Google, özelliğin önümüzdeki günlerde kullanıma sunulacağını belirtiyor. Bu nedenle erişim, kullanıcının hesabına ve bölgesine göre kademeli dağıtım sürecinde değişebilir.
Bu yenilik, kişiselleştirmeyi yalnızca bir içeriği gizleme veya bir konuyu ilgi dışı bırakma gibi tepkilerden çıkarıp açık talimatlar aşamasına taşıyor. Kullanıcının tercihini öneri sisteminin tahmin etmesini beklemek yerine, istenen içerik doğrudan doğal dille tarif edilebilecek.
Google’ın bir diğer yeniliği, yayıncıların kendi sayfalarına yerleştirebileceği etkileşimli Preferred Sources düğmesi. Okur bu düğmeye bastığında yayın, Google’daki tercih edilen kaynaklar listesine ekleniyor ve kullanıcı okumakta olduğu sayfaya geri döndürülüyor.
Google Search Central dokümantasyonu, etkileşimli düğme için JavaScript tabanlı kurulumu öneriyor. Bu yöntemi kullanamayan yayıncılar ise okuru Google’ın kaynak tercihleri arayüzüne yönlendiren bir deeplink kullanabiliyor.
Seçilen bir kaynak, ilgili kullanıcı için Top Stories, AI Overviews ve AI Mode dahil olmak üzere Google’ın farklı hizmetlerinde daha görünür hale getirilebiliyor. Bu nedenle özellik, klasik bir takip düğmesinden daha fazlasını ifade ediyor: Okurun yayıncı sitesinde yaptığı seçim, Google’ın kişiselleştirilmiş ve yapay zekâ destekli arama alanlarındaki gelecekteki görünürlüğe bağlanıyor.
Android’deki Google News, günlük sesli özetlerin konuya göre düzenlenmesini kolaylaştırıyor. Kullanıcılar daha geniş kategorilerin yanı sıra daha spesifik alt konuları da seçebilecek. Google, özetlerde kaynakların açıkça belirtileceğini ve haberlerin dayandığı tam makalelere bağlantı verileceğini söylüyor. Böylece dinleyici, ilgisini çeken içeriğin asıl kaynağına ulaşabilecek.
Google News hâlihazırda kullanıcıların konu, konum ve kaynakları takip etmesine, akışta hangi içeriklerin görüneceğini yönetmesine izin veriyor. Güncellenen sesli özetler, bu kişiselleştirmeyi dinleme formatına taşıyor. Özellik, haber akışında gezinmek yerine kısa bir gündem özeti dinlemek isteyenler için daha kullanışlı bir seçenek sunabilir.
Google, kullanıcıların şimdiye kadar 600 binden fazla benzersiz kaynak seçtiğini belirtiyor. Bu sayı, özelliğin önceki lansmanı civarında bildirilen 345 binden fazla kaynağın oldukça üzerinde.
Bu rakam önemli bir kullanım işareti olsa da dikkatli yorumlanmalı. Sayı; benzersiz kaynak seçimlerini gösteriyor, ancak kaç farklı kullanıcının bu işlemi yaptığını, kaç yayıncının düğmeyi sayfasına eklediğini, kaç ziyaretin tamamlandığını veya yayıncılara ne kadar ek trafik sağlandığını göstermiyor. Dolayısıyla Google’ın açıkladığı veri özelliğin kullanıldığını ortaya koyuyor; tek tek yayınların ne kadar trafik aldığı konusunda ise bilgi vermiyor.
Google, bir kullanıcının Preferred Sources olarak seçtiği kaynaklara ait bağlantıların, aynı yapay zekâ yanıtında yer alan diğer atıf bağlantılarına kıyasla yaklaşık iki kat daha fazla tıklandığını bildiriyor.
Bu sonuç yayıncılar için umut verici görünebilir; ancak bağımsız bir nedensellik araştırmasıyla aynı anlama gelmiyor. Bir yayını özellikle seçen kullanıcıların o kaynağa ilgisi, sıradan arama kullanıcılarına göre zaten daha güçlü olabilir. Bu kişiler, Preferred Sources etiketi olmasa da ilgili bağlantıya tıklamaya daha yatkın olabilir. Bu nedenle Google’ın verisi bir ilişki gösteriyor; her yayıncı için garanti edilmiş bir trafik artışını kanıtlamıyor.
Üstelik yayıncıların özelliğin performansını kendi taraflarında ayrıntılı biçimde görmesini sağlayan sınırlı. Yapılan haberlerde, yayıncıların sitelerini kaç kişinin seçtiğini veya ilgili Search alanlarından ne kadar trafik geldiğini gösteren eksiksiz bir panele sahip olmadığı belirtiliyor.
Preferred Sources, temelde bir sadakat mekanizması. Okurun önce bir yayınla karşılaşması, ardından o kaynağı beğenip tercih etmesi gerekiyor. Bu durum özelliği güçlü markalar ve tekrar tekrar gelen kitleler için değerli kılabilir; ancak henüz bir yayıncı seçmemiş kullanıcıların oluşturduğu geniş keşif trafiğinin yerini almasını zorlaştırıyor.
Daha büyük sorun ise yapay zekâ destekli Search özelliklerinin soruları doğrudan sonuç sayfasında yanıtlayabilmesi. Avrupa Parlamentosu’nun bir araştırma notuna göre mevcut kanıtlar, yapay zekâ tarafından oluşturulan özetler göründüğünde yayıncı sitelerine yapılan ziyaretlerin azaldığına işaret ediyor. Böyle bir ortamda, daha önce bir kaynağı seçmiş kullanıcıların tıklama olasılığını artıran bir araç, kalan yönlendirmelerin niteliğini iyileştirebilir; ancak geleneksel arama trafiğinin toplam hacmini yeniden oluşturmayabilir.
Google’ın kendi açıklaması da bu gerilimi açıkça ortaya koyuyor. Preferred Sources, okurların favori yayınlarını Top Stories, AI Overviews ve AI Mode içinde daha kolay bulmasını sağlıyor; ancak bu yapay zekâ arayüzleri, kullanıcı kaynağı ziyaret etmeden önce bilgiyi özetlemeye devam edebiliyor.
Google’ın yapay zekâ arama kontrolleri, kararı daha da zorlaştırıyor. Yayıncılar, normal Search sonuçlarında ve Discover akışında görünmeye devam ederken AI Overviews ve AI Mode’da yer almaktan veya içeriklerinin bu özelliklerde kullanılmasından vazgeçebiliyor.
Bu seçenek iki yönlü bir tercih yaratıyor. Sistemde kalmak, yapay zekâ sonuçlarında kaynak olarak gösterilme ve Preferred Sources üzerinden görünürlük kazanma ihtimalini koruyor; ancak yayıncıyı kullanıcıların yanıtı okuyup kaynağa tıklamadığı sıfır tıklamalı deneyime de açık bırakıyor. Vazgeçmek ise AI Overviews ve AI Mode içindeki görünürlük ve trafikten feragat etmek anlamına geliyor; buna karşılık geleneksel Search görünürlüğü korunabiliyor.
Doğru karar; her yayıncının önceliklerine, kitlesinin davranışlarına ve tek bir Search tıklamasının ötesindeki dönüşümleri ölçme kapasitesine bağlı olacak. Mevcut kanıtlar, Preferred Sources’un kaybedilen yönlendirmelerin kanıtlanmış bir alternatifi olarak görülmesini desteklemiyor.
Google’ın üç güncellemesi, daha kişiselleştirilmiş bir içerik ekosistemine doğru ilerlediğini gösteriyor:
Bu özellikler, okurlar ile hâlihazırda güven veya bilinirlik kazanmış yayınlar arasındaki bağı güçlendirebilir. Ancak Search daha fazla soruyu kullanıcıyı web sitelerine göndermeden yanıtlamaya başladığında ortaya çıkan yapısal sorunu çözmüyor. Şimdilik en sağlam sonuç, tanıtım diliyle değil ölçülü bir değerlendirmeyle ifade edilebilir: Google yayıncılara elde tutma ve görünürlük için yeni araçlar sunuyor, fakat bu araçların ne ölçüde trafik geri kazandıracağı henüz kanıtlanmış değil.
Google, özelliğin önümüzdeki günlerde kullanıma sunulacağını belirtiyor. Bu nedenle erişim, kullanıcının hesabına ve bölgesine göre kademeli dağıtım sürecinde değişebilir.
Bu yenilik, kişiselleştirmeyi yalnızca bir içeriği gizleme veya bir konuyu ilgi dışı bırakma gibi tepkilerden çıkarıp açık talimatlar aşamasına taşıyor. Kullanıcının tercihini öneri sisteminin tahmin etmesini beklemek yerine, istenen içerik doğrudan doğal dille tarif edilebilecek.
Google’ın bir diğer yeniliği, yayıncıların kendi sayfalarına yerleştirebileceği etkileşimli Preferred Sources düğmesi. Okur bu düğmeye bastığında yayın, Google’daki tercih edilen kaynaklar listesine ekleniyor ve kullanıcı okumakta olduğu sayfaya geri döndürülüyor.
Google Search Central dokümantasyonu, etkileşimli düğme için JavaScript tabanlı kurulumu öneriyor. Bu yöntemi kullanamayan yayıncılar ise okuru Google’ın kaynak tercihleri arayüzüne yönlendiren bir deeplink kullanabiliyor.
Seçilen bir kaynak, ilgili kullanıcı için Top Stories, AI Overviews ve AI Mode dahil olmak üzere Google’ın farklı hizmetlerinde daha görünür hale getirilebiliyor. Bu nedenle özellik, klasik bir takip düğmesinden daha fazlasını ifade ediyor: Okurun yayıncı sitesinde yaptığı seçim, Google’ın kişiselleştirilmiş ve yapay zekâ destekli arama alanlarındaki gelecekteki görünürlüğe bağlanıyor.
Android’deki Google News, günlük sesli özetlerin konuya göre düzenlenmesini kolaylaştırıyor. Kullanıcılar daha geniş kategorilerin yanı sıra daha spesifik alt konuları da seçebilecek. Google, özetlerde kaynakların açıkça belirtileceğini ve haberlerin dayandığı tam makalelere bağlantı verileceğini söylüyor. Böylece dinleyici, ilgisini çeken içeriğin asıl kaynağına ulaşabilecek.
Google News hâlihazırda kullanıcıların konu, konum ve kaynakları takip etmesine, akışta hangi içeriklerin görüneceğini yönetmesine izin veriyor. Güncellenen sesli özetler, bu kişiselleştirmeyi dinleme formatına taşıyor. Özellik, haber akışında gezinmek yerine kısa bir gündem özeti dinlemek isteyenler için daha kullanışlı bir seçenek sunabilir.
Google, kullanıcıların şimdiye kadar 600 binden fazla benzersiz kaynak seçtiğini belirtiyor. Bu sayı, özelliğin önceki lansmanı civarında bildirilen 345 binden fazla kaynağın oldukça üzerinde.
Bu rakam önemli bir kullanım işareti olsa da dikkatli yorumlanmalı. Sayı; benzersiz kaynak seçimlerini gösteriyor, ancak kaç farklı kullanıcının bu işlemi yaptığını, kaç yayıncının düğmeyi sayfasına eklediğini, kaç ziyaretin tamamlandığını veya yayıncılara ne kadar ek trafik sağlandığını göstermiyor. Dolayısıyla Google’ın açıkladığı veri özelliğin kullanıldığını ortaya koyuyor; tek tek yayınların ne kadar trafik aldığı konusunda ise bilgi vermiyor.
Google, bir kullanıcının Preferred Sources olarak seçtiği kaynaklara ait bağlantıların, aynı yapay zekâ yanıtında yer alan diğer atıf bağlantılarına kıyasla yaklaşık iki kat daha fazla tıklandığını bildiriyor.
Bu sonuç yayıncılar için umut verici görünebilir; ancak bağımsız bir nedensellik araştırmasıyla aynı anlama gelmiyor. Bir yayını özellikle seçen kullanıcıların o kaynağa ilgisi, sıradan arama kullanıcılarına göre zaten daha güçlü olabilir. Bu kişiler, Preferred Sources etiketi olmasa da ilgili bağlantıya tıklamaya daha yatkın olabilir. Bu nedenle Google’ın verisi bir ilişki gösteriyor; her yayıncı için garanti edilmiş bir trafik artışını kanıtlamıyor.
Üstelik yayıncıların özelliğin performansını kendi taraflarında ayrıntılı biçimde görmesini sağlayan sınırlı. Yapılan haberlerde, yayıncıların sitelerini kaç kişinin seçtiğini veya ilgili Search alanlarından ne kadar trafik geldiğini gösteren eksiksiz bir panele sahip olmadığı belirtiliyor.
Preferred Sources, temelde bir sadakat mekanizması. Okurun önce bir yayınla karşılaşması, ardından o kaynağı beğenip tercih etmesi gerekiyor. Bu durum özelliği güçlü markalar ve tekrar tekrar gelen kitleler için değerli kılabilir; ancak henüz bir yayıncı seçmemiş kullanıcıların oluşturduğu geniş keşif trafiğinin yerini almasını zorlaştırıyor.
Daha büyük sorun ise yapay zekâ destekli Search özelliklerinin soruları doğrudan sonuç sayfasında yanıtlayabilmesi. Avrupa Parlamentosu’nun bir araştırma notuna göre mevcut kanıtlar, yapay zekâ tarafından oluşturulan özetler göründüğünde yayıncı sitelerine yapılan ziyaretlerin azaldığına işaret ediyor. Böyle bir ortamda, daha önce bir kaynağı seçmiş kullanıcıların tıklama olasılığını artıran bir araç, kalan yönlendirmelerin niteliğini iyileştirebilir; ancak geleneksel arama trafiğinin toplam hacmini yeniden oluşturmayabilir.
Google’ın kendi açıklaması da bu gerilimi açıkça ortaya koyuyor. Preferred Sources, okurların favori yayınlarını Top Stories, AI Overviews ve AI Mode içinde daha kolay bulmasını sağlıyor; ancak bu yapay zekâ arayüzleri, kullanıcı kaynağı ziyaret etmeden önce bilgiyi özetlemeye devam edebiliyor.
Google’ın yapay zekâ arama kontrolleri, kararı daha da zorlaştırıyor. Yayıncılar, normal Search sonuçlarında ve Discover akışında görünmeye devam ederken AI Overviews ve AI Mode’da yer almaktan veya içeriklerinin bu özelliklerde kullanılmasından vazgeçebiliyor.
Bu seçenek iki yönlü bir tercih yaratıyor. Sistemde kalmak, yapay zekâ sonuçlarında kaynak olarak gösterilme ve Preferred Sources üzerinden görünürlük kazanma ihtimalini koruyor; ancak yayıncıyı kullanıcıların yanıtı okuyup kaynağa tıklamadığı sıfır tıklamalı deneyime de açık bırakıyor. Vazgeçmek ise AI Overviews ve AI Mode içindeki görünürlük ve trafikten feragat etmek anlamına geliyor; buna karşılık geleneksel Search görünürlüğü korunabiliyor.
Doğru karar; her yayıncının önceliklerine, kitlesinin davranışlarına ve tek bir Search tıklamasının ötesindeki dönüşümleri ölçme kapasitesine bağlı olacak. Mevcut kanıtlar, Preferred Sources’un kaybedilen yönlendirmelerin kanıtlanmış bir alternatifi olarak görülmesini desteklemiyor.
Google’ın üç güncellemesi, daha kişiselleştirilmiş bir içerik ekosistemine doğru ilerlediğini gösteriyor:
Bu özellikler, okurlar ile hâlihazırda güven veya bilinirlik kazanmış yayınlar arasındaki bağı güçlendirebilir. Ancak Search daha fazla soruyu kullanıcıyı web sitelerine göndermeden yanıtlamaya başladığında ortaya çıkan yapısal sorunu çözmüyor. Şimdilik en sağlam sonuç, tanıtım diliyle değil ölçülü bir değerlendirmeyle ifade edilebilir: Google yayıncılara elde tutma ve görünürlük için yeni araçlar sunuyor, fakat bu araçların ne ölçüde trafik geri kazandıracağı henüz kanıtlanmış değil.