Dünya genelindeki tahvil satışları da iç baskıları büyütebiliyor. ABD gibi büyük ekonomilerin devlet tahvillerinde getiriler yükseldiğinde yatırımcılar JGB’leri elde tutmak için gerekli getiriyi yeniden hesaplıyor. Japonya’ya özgü maliye ve para politikası belirsizlikleri buna eklenince, yatırımcıların korunma işlemlerine, yönlü pozisyonlara veya Japon ve yabancı faizler arasındaki farklara dayalı işlemlere olan talebi artıyor.
JGB vadeli işlemlerinin ana merkezi hâlâ Japonya. Japonya’da 10 yıllık JGB vadeli işlemlerinde günlük işlem hacminin 4 trilyon yenin üzerinde olduğu bildirilirken, SGX’teki hacim yaklaşık 54 milyar yen düzeyinde kalıyor. Dolayısıyla SGX’teki büyüme, Japonya’daki temel likiditenin taşınmasından çok, uzmanlaşmış bir uluslararası piyasanın gelişmesine işaret ediyor.
Küresel makro ve göreli değer yatırımcıları açısından denizaşırı bir borsa, Japon faizlerine ilişkin görüşleri uygulamak ve pozisyonları ABD Hazine tahvilleri, yen ve diğer devlet tahvili piyasalarıyla birlikte yönetmek için kullanışlı olabilir. Vadeli işlemler, yatırımcıların dayanak tahvilleri doğrudan alıp satmadan tahvil fiyatlarındaki değişimlere karşı korunmasına veya bu değişimler üzerine pozisyon almasına olanak tanır.
Oynaklık yükseldiğinde bu avantaj daha da belirginleşiyor. Merkez bankası beklentileri, enflasyon verileri, maliye politikası açıklamaları veya küresel getiriler etrafında sert hareket eden piyasalarda hızlı ve standartlaştırılmış araçlara talep artıyor. Tek bir günde 9.000 kontrata ulaşılması da işlemlerin her seansa eşit biçimde yayılmadığını, büyük piyasa olayları çevresinde yoğunlaşabildiğini gösteriyor.
Kontratların tasarımı da bu hikâyenin önemli bir parçası. Japonya Borsalar Grubu’na göre nakit uzlaşmalı mini 10 yıllık JGB vadeli işlem kontratı, standart kontratın onda biri büyüklüğünde. Mini kontratın nominal değeri 10 milyon yen iken standart kontratın değeri 100 milyon yen. Daha küçük kontratlar, yatırımcıların korunma pozisyonlarını daha hassas biçimde ayarlamasına veya daha düşük nominal riskle kısa vadeli pozisyon almasına yardımcı olabilir.
SGX, uluslararası piyasa katılımcılarına yönelik JGB vadeli işlem ürünleri sunarken Japonya’daki borsa grubu da farklı vadelerde standart ve mini ürünler listeliyor. Ürün çeşitliliği önem taşıyor; çünkü mevcut oynaklık yalnızca gösterge niteliğindeki 10 yıllık tahvillerle sınırlı değil. Uzun vadeli tahviller de sert bir yeniden fiyatlama sürecinden geçiyor.
SGX, 10 ve 20 yıllık JGB vadeli işlemlerinde likiditeyi artırmayı ve ileride 30 yıllık bir kontrat eklemeyi planlıyor. Böyle bir kontrat, yatırımcılara mali borç arzı, enflasyon beklentileri ve uzun vadeli kurumsal yatırımcıların talebine daha duyarlı olan getiri eğrisinin en uzun bölümünde pozisyon alma imkânı sağlayabilir.
Bu plan, piyasa yapısına ilişkin daha geniş bir beklentiyi de yansıtıyor: Japonya’nın faiz piyasası önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde daha aktif kalırsa yatırımcılar yalnızca 10 yıllık gösterge kontrata değil, farklı vadelerde likit vadeli işlem araçlarına da ihtiyaç duyabilir.
Konunun önemi işlem hacimlerinin ötesine uzanıyor. Japonya’da yurtiçi getirilerin yükselmesi, bankalar, sigorta şirketleri ve emeklilik fonları için yerel tahvilleri daha cazip hâle getirebilir. Özellikle yabancı para riskini korumanın maliyeti hesaba katıldığında, bu kurumların yurtdışında getiri arama ihtiyacı azalabilir.
Bu durum, yüksek JGB getirilerinin Japon kurumlarını otomatik olarak ABD Hazine tahvillerini satmaya yönelteceği anlamına gelmiyor. Kararlar; getiri farklarına, kur riskinden korunma maliyetlerine, yükümlülüklerle vade uyumuna, kur beklentilerine ve çeşitlendirme hedeflerine de bağlı. Mevcut kanıtlar, yalnızca JGB getirilerindeki artışın yabancıların ABD Hazine tahvili varlıklarındaki bildirilen düşüşe neden olduğunu ortaya koymuyor.
Bununla birlikte Washington açısından koşula bağlı ama önemli bir risk söz konusu. Japon yatırımcılar yabancı devlet borçlarını finanse etmeye daha az istekli hâle gelirse, ABD hükümeti yurtdışından gelen talebin daralmasıyla karşılaşabilir ve diğer alıcıları çekmek için daha yüksek getiriler sunmak zorunda kalabilir. Bu, Japonya’daki sıfıra yakın faizlerin yatırımcıları uzun süre yurtdışında getiri aramaya ittiği dönemden yapısal bir kopuş anlamına gelebilir.
SGX’teki altı katlık artış, daha geniş bir dönüşümün pratik göstergesi. Japonya, küresel yatırımcılar için pasif bir düşük faizli fonlama piyasası olmaktan uzaklaşıp faiz, kur ve piyasalar arası riskin aktif kaynaklarından biri hâline geliyor.
SGX’in hacmi hâlâ Japonya’daki yerel piyasanın yanında küçük kalıyor. Ancak borsa; daha küçük kontratlara, uluslararası erişime ve oynaklıkla işlem yapmak için likit araçlara yönelik talebi yakalıyor. Japonya’daki enflasyon, maliye politikası ve BOJ kararları getiri eğrisini hareket ettirmeyi sürdürürse, JGB vadeli işlemleri ve bunların küresel tahvil piyasalarındaki yansımaları çok daha yakından izlenecek.