’ye temsilcilerin BM Genel Merkezi bölgesine ulaşmasını engelleyecek kısıtlamalar getirmeme yükümlülüğü yüklediğini savunuyor. BM uzmanları Washington’a Filistinli liderlere vize verilmesi çağrısında bulunarak anlaşmanın erişim hükümlerine atıfta bulundu.
Washington ise karşı görüşte. ABD, BM toplantıları için seyahat söz konusu olsa dahi vize, güvenlik, aşırılıkçılık ve dış politika gerekçelerine dayalı kısıtlamalar uygulayabileceğini belirtiyor. Bu nedenle konu yalnızca bir seyahat engeli değil, ciddi bir hukuki ve diplomatik anlaşmazlık niteliği taşıyor. Vize kararının kendisi, ABD’nin yorumunun mu yoksa Filistin ve BM tarafının yorumunun mu hukuken doğru olduğunu kesin biçimde çözmüyor.
Abbas’ın ABD’ye girişi engellenmeye devam ederse Genel Kurul’un, Filistin’in uzaktan katılımına izin veren yeni bir usul kararı alması gerekebilir. Bu, önceden kaydedilmiş bir konuşmanın salonda yayımlanması veya canlı video konferans yoluyla katılım şeklinde olabilir. 2025’te kabul edilen karar 80. oturumdaki katılım için hazırlanmıştı; bu nedenle sonraki bir oturum için otomatik ve sürekli bir yetki olarak değerlendirilmemeli.
2025’teki uygulama, pratik açıdan bir emsal oluşturdu: ABD’nin giriş kısıtlaması Abbas’ın Genel Kurul’a şahsen hitap etmesini önleyebilir, ancak Genel Kurul Filistin’in katılımını korumak için ayrı bir mekanizma kurabilir. Bunun 2026’da yeniden yapılıp yapılmayacağı, Genel Kurul’un kararına ve eylül toplantısından önce Washington’un tutumunu değiştirip değiştirmeyeceğine bağlı olacak.
Abbas hakkındaki tartışma, daha kapsamlı bir ABD politikasının da parçası. 1 Ocak 2026’da yürürlüğe giren 10998 sayılı Başkanlık Bildirisi, 39 ülkenin vatandaşları için ve Filistin Yönetimi tarafından düzenlenen veya onaylanan seyahat belgeleriyle başvuran kişiler bakımından ABD’ye giriş ve vize verilmesini tamamen ya da kısmen askıya aldı.
Dışişleri Bakanlığı kaynaklı haberlere göre düzenleme, New York’taki Filistin BM misyonuyla bağlantılı bazı yetkililer için sınırlı istisnalar içeriyor. Bu ayrım, daimi misyonun çalışmayı sürdürmesine izin verirken üst düzey Filistin Yönetimi yetkililerini ve geçici heyetleri büyük uluslararası toplantılara katılamama riskiyle karşı karşıya bırakıyor.
Bu nedenle mesele yalnızca Abbas’ın seyahat planından ibaret değil. Uyuşmazlık; ABD’nin göç ve ulusal güvenlik yetkileri, Filistin Yönetimi’nin diplomatik faaliyetleri ve BM’ye ev sahipliği yapan bir ülkenin örgütün merkezine erişimi kolaylaştırma yükümlülüğü arasındaki dengeyi de kapsıyor.