Ekonomik etki dikkat çekici boyutta. Ancak mevcut veriler düşüşü farklı dönem ve yöntemlerle ölçüyor. Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksey Overçuk, Rusya-Ermenistan ticaretinin 2025’e kıyasla yaklaşık üçte iki oranında gerilediğini ve düşüşün süreceğini söyledi. Ermenistan’ın ocak-haziran dönemine ilişkin verileri ise ikili ticaretin yıllık bazda yüzde 20,9 azalarak 3,326 milyar dolardan 2,63 milyar dolara indiğini gösteriyor.
Bu iki rakamın mutlaka çeliştiği söylenemez: İlki 2026 geneline ilişkin daha geniş bir tahmin niteliğindeyken, ikincisi yılın ilk altı ayını kapsıyor. Birlikte değerlendirildiklerinde, tam yıl etkisini ölçen tek bir kesin rakamdan ziyade ticari ilişkilerdeki sert bozulmaya işaret ediyorlar.
Moskova açısından kısıtlamalar, Rusya’nın Ermeni ihracatçılarına hâlâ zarar verebileceğini gösteriyor. Erivan açısından ise bu adımlar, tek bir baskın pazara bağımlılığın risklerini görünür kılıyor. Aynı zamanda şirketleri ticaret rotalarını değiştirmeye teşvik ediyor.
Ermenistan’ın AB ülkelerine ihracatı, 2026’nın ilk yarısında 516 milyon dolara ulaştı. Bu rakam, 2025’in aynı dönemindeki 287 milyon dolara göre yüzde 80’lik artış anlamına geliyor. Artış, Rusya’nın Ermeni meyve, sebze, ot, çiçek, maden suyu, alkol, süt ürünleri ve balık ürünlerine yönelik ithalat kısıtlamalarını aşamalı biçimde artırdığı dönemde gerçekleşti.
Bu değişim, Avrupa pazarlarının Rusya’nın yerini hemen doldurabileceği anlamına gelmiyor. İhracatın başka bir yöne çevrilmesi yeni lojistik hatları, teknik standartları, alıcıları ve finansman kanallarını gerektiriyor. Ancak gelişme, Rusya’nın uyguladığı baskının boşlukta gerçekleşmediğini gösteriyor: Ermenistan’ın önünde büyük bir alternatif pazar bulunuyor ve AB, Erivan’ın bu pazarı kullanmasını kolaylaştırıyor.
Brüksel, temmuz ayında Ermenistan’a 18 milyon avroluk ek ekonomik destek sözü verdi ve bazı Ermeni ürünlerinin ihracat kurallarını gevşetti. AB’nin daha geniş kapsamlı Dayanıklılık ve Büyüme Planı’nın değeri 270 milyon avro. Plan; reformları, yatırımları ve enerji, ulaştırma ile özel sektör gibi alanlarda iş birliğini desteklemeyi amaçlıyor. Avrupa Komisyonu ayrıca Rusya’nın ticaret kısıtlamalarının yarattığı aksamaya karşı Ermeni ürünleri için geçici ticaret serbestleştirme tedbirleri önerdi.
Böylece bir geri besleme döngüsü oluşuyor: Rusya’nın baskısı Avrupa yardımının değerini artırıyor; Avrupa desteği ise Ermenistan’ın Rusya’nın baskısına dayanmasını kolaylaştırıyor.
Paşinyan’ın temmuz ayında Putin’le yaptığı telefon görüşmesi, Ermenistan’ın Rusya ile ekonomik bağlarını koparmadığını ortaya koyuyor. Ermeni Başbakan, ihracatı etkileyen kısıtlamaların çözülmesi için Rusya Devlet Başkanı’ndan yardım istedi. Bununla birlikte bu tedbirlerin ikili anlaşmaları ve AEB’nin hukuki çerçevesini ihlal ettiğini savundu.
Bu tablo, Moskova ile net bir jeopolitik kopuştan daha karmaşık. Ermenistan, Rusya pazarına erişimini korumaya çalışırken bu erişimin siyasi hizalanmaya bağlı olmasını reddediyor. AEB kurallarına atıf yapan Erivan, anlaşmazlığı Moskova’nın “Avrupa’ya yöneliyorsanız kısıtlamalar meşrudur” yaklaşımını kabul etmek yerine, kurumsal taahhütlerin ihlali olarak sunuyor.
Bu başvuru aynı anda iki gerçeği gösteriyor:
Ermenistan, ekonomik ve siyasi izolasyonunu azaltmak için AB’nin yanı sıra bölgeye de bakıyor. Paşinyan hükümetinin 2026-2031 programında Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesi hedefi yer alıyor. Ermeni ve Türk yetkililer de diyaloğun sınırın açılmasına yönelik ilerleme sağlayabilecek bir düzeye geldiğini belirtiyor. İki ülke, daha doğrudan ticaret için bazı adımlar da attı.
Ermenistan-Türkiye hattının daha kapsamlı biçimde açılması, alternatif ulaşım güzergâhları ve ticari bağlantılar sağlayabilir. RANE analistlerine göre normalleşme, Ermenistan’ın Rusya’ya olan bağımlılığını belirli ölçüde azaltabilir; ancak Rusya’nın baskısı bu süreci sınırlayabilir.
Buradaki kritik nokta şu: Rusya’nın etkisi yalnızca Ermenistan’ın Moskova ile ekonomik bağlarından beslenmiyordu. Ermenistan’ın sınırlı bölgesel seçenekleri de Rusya’nın ağırlığını artırıyordu. Türkiye ve Azerbaycan’la ilişkiler iyileşirse Erivan, ticaretini ve bağlantılarını çeşitlendirmek için daha fazla hareket alanı kazanabilir. Bu, Rusya’nın etkisini tamamen ortadan kaldırmaz; fakat Moskova’nın bölgedeki vazgeçilmez aracı rolünü zayıflatır.
Rusya’nın “seçim yapın” mesajı Moskova’yı da bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor. Ermenistan’ın AB ile yakınlaşırken AEB üyeliğini sürdürmesine izin verilirse, Rusya daha önce uyumsuz ilan ettiği sınırlı hizalanma modelini fiilen kabul etmiş görünebilir. Ermenistan AEB’den çıkarılırsa kopuş resmileşir ve Moskova önemli bir kurumsal nüfuz kanalını kaybeder.
Bu nedenle analistler, tamamen ihraç edilme senaryosunu gergin bir birlikte varoluşa kıyasla daha düşük ihtimal olarak değerlendiriyor. Carnegie’nin analizine göre Paşinyan’ın seçim zaferinin ardından Ermenistan’ın Avrupa’ya kademeli yönelişi sürecek; ancak iki taraf da iş birliğinden yararlanmaya devam ettiği için bu süreç Rusya ile hemen kopuşa yol açmayacak.
Rusya’nın seçenekleri tam da bu noktada daralıyor. Ticaret kısıtlamaları Ermeni üreticilere zarar verebilir, fakat aynı zamanda çeşitlendirme ihtiyacını acilleştirir. Siyasi tehditler Erivan’ı yanıt vermeye zorlayabilir, ancak Moskova’ya bağımlılığı azaltma fikrini ülke içinde güçlendirebilir. Ermenistan’ı AEB’den çıkarmak ise Rusya’nın baskı aracı olarak kullanmaya çalıştığı yapıyı ortadan kaldırır.
Peskov’un çerçevesi Ermenistan’ın önündeki tercihi ikili hale getirmeyi amaçlıyor: Avrupa mı, AEB mi? Erivan ise mevcut ekonomik ilişkileri korurken AB’ye yaklaşmaya ve yeni bölgesel kanallar açmaya çalışıyor.
Bu denge politikasının sonsuza kadar sürmesi kolay değil. Putin’in de ifade ettiği gibi AB ile AEB’nin gümrük sistemleri yapısal olarak birbiriyle uyumlu değil. Yine de Moskova’nın ekonomik baskısı, Ermenistan’ın daha bağımsız bir tercih yapabileceği koşulları hızlandırıyor olabilir.
Rusya hâlâ Ermenistan’a ciddi maliyetler yükleyebilecek araçlara sahip. Öte yandan Ermenistan’ın Avrupa rotası da kesinleşmiş değil; temmuz ayındaki haberlere göre ülke henüz AB üyeliği için resmî başvuru yapmadı. Bu nedenle Rusya’nın konumunu “etkisizleşme”den ziyade “etkinliğin azalması” olarak tanımlamak daha doğru. Moskova’nın elinde hâlâ kozlar var; ancak bu kozlar giderek daha maliyetli, daha az güvenilir ve Rusya’nın uzaklaştırmak istediği alternatiflere Ermenistan’ı yöneltme ihtimali daha yüksek araçlara dönüşüyor.