Yapay zekâ rallisi, yeni hizmetlerin arkasındaki donanım ve altyapıya yönelik talebin uzun süre güçlü kalacağı beklentisi üzerine kuruluydu. Gelişmiş işlemci ve yüksek bant genişlikli bellek üreten şirketler bu rallinin en belirgin kazananları arasında yer aldı.
Ancak yatırımcıların sorduğu soru artık daha zorlu: Yapay zekâdan elde edilebilecek gelir, bu altyapıyı kurup işletmek için gereken sermayeyi yeterince hızlı karşılayacak mı?
Harcamalar gelirlere kıyasla daha hızlı büyürse, yapay zekâ talebi güçlü kalmaya devam etse bile beklenen getiriler düşebilir. Hisseler sert bir yükseliş yaşadıktan sonra bu belirsizlik, kâr realizasyonlarını ve daha geniş kapsamlı bir değerleme düzeltmesini tetikleyebilir.
Bu nedenle düşüş tek bir şirkette sınırlı kalmadı; farklı çip kategorilerine yayıldı. Bellek çipi tedarikçisi Micron, ABD’de en sert kayıplar yaşayan şirketlerden biri oldu. Nvidia ve Broadcom da yatırımcıların yapay zekâ altyapısı yatırımlarına bağlı şirketlerdeki pozisyonlarını azaltmasıyla geriledi.
Satışlar, başlıca ABD endekslerini yakın zamanda gördükleri zirvelerden uzaklaştırdı:
Düşüşe çip şirketleri öncülük etti. Micron yüzde 7, Nvidia yüzde 2,3 ve Broadcom yüzde 3,2 geriledi. Philadelphia Borsası Yarı İletken Endeksi ise yüzde 5’ten fazla değer kaybetti.
Teknoloji şirketlerinde yoğunlaşan Nasdaq’ın daha sert düşmesi, piyasanın yüksek teknoloji değerlemelerine ne kadar duyarlı olduğunu gösterdi. Yüksek büyüme şirketlerine daha az ağırlık veren Dow Jones’un kaybı ise daha sınırlı kaldı.
Yükselen ABD Hazine tahvili getirileri yapay zekâ hisseleri üzerinde iki kanaldan baskı kuruyor.
İlk olarak, yatırımcıların gelecekteki kârları bugünkü değerine indirgerken kullandığı oran yükseliyor. Devlet tahvilleri gibi görece güvenli varlıklar daha yüksek getiri sunduğunda, yıllar sonra elde edilmesi beklenen nakit akışlarının bugünkü değeri azalıyor. Bu durum, değerlemesi uzak gelecekteki güçlü büyüme beklentilerine dayanan şirketleri özellikle savunmasız bırakıyor.
İkinci olarak, borçlanma maliyetleri artıyor. Yapay zekâ altyapısı yüksek başlangıç yatırımları gerektiriyor. Veri merkezi kuran veya işlem kapasitesini artıran şirketlerin borca ve sermaye piyasalarına düzenli erişime ihtiyacı olabilir. Finansmanın pahalanması, bu projelerin beklenen getirisini düşürebilir ve yatırımcıların gelecekteki büyüme için yüksek prim ödemeye isteğini azaltabilir.
Yüksek faizlerin etkisi tüketicilere ve ekonominin geneline de yansıyor. Tahvil getirilerindeki yükseliş, ABD’de uzun vadeli ortalama mortgage faizini yılın en yüksek seviyelerine yaklaştırarak borçlanma maliyetlerinin ekonomik faaliyeti sınırlayabileceği endişesini güçlendirdi.
Faiz endişeleri jeopolitik gelişmelerle daha da yoğunlaştı. İran’daki çatışmanın hızlı biçimde sona ereceğine yönelik beklentilerin zayıflaması petrol fiyatlarını yukarı taşıdı. Daha pahalı petrol, enflasyon beklentilerini artırabilir; bu da faizlerin daha uzun süre yüksek kalmasına ve finansman maliyetlerinin daha da yükselmesine yol açabilir.
Bu tablo, yüksek değerlemeli teknoloji hisseleri için zorlu bir ortam yaratıyor. Yatırımcılar bir yandan gelecekteki kârlar için daha yüksek bir getiri eşiği ararken diğer yandan bu kârları yaratması beklenen altyapının ne kadara mal olacağından emin olamıyor.
Riskten kaçış dalgası küresel yarı iletken tedarik zinciri boyunca ilerleyerek Asya teknoloji piyasalarını da sert biçimde etkiledi. Güney Kore’nin Kospi endeksi yüzde 5,2 düştü. Samsung Electronics yüzde 6,9, SK Hynix ise yüzde 7,9 geriledi. Japonya’da Nikkei 225 yüzde 2,6, Hong Kong’da Hang Seng yüzde 0,4, Şanghay’da ise Composite endeksi yüzde 1,5 değer kaybetti.
Güney Kore özellikle kırılgandı; çünkü ülke piyasası yapay zekâ kaynaklı talep beklentilerinden büyük ölçüde yararlanan bellek çipi şirketlerine yüksek oranda maruz kalıyor. Yatırımcılar bu talebin ne kadar kalıcı olduğunu ve yapay zekâ altyapısı harcamalarının getirisini sorguladığında, bellek üreticileri satışların doğal hedeflerinden biri haline geldi.
Yaşanan düşüş, tek başına yapay zekâ talebinin çöktüğünü veya uzun vadeli yapay zekâ yatırım döngüsünün sona erdiğini kanıtlamıyor. Kaynaklardaki değerlendirmeler, yapay zekâ teknolojisinin ya da talebin kesin biçimde başarısız olmasından çok değerlemelerin, harcamaların ve finansman risklerinin yeniden ele alındığına işaret ediyor.
Piyasanın kısa vadeli mesajı daha net: Yatırımcılar, yapay zekâ harcamalarının kalıcı ve kârlı gelirlere dönüşeceğine dair daha güçlü kanıt görmek istiyor. Bu güven yeniden oluşana kadar yapay zekâ altyapısı patlamasına bağlı şirketler; Hazine tahvili getirilerine, petrol fiyatlarına, sermaye harcaması planlarına ve sektör hisselerinin daha önce çok hızlı yükselip yükselmediğine karşı olağanüstü hassas kalabilir.
Yapay zekâ rallisi, yeni hizmetlerin arkasındaki donanım ve altyapıya yönelik talebin uzun süre güçlü kalacağı beklentisi üzerine kuruluydu. Gelişmiş işlemci ve yüksek bant genişlikli bellek üreten şirketler bu rallinin en belirgin kazananları arasında yer aldı.
Ancak yatırımcıların sorduğu soru artık daha zorlu: Yapay zekâdan elde edilebilecek gelir, bu altyapıyı kurup işletmek için gereken sermayeyi yeterince hızlı karşılayacak mı?
Harcamalar gelirlere kıyasla daha hızlı büyürse, yapay zekâ talebi güçlü kalmaya devam etse bile beklenen getiriler düşebilir. Hisseler sert bir yükseliş yaşadıktan sonra bu belirsizlik, kâr realizasyonlarını ve daha geniş kapsamlı bir değerleme düzeltmesini tetikleyebilir.
Bu nedenle düşüş tek bir şirkette sınırlı kalmadı; farklı çip kategorilerine yayıldı. Bellek çipi tedarikçisi Micron, ABD’de en sert kayıplar yaşayan şirketlerden biri oldu. Nvidia ve Broadcom da yatırımcıların yapay zekâ altyapısı yatırımlarına bağlı şirketlerdeki pozisyonlarını azaltmasıyla geriledi.
Satışlar, başlıca ABD endekslerini yakın zamanda gördükleri zirvelerden uzaklaştırdı:
Düşüşe çip şirketleri öncülük etti. Micron yüzde 7, Nvidia yüzde 2,3 ve Broadcom yüzde 3,2 geriledi. Philadelphia Borsası Yarı İletken Endeksi ise yüzde 5’ten fazla değer kaybetti.
Teknoloji şirketlerinde yoğunlaşan Nasdaq’ın daha sert düşmesi, piyasanın yüksek teknoloji değerlemelerine ne kadar duyarlı olduğunu gösterdi. Yüksek büyüme şirketlerine daha az ağırlık veren Dow Jones’un kaybı ise daha sınırlı kaldı.
Yükselen ABD Hazine tahvili getirileri yapay zekâ hisseleri üzerinde iki kanaldan baskı kuruyor.
İlk olarak, yatırımcıların gelecekteki kârları bugünkü değerine indirgerken kullandığı oran yükseliyor. Devlet tahvilleri gibi görece güvenli varlıklar daha yüksek getiri sunduğunda, yıllar sonra elde edilmesi beklenen nakit akışlarının bugünkü değeri azalıyor. Bu durum, değerlemesi uzak gelecekteki güçlü büyüme beklentilerine dayanan şirketleri özellikle savunmasız bırakıyor.
İkinci olarak, borçlanma maliyetleri artıyor. Yapay zekâ altyapısı yüksek başlangıç yatırımları gerektiriyor. Veri merkezi kuran veya işlem kapasitesini artıran şirketlerin borca ve sermaye piyasalarına düzenli erişime ihtiyacı olabilir. Finansmanın pahalanması, bu projelerin beklenen getirisini düşürebilir ve yatırımcıların gelecekteki büyüme için yüksek prim ödemeye isteğini azaltabilir.
Yüksek faizlerin etkisi tüketicilere ve ekonominin geneline de yansıyor. Tahvil getirilerindeki yükseliş, ABD’de uzun vadeli ortalama mortgage faizini yılın en yüksek seviyelerine yaklaştırarak borçlanma maliyetlerinin ekonomik faaliyeti sınırlayabileceği endişesini güçlendirdi.
Faiz endişeleri jeopolitik gelişmelerle daha da yoğunlaştı. İran’daki çatışmanın hızlı biçimde sona ereceğine yönelik beklentilerin zayıflaması petrol fiyatlarını yukarı taşıdı. Daha pahalı petrol, enflasyon beklentilerini artırabilir; bu da faizlerin daha uzun süre yüksek kalmasına ve finansman maliyetlerinin daha da yükselmesine yol açabilir.
Bu tablo, yüksek değerlemeli teknoloji hisseleri için zorlu bir ortam yaratıyor. Yatırımcılar bir yandan gelecekteki kârlar için daha yüksek bir getiri eşiği ararken diğer yandan bu kârları yaratması beklenen altyapının ne kadara mal olacağından emin olamıyor.
Riskten kaçış dalgası küresel yarı iletken tedarik zinciri boyunca ilerleyerek Asya teknoloji piyasalarını da sert biçimde etkiledi. Güney Kore’nin Kospi endeksi yüzde 5,2 düştü. Samsung Electronics yüzde 6,9, SK Hynix ise yüzde 7,9 geriledi. Japonya’da Nikkei 225 yüzde 2,6, Hong Kong’da Hang Seng yüzde 0,4, Şanghay’da ise Composite endeksi yüzde 1,5 değer kaybetti.
Güney Kore özellikle kırılgandı; çünkü ülke piyasası yapay zekâ kaynaklı talep beklentilerinden büyük ölçüde yararlanan bellek çipi şirketlerine yüksek oranda maruz kalıyor. Yatırımcılar bu talebin ne kadar kalıcı olduğunu ve yapay zekâ altyapısı harcamalarının getirisini sorguladığında, bellek üreticileri satışların doğal hedeflerinden biri haline geldi.
Yaşanan düşüş, tek başına yapay zekâ talebinin çöktüğünü veya uzun vadeli yapay zekâ yatırım döngüsünün sona erdiğini kanıtlamıyor. Kaynaklardaki değerlendirmeler, yapay zekâ teknolojisinin ya da talebin kesin biçimde başarısız olmasından çok değerlemelerin, harcamaların ve finansman risklerinin yeniden ele alındığına işaret ediyor.
Piyasanın kısa vadeli mesajı daha net: Yatırımcılar, yapay zekâ harcamalarının kalıcı ve kârlı gelirlere dönüşeceğine dair daha güçlü kanıt görmek istiyor. Bu güven yeniden oluşana kadar yapay zekâ altyapısı patlamasına bağlı şirketler; Hazine tahvili getirilerine, petrol fiyatlarına, sermaye harcaması planlarına ve sektör hisselerinin daha önce çok hızlı yükselip yükselmediğine karşı olağanüstü hassas kalabilir.