Körfez petrol akışları temmuz ayında kısmen toparlanmış ve bu durum daha sert bir arz şoku endişesini geçici olarak hafifletmişti. Ancak toparlanma, piyasayı savaş öncesi normal koşullara döndürmeye yetmedi. Reuters’a göre Körfez ülkelerinin ham petrol ve kondensat ihracatı temmuz ayında savaş öncesi seviyelerin yaklaşık yüzde 40 altında kaldı.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) da Körfez arzındaki toparlanmanın, haziran ortasındaki İran-ABD ateşkes anlaşmasının bozulmasının ardından tersine döndüğünü belirtti. Körfez üretimi temmuzda artsa da savaş öncesi seviyelerin oldukça altında kaldı. Bu nedenle yeni saldırılar veya geçiş kısıtlamaları sürerse piyasanın yeniden hızla sıkışma riski devam etti.
Kısacası, tanker trafiğinde kısa süreli bir artış tek başına güven verici değildi. Geçici bir açılma, gecikmiş bazı kargoların piyasaya ulaşmasını sağlayabilir; ancak yükleme, sigorta ve transit koşullarının kalıcı olarak normale döndüğünü göstermez.
Kısa vadeli riskin merkezinde Hürmüz Boğazı vardı. 18 Ağustos’ta İran, su yolunun kapalı kalacağını belirtirken ABD ateşkesi uzatmayacağını açıkladı. Brent petrolü varil başına 91,02 dolardan, Batı Teksas türü ham petrol (WTI) ise 84,94 dolardan kapandı; her iki kontrat da 24 Temmuz’dan bu yana en yüksek seviyelerini gördü.
Reuters, piyasadaki fiyatlamanın Hürmüz’den geçiş kısıtlamalarının kısa süreli bir şoktan ziyade aylar sürebilecek bir duruma dönüşebileceği ihtimaline kaydığını bildirdi. Bu beklenti, ham petrolün ilk panik priminin bir bölümünü kaybetmesine rağmen neden 90 dolar civarında tutunduğunu açıklıyor.
Fiziksel petrol piyasasında mesele yalnızca yer altında teorik olarak ne kadar petrol bulunduğu değildir. Önemli olan, bu petrolün yüklenebilmesi, sigortalanabilmesi, taşınabilmesi ve ihtiyaç duyan rafineriye ulaştırılabilmesidir. Bu aşamalardan herhangi birindeki aksama, yıllık üretim istatistiklerine tam olarak yansımadan önce kısa vadeli piyasayı sıkılaştırabilir.
Vortexa’nın değerlendirmesine en güçlü bağımsız destek IEA’nın arz ve denge tahminlerinden geldi. IEA, küresel arzın temmuzda 2,4 milyon varil/gün artarak 101,5 milyon varil/güne çıktığını, ancak bunun bir yıl önceki seviyenin hâlâ 6,3 milyon varil/gün altında bulunduğunu hesapladı. Kurum ayrıca 2026 arzında 4,3 milyon varil/günlük düşüş ve üçüncü çeyrekte 1,8 milyon varil/günlük piyasa açığı öngördü.
Bu veriler, Vortexa’nın ihracat ve stok göstergeleriyle birlikte değerlendirildiğinde, rafineri talebi ile piyasaya zamanında ulaşabilen arz arasındaki farkın mevcut stoklardan karşılandığına işaret ediyor. Stok çekişi sürerse rafineriler kısa vadeli kargolar için daha yoğun rekabet etmek zorunda kalabilir. Bu durum doğrudan fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabilir ve kısa vadeli vadeli işlem farklarını güçlendirebilir. Ancak fiyat tepkisinin boyutu, talebin seyrine ve arzın ne kadar hızlı toparlanacağına bağlıdır.
Vortexa’nın “düşük fiyatlama” görüşü belirli bir fiyat hedefinden çok, fiziksel arz-talep dengesine ilişkin koşullu bir değerlendirmeydi. Bu görüşü destekleyen başlıca unsurlar şunlardı:
Vadeli petrol fiyatları ilk aşamada diplomatik açıklamalara, kargoların başka rotalara yönlendirilebileceği beklentisine veya zayıflayan talep tahminlerine tepki verebilir. Fiziksel denge ise gerçek yüklemeleri, transit kapasitesini ve stok hareketlerini izler. Vortexa’nın uyarısı, bu iki sinyal arasında bir ayrışma olduğuydu: Fiziksel veriler, varil başına yaklaşık 90 dolarlık fiyatın ima ettiğinden daha sıkı bir piyasaya işaret ediyordu.
Bu tablo, fiyatların mutlaka keskin biçimde yükseleceği anlamına gelmiyor. Ateşkes, deniz taşımacılığının yeniden başlaması, alternatif tedarik rotalarının devreye girmesi, rafineri faaliyetlerinin yavaşlaması veya tüketimin zayıflaması sıkışmayı tersine çevirebilir. Uyarı, kesintilerin devam etmesi hâlinde ortaya çıkabilecek koşullara ilişkin bir risk değerlendirmesiydi.
Çin; ithalatını azaltarak, stoklarını kullanarak veya rafineri faaliyetlerini yavaşlatarak deniz yoluyla gelen arz kaybının etkisini hafifletebilir. Ülke stratejik ve ticari ham petrol stoklarının hacmini açıklamıyor. Ancak ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA), Çin’in stratejik stoklarının Aralık 2025’te yaklaşık 1,4 milyar varile ulaştığını tahmin etti.
Bu stok tamponu, arz şoklarının petrol fiyatlarına otomatik olarak bire bir yansımamasının nedenlerinden biri. Çin’in daha az petrol alması, diğer bölgelerdeki alıcıların kargolar için rekabetini azaltıyor. Stoklardan yapılan çekişler de ithalatın yerine geçici olarak kullanılabiliyor.
Öte yandan, stok verilerinin şeffaf olmaması dışarıdaki analistlerin bu rezervin ne kadarının kısa sürede kullanılabileceğini ve ne hızla tüketildiğini kesin biçimde hesaplamasını zorlaştırıyor. Bu nedenle mevcut kaynaklar Çin’i potansiyel bir tampon olarak destekliyor; ancak soruda geçen 1,0-1,7 milyar varillik aralığı, İran’ın ihracatının tam olarak 294 bin varil/güne indiği iddiasını veya bildirilen her Karadeniz ve Körfez olayını bağımsız biçimde doğrulamıyor.
Vortexa’nın uyarısı dört göstergenin birleşimine dayanıyordu: büyük tedarikçilerde olağanüstü düşük ihracat, ham petrol stoklarında hızlı düşüş, Hürmüz Boğazı’nda aksayan transit ve arz açığına işaret eden bağımsız IEA tahminleri. Bu kombinasyon, herhangi bir tanker sayısından veya tek bir jeopolitik açıklamadan daha önemli.
En güçlü sonuç, ham petrol fiyatlarının belirli bir oranda kesinlikle yükseleceği değil. 18 Ağustos itibarıyla fiziksel piyasanın, fiyatların kabul ettiğinden daha hızlı sıkılaşıyor gibi görünmesiydi. Çin’in ithalatı azaltma ve stok kullanma kapasitesi ile yüksek fiyatların talebi düşürmesi yukarı yönlü hareketi sınırlayabilir. Ancak Hürmüz kısıtlamaları ve ihracat kayıpları sürerse, kısa vadede erişilebilen petrol kargolarının daralan havuzu fiyatlar üzerinde yeni bir yukarı yönlü baskı yaratabilir.