Bu açıklama, Almanya’nın İsrail’le ilişkilerindeki geleneksel hassasiyetine rağmen, Ben-Gvir’in sözlerini uluslararası hukuk açısından açıkça reddetmesi bakımından dikkat çekti. Ancak hükümetin kınaması, tek başına Almanya’nın Ben-Gvir’i AB yaptırım listesine alma kararını onayladığı anlamına gelmiyor.
Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Lars Klingbeil, Ben-Gvir’in sözlerinin Alman hükümeti tarafından hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini söyledi. Klingbeil, AB düzeyinde yaptırım seçeneğinin ciddi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Merz’in muhafazakâr CDU/CSU ittifakının dış politika sözcüsü Jürgen Hardt ise daha doğrudan bir çağrı yaptı ve AB’nin Ben-Gvir’e yaptırım uygulamasını istedi. Hardt, açıklamaları insanlıktan çıkarıcı olarak niteleyerek insan hakları ve insan onurunun korunması için yaptırım gerektiğini belirtti.
Hardt’ın çağrısı Almanya’daki siyasi tartışmanın hükümet açıklamasının ötesine geçtiğini gösterse de, CDU/CSU grup sözcüsünün açıklaması resmî bir AB yaptırım kararı değil. Yaptırım sürecinin ilerlemesi için Berlin’in bunu AB Konseyi’nde resmî biçimde desteklemesi ve diğer 26 üyenin de onay vermesi gerekiyor.
Son kriz, Ben-Gvir’in daha önceki açıklamalarının üzerine geldi. İsrailli bakan, Gazze’de İsrail yerleşimlerinin kurulmasını savunmuş ve Filistinlilerin büyük çapta bölgeden “göç etmesini” destekleyen ifadeler kullanmıştı. Bu söylem, uluslararası çevrelerde Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini teşvik ettiği yönünde yorumlandı.
Son açıklaması ise bu tartışmayı daha da ağırlaştırdı. Ben-Gvir, yalnızca acil tehdit oluşturan silahlı kişilerin değil, “yaşamaya layık olmadığını” düşündüğü kişilerin de hedef alınmasını savundu. Bu nedenle açıklamaları, askerî gereklilik sınırlarının ötesinde öldürmeyi teşvik ettiği gerekçesiyle uluslararası tepki çekti.
Birleşik Krallık, Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda ve Norveç, Haziran 2025’te Ben-Gvir ve İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’e yönelik ulusal yaptırım veya kısıtlayıcı tedbirler açıkladı. Beş ülke, iki bakanı Batı Şeria’daki Filistinlilere yönelik şiddeti tekrar tekrar teşvik etmekle suçladı.
Tedbirler ülkelerin kendi hukuk sistemlerine göre değişmekle birlikte seyahat veya ülkeye giriş kısıtlamaları ile mal varlıklarının dondurulmasını içerdi. Bu kararlar, AB’nin ortak yaptırım kararı alamadığı bir dönemde bazı ülkelerin ulusal düzeyde harekete geçtiğini gösterdi.
AB’nin dış politika ve güvenlik politikası kapsamındaki kısıtlayıcı tedbirlerde oybirliği gerekiyor. Başka bir deyişle, 27 üye ülkenin tamamı aynı yönde oy vermeli; tek bir ülkenin itirazı kararı engelleyebiliyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, haziran ayında birçok üyenin Ben-Gvir’e yaptırım önerdiğini ancak gerekli uzlaşmanın sağlanamadığını söylemişti.
Bu usul, Almanya’nın daha sert bir tutum benimsemesini önemli hâle getiriyor ancak tek başına yeterli değil. Berlin’in resmî desteği, yaptırım yanlısı ülkelerin elini güçlendirebilir; yine de karşı çıkan veya çekimser kalan bir üye kararın alınmasını engelleyebilir.
AB dışişleri bakanlarının 1-2 Eylül’de İrlanda’da yapması beklenen gayriresmî Gymnich toplantısı, Ben-Gvir’e yönelik yaptırım önerilerinin yeniden tartışılması için bir platform oluşturabilir. Bu toplantı otomatik olarak yaptırım kararı alınacağı anlamına gelmiyor; asıl işlevi, üye ülkelerin siyasi pozisyonlarını yeniden yoklamak olacak.
Sonucun belirlenmesinde iki unsur öne çıkacak: Almanya’nın sertleşen açıklamalarını resmî bir yaptırım desteğine dönüştürüp dönüştürmeyeceği ve kalan itirazların 27 ülkenin tamamını kapsayan bir uzlaşmayla aşılıp aşılamayacağı. Diplomatik değerlendirmeler, toplantılar öncesinde anlaşmaya varılmasının hâlâ zor olduğunu gösteriyor.