Şili’nin eski Devlet Başkanı Michelle Bachelet, Ekvador’un eski Dışişleri Bakanı María Fernanda Espinosa, Senegal’in eski Devlet Başkanı Macky Sall ve Ugandalı diplomat Olara Otunnu ise ilk üç adayın gerisinde kaldı. Bu oylama yalnızca üyelerin mevcut eğilimlerini ölçen bir yoklamaydı; herhangi bir adayın seçildiği anlamına gelmiyor.
Ivonne Baki’nin yarışa katılmasıyla aday listesi sekiz kişiye çıktı. Tonga tarafından aday gösterilen 75 yaşındaki Ekvadorlu diplomat ve eski bakan Baki, Fransa, Katar ve ABD’de büyükelçilik görevlerinde bulundu. Böylece yarışta Ekvador’dan iki aday yer alıyor: Baki ve Espinosa.
Mevcut adaylar şunlar:
Grynspan, Rodrigues-Birkett ve Grossi ilk oylamada ölçülebilen destek bakımından önde görünen adaylar. Baki ise oylamaya çok geç katıldığı için Güvenlik Konseyi’ndeki gerçek desteği henüz bilinmiyor.
Baki, kampanyasının merkezine çatışmaların önlenmesini ve BM’nin yenilenmesini koyuyor. Bu yaklaşımını anlatırken Lübnan İç Savaşı sırasında yaşadığı deneyimlere atıfta bulundu.
Baki’nin ABD tarafından desteklendiği ya da Donald Trump ve Bill Clinton’la olan ilişkilerinin Washington’ın desteğine dönüştüğü yönündeki iddialar ise kamuoyuna açık, doğrulanmış bir ABD desteği olarak kabul edilemez. Mevcut haberlerde resmi bir destek açıklaması veya oy taahhüdü doğrulanmış değil.
BM Genel Kurulu Başkanı Annalena Baerbock, adaylıkların zamanında açıklanmasını, adaylarla kamuya açık diyaloglar yapılmasını ve 193 üye ülkenin sürece daha fazla katılmasını savunuyor. Bu kapsamda kamuoyuna açık bir aday anketi fikri de gündeme geldi.
ABD ve Rusya ise Baerbock’ın yaklaşımının, BM Şartı uyarınca genel sekreter adayını Genel Kurul’a önerme yetkisine sahip Güvenlik Konseyi’nin alanına girdiğini düşünüyor. Washington’ın eleştirileri, Baerbock’ı süreci zayıflatmaya çalışmakla suçlayan ifadeleri içerirken Moskova da üstlendiği rolden kaygı duyduğunu belirtiyor.
Bu tartışmanın siyasi bir ağırlığı var; ancak yoklama oylamalarının kendisi hukuken bağlayıcı değil.
Moskova, yeni adayların yarışa katılabileceği sinyalini verirken Guterres’in performansını, özellikle BM’nin etkinliği ve çatışma yönetimi bağlamında eleştirdi. Rusya’nın yeni isimlere açık kapı bırakması, mevcut öncü adaylardan biri etrafında erken bir uzlaşma oluşmasını engelleyerek elindeki pazarlık gücünü korumasına yardımcı olabilir.
Bununla birlikte mevcut bilgiler, Rusya’nın adı geçen adaylardan herhangi birini kesin olarak desteklediğini veya veto edeceğini göstermiyor.
BM Şartı’nın 97. maddesi uyarınca Güvenlik Konseyi, bir adayı Genel Kurul’a önermek zorunda. Konsey’in önerisi için en az 9 oy gerekiyor. Ayrıca beş daimî üyenin — Çin, Fransa, Rusya, Birleşik Krallık ve ABD — hiçbirinin veto kullanmaması şart.
İlerleyen yoklama turlarında daimî üyelerin oyları genellikle diğer üyelerden ayrıştırılarak gösteriliyor. Bu yöntem, adayların yalnızca toplam desteğini değil, veto riski taşıyıp taşımadığını da daha görünür hâle getiriyor.
Guterres’in ikinci beş yıllık dönemi 31 Aralık’ta sona erecek. Bu seçimde Latin Amerika ve Karayipler bölgesinden bir adayın öne çıkmasını destekleyen bölgesel rotasyon anlayışı siyasi bir gelenek olarak etkili; ancak bağlayıcı bir kural değil. Bu durum, yarışta Latin Amerika’dan adayların neden güçlü bir biçimde temsil edildiğini açıklıyor.
Daimî üyeler arasında uzlaşma sağlanamazsa yoklamaların ekim ayına ve daha sonrasına sarkması mümkün. Adayların sürece ilerleyen aşamalarda da katılabilmesi, yarışın henüz kapanmadığını gösteriyor.
Şimdiki en kritik bilinmeyen, ikinci oylamada kimin en fazla “teşvik” oyu aldığı değil. Asıl mesele, öne çıkan adaylardan herhangi birinin dokuz oyu toplayıp aynı anda beş daimî üyenin tamamı için kabul edilebilir bir isim olup olamayacağı.