Trafik düzenlemenin yanı sıra ziyaretçilere yol tarifi ve benzeri temel bilgiler de sağlayabiliyorlar. Bu nedenle T2’yi klasik anlamda devriye gezen bir polis memurundan çok, trafik sensörü, kamusal bilgi noktası ve görünür bir yol kenarı uyarı sistemi birleşimi olarak değerlendirmek daha doğru.
Kamuya açık haberlerde T2’nin tespit edebildiği bildirilen davranışlar arasında şunlar yer alıyor:
Sistem olası bir ihlal tespit ettiğinde sesli uyarı veriyor. Çin devlet medyasının aktardığına göre kişi üç hatırlatmanın ardından davranışını düzeltmezse robot, ilgili ihlale dair ipuçlarını arşivleyip Hangzhou kamu güvenliği birimlerinin trafik yönetimi bünyesindeki erken uyarı merkezine gönderebiliyor.
Bu süreci “tespit, uyarı ve yönlendirme” olarak tanımlamak daha isabetli. Robotun kendisinin trafik cezası kestiği veya hukuki sorumluluğu kesinleştirdiği anlamına gelmiyor.
SUPCON, Hangzhou’daki filonun mayıs ayındaki başlangıcından bu yana 170.000’den fazla uyarı verdiğini ve aylık kasksız sürüş ile dur çizgisi ihlallerinde yüzde 40’tan fazla düşüşle ilişkilendirildiğini söylüyor.
Bu rakamlar sistemin yoğun biçimde kullanıldığını gösteriyor; ancak bunlar şirket tarafından açıklanan sonuçlar. Mevcut haberlerde robot kullanılmayan benzer kavşaklarla karşılaştırma, bağımsız bir değerlendirme veya düşüşün başka trafik güvenliği önlemlerinden ayrıştırılmasını sağlayan bir yöntem bulunmuyor. Yüksek uyarı sayısı da tek başına makinelerin söz konusu düşüşe neden olduğunu kanıtlamıyor.
Daha önceki haberlerde robotların üç gün içinde 11.897 uyarı verdiği, bunun yaklaşık her 1 dakika 43 saniyede bir uyarıya denk geldiği aktarılmıştı. Hangzhou Daily’ye dayandırılan bu veri, sistemin kesintisiz hatırlatma kapasitesini göstermesi bakımından dikkat çekici; ancak doğruluk veya etkinlik için bağımsız bir ölçüm değil.
Robotların bildirilen bir gözaltı yetkisi, silahı veya fiziksel zor kullanma işlevi bulunmuyor. Tasarımları bilinçli olarak trafik yönlendirme, hatırlatma ve bilgiyi insan yetkililere aktarma görevleriyle sınırlandırılmış durumda.
Bunun yalnızca teknik değil, hukuki bir nedeni de var. Çin İdari Ceza Yasası, idari cezaları yasal yetki ve usule dayanarak idari organlar tarafından uygulanan işlemler olarak tanımlıyor. Yasa, idari cezaların gerekli niteliklere sahip kolluk personeli tarafından uygulanacağını da belirtiyor.
Dolayısıyla ticari bir robot gözlem ve delil toplama süreçlerine destek olabilir; fakat para cezası, gözaltı veya özgürlükten yoksun bırakma gibi sonuçlar doğuran hukuki kararların yetkili karar mercii olamaz. Sonraki herhangi bir yaptırım, yetkili insan kurumuna atfedilmeli ve geçerli usule uygun biçimde uygulanmalı.
T2, işaretli kavşaklar, bilinen trafik ışıkları ve gözlemlenebilir davranışlardan oluşan dar bir alan için tasarlanmış durumda. Bildirilen özellikleri, genel amaçlı ve tamamen otonom bir polis robotuyla karıştırılmamalı.
Bu tasarımın beraberinde getirdiği başlıca sınırlamalar şöyle:
Bu nedenle kanıtların desteklediği en güçlü sonuç dar kapsamlı: T2, belirli trafik ortamlarında tekrarlı izleme ve hatırlatma görevlerini yerine getirebiliyor. Bunun, makinelerin kolluk faaliyetlerinin tüm karmaşıklığını güvenilir biçimde yönetebildiği sonucuna varmak için yeterli olmadığı açık.
Şu anda görülebilen en açık güvence, makine desteği ile hukuki yaptırım arasındaki ayrım. Robot gözlem yapabilir, uyarıda bulunabilir ve bilgiyi iletebilir; yasal bir cezanın sorumluluğu ise yetkili bir kolluk veya idari kuruma ait olmalı. Çin’in idare hukuku çerçevesi, para cezaları ve diğer zorlayıcı tedbirler için usul ve inceleme mekanizmaları da öngörüyor.
Sistemin daha geniş ölçekte kullanılması için sorumlu bir çerçevenin en az şu beş alanı kapsaması gerekir:
Mevcut haberlerde bu robotlara özgü güvencelerin tamamını kamuya açık biçimde ortaya koyan bir Hangzhou kuralına rastlanmıyor. Bu, kurum içi prosedürlerin hiç bulunmadığını kanıtlamaz; yalnızca yayımlanmış kanıtların bunları değerlendirmek için yetersiz olduğunu gösterir.
SUPCON, ağustos ayı itibarıyla benzer yaklaşık 50 robotun Çin’in üç eyaletindeki yaklaşık sekiz şehirde çalıştığını ve yıl sonuna kadar konuşlandırılan robot sayısının 200’e yaklaşmasını beklediğini açıkladı.
Bu rakamlar erken aşamadaki bir yurt içi yayılımına işaret ediyor; ancak hâlâ şirket beyanlarına dayanıyor. Şirket uluslararası büyüme hedeflerinden de söz etti. Buna karşın mevcut kanıtlar belirli bir yurt dışı konuşlandırmasını veya ihracat ölçeğini doğrulamıyor.
Yurt dışı kullanımı basit bir ekipman satışından ibaret olmayacak. Her ülkenin polis yetkisinin kimler tarafından kullanılabileceğini, kamusal gözetimin nasıl düzenleneceğini, hangi satın alma kurallarının geçerli olduğunu ve otomatik kararların nasıl denetleneceğini belirlemesi gerekecek. Bu nedenle yalnızca uyarı veren trafik destek modelini ihraç etmek, doğrudan para cezalarına veya diğer zorlayıcı yetkilere bağlanan bir sistemden daha kolay olabilir.
Bu projenin en önemli sonucu, robotların trafik polislerinin yerini alması değil. Daha önemli olan, şirketlerin belediye kurumları tarafından pilot olarak uygulanabilecek, görünür ve sınırları belirli görevlerde ticari değer bulması.
Trafik yönetimi bu açıdan elverişli bir giriş noktası sunuyor: Ortam yapılandırılmış, davranışlar tekrarlı, faydalar kolayca gösterilebiliyor ve robot hukuken insan memurların altında konumlandırılabiliyor. Tekerlekli tasarım da tamamen bacaklı insansı robotlarda görülen denge, navigasyon ve güvenlik sorunlarının bir bölümünü ortadan kaldırıyor.
Bu anlamda T2, pragmatik bir ticarileştirme stratejisini temsil ediyor. Makineyi gerçek bir kamusal alanda kullanıma sunmak, çalışma deneyimi toplamak, ölçülebilir bir hizmet işlevini göstermek ve pilot uygulamayı daha geniş benimsenmeye dayanak yapmak. Program, insansı görünümlü robotların genel amaçlı işçilere veya otonom polislere dönüşmeden de günlük altyapıya girebileceğini gösteriyor.
Şimdilik en güçlü sonuç temkinli bir sonuç: Hangzhou’nun T2 robotları, önemli sınırları bulunan kullanışlı trafik asistanları. Bildirilen yaygın kullanım ve uyarı sayıları iddialı bir pilot uygulamaya işaret ederken, bağımsız performans ve güvence verilerinin eksikliği doğruluk, hesap verebilirlik ve toplumun kabulü hakkındaki daha zor soruları açık bırakıyor.