Bu riskler, inceleme ve uyum maliyetlerini artırıyor. Daha önemlisi, fonların alışılmış yatırım döngüsüne olan güvenini azaltıyor: sermayeyi yatırmak, şirketi büyütmek, yatırımı satmak ve emeklilik fonları, varlık fonları veya aile ofisleri gibi sınırlı ortaklara getiriyi geri dağıtmak.
Yeni anlaşmalardaki duraklama, mevcut Çin yatırımlarının satılmasında yaşanan uzun süreli sorunların ardından geldi. Bu 10 büyük fon, 2025’te anakara Çin’deki portföy şirketlerinden hiçbirinden kamuya açıklanmış tam çıkış gerçekleştirmedi. Böylece üst üste ikinci yıl sıfır çıkış kaydedildi.
Bu durum yalnızca tek tek yatırımları ilgilendirmiyor. Özel sermaye fonları, emeklilik fonları, varlık fonları, aile ofisleri ve diğer sınırlı ortaklara nakit dağıtabilmek için yatırımlarını realize etmek zorunda. Varlıklar uzun süre satılamadığında, yatırımcıların Çin odaklı yeni fonlara taahhütte bulunma veya Çin’e daha fazla kaynak ayırma isteği de zayıflıyor.
Daha önceki haberlerde, ağırlıklı olarak Çin’e yatırım yapan özel sermaye fonlarının ABD doları cinsinden kaynak toplamasının neredeyse durma noktasına geldiği aktarılmıştı. Böylece bir kısır döngü oluşuyor: Zayıf çıkışlar kaynak toplamayı güçleştiriyor, kaynak bulmakta zorlanan fonların yeni yatırım kapasitesi azalıyor ve daha az yeni anlaşma yerel yatırım kanallarının daralmasına yol açıyor.
Dealogic ve PitchBook tabanlı analizdeki sıfır rakamı, kamuya açıklanan işlemlerin sayısını gösteriyor; Çin’deki tüm işlemlerin veya bu fonların toplam Çin riskinin eksiksiz bir sayımı değil. Bu nedenle fonların özel işlemler yaptığı, azınlık yatırımlarına katıldığı, ikincil piyasa işlemleri gerçekleştirdiği ya da mevcut portföy şirketlerinde açıklanmayan değişiklikler yaptığı ihtimalini dışlamıyor.
Daha temkinli ve savunulabilir sonuç şu: Ocak-Temmuz 2026 arasında, etkili bir küresel fon grubunun anakara Çin’deki yeni hisse yatırımlarından hiçbiri kamuya açıklanmadı. Bu yine de önemli bir sinyal. Çünkü büyük küresel fonlar piyasada görünür aktörler ve uluslararası sınırlı ortakların bir ülkenin riskine karşılık sunduğu getiriyi nasıl değerlendirdiği konusunda gösterge işlevi görüyor.
Ancak bu bulgu Çin’deki özel sermaye sektörünün tamamını tanımlamıyor. Bain’in raporuna göre Büyük Çin’de işlem hacmi ve işlem değeri 2025’te üst üste ikinci yıl arttı; çıkış değeri de 2022’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Dolayısıyla yabancı satın alma fonlarının geri çekilmesi, her tür Çin sermayesinin aynı ölçüde çöktüğü anlamına gelmiyor. Yerel, yuan cinsinden kaynak kullanan ve büyüme yatırımlarına odaklanan yatırımcıların koşulları farklı.
Bölgesel kaynak toplama verileri, Çin’deki gelişmelerin neden Çin sınırlarını aştığını gösteriyor. Asya-Pasifik odaklı özel sermaye fonları, yuan cinsinden araçlar hariç, 2025’te 58 milyar dolar topladı. Bu rakam 12 yılın en düşük seviyesi ve bir önceki yıla göre yüzde 37’lik düşüş anlamına geliyor.
Bu, bölgedeki tüm piyasaların aynı ölçüde sorun yaşadığı anlamına gelmez. Ancak sınırlı ortakların yeni taahhütlerde bulunmadan önce nakit geri dönüşü, likidite ve tekrarlanabilir getiri konusunda daha net kanıt aradığını gösterir. Kuralları daha öngörülebilir, sermaye hareketleri daha kolay veya çıkış kanalları daha güçlü piyasalar, fonların ilgisini başka yöne çevirmesinden faydalanabilir.
Çin açısından mesele giderek yatırım yapılabilirlik sorusuna dönüşüyor: Yatırımcılar izin verilen fırsatları güvenilir biçimde belirleyebiliyor mu, gerekli onayları alabiliyor mu, sermayeyi hareket ettirebiliyor mu ve getiriyi sonunda realize edebiliyor mu? Varlıkların ucuzlaması cazip giriş noktaları yaratabilir; fakat bu durum tek başına düzenleyici veya jeopolitik riskleri çözmüyor.
Yabancı yatırımcıları rahatlatmayı amaçlayan politika önerileri güveni bir miktar artırabilir. Ancak kısıtlamalar, uygulamadaki belirsizlik, stratejik sektörlerdeki sınırlamalar, sermayenin geri gönderilmesine ilişkin endişeler ve zayıf çıkış likiditesi devam ettiği sürece yalnızca politika açıklamalarının büyük ölçekli yabancı satın alma faaliyetlerini yeniden başlatması zor görünüyor.
Financial Times analizinin kısa vadeli mesajı, küresel özel sermayenin Çin’i kalıcı olarak terk ettiği değil. Daha dar ve daha güçlü mesaj şu: Önde gelen küresel fonların önemli bir bölümü için Çin’deki alışılmış yatırım modeli çalışmıyor. Yatırımcılar girişten çıkışa uzanan güvenilir bir yol, sınırlı ortaklar da sermayelerinin geri döneceğine dair ikna edici bir kanıt görmedikçe, piyasa kâğıt üzerinde açık kalsa bile geleneksel sınır ötesi satın alma stratejileri açısından pratikte kapalı kalabilir.