Böylece klasik bir kapasite sıkışması oluştu:
Navlun şokuna savaş riski sigortası da eklendi. Haziran ateşkesinin ardından gemi değerinin yaklaşık yüzde 5’inden yüzde 2’sine gerileyen primler, koşulların normale döndüğü anlamına gelmiyordu.
Saldırıların yeniden başlamasıyla fiyat teklifleri tekrar sert biçimde dalgalandı. Bir haberde savaş riski primlerinin gemi gövde değerinin yaklaşık yüzde 3 ila yüzde 10’u arasında değiştiği aktarıldı. Buna göre 100 milyon dolar değerindeki bir tanker için prim 3 milyon ila 10 milyon dolar arasında olabilirdi. Diğer haberlerde de sigortacıların saldırı riski taşıyan su yollarından geçecek seferleri teminat altına almakta isteksiz davrandığı belirtildi.
Bu durum kiracılar açısından seferin toplam maliyetini öngörmeyi zorlaştırdı. Gemi sahipleri açısından ise Hürmüz yükünü kabul etmek için gereken navlun eşiği yükseldi: Ücretin yalnızca geminin zamanı ve işletme giderlerini değil, sigorta belirsizliğini ve olası kesintileri de karşılaması gerekiyordu. Bu da sefere açık gemi havuzunu daha da küçülttü.
Petrol arzı tarafındaki gelişmeler ise gemi kapasitesinin ters yönünde ilerledi. OPEC+ ülkeleri, ağustos ayından itibaren üretim hedefini günlük 188 bin varil artırma kararı aldı. Böylece nisan ayından bu yana toplam artış yaklaşık 800 bin varile ulaştı.
Körfez’deki üretim artışının tamamı otomatik olarak VLCC talebine dönüşmez. Sonuç; petrolün hangi ülkelere satıldığına, ne kadar uzağa taşındığına ve alternatif rotaların kullanılıp kullanılmadığına bağlıdır. Yine de ihraç edilebilir Orta Doğu petrolündeki artış, Hürmüz’den geçmeye istekli gemi sayısının azaldığı bir dönemde tanker kapasitesi üzerindeki potansiyel baskıyı artırdı.
Yeniden yönlendirilen ve fırsat kollayan petrol akışları da baskıyı görünür kıldı. Gemi takip verilerine göre ABD’nin Orta Doğu’dan petrol ithalatının ağustosta günlük yaklaşık 600 bin varile ulaşması bekleniyordu. Bu, savaşın başlamasından bu yana en yüksek seviyeydi; Hürmüz’ün kısa süreli açılması ve Suudi petrolünün Süveyş Kanalı üzerinden yeniden yönlendirilmesi bazı varilleri ABD limanlarına taşıdı.
Bir navlun göstergesi, çok sayıda alıcı ve satıcının düzenli işlem yaptığı derin bir piyasada daha anlamlıdır. Hürmüz piyasasında ise aynı anda birkaç sorun yaşandı:
Bu nedenle günlük 510 bin dolarlık değerlendirme gerçek bir kıtlık ve risk primini yansıtıyor; ancak normal koşullardaki, çok sayıda işlemin gerçekleştiği bir tanker piyasasının kusursuz ortalama fiyatı olarak görülmemeli. Sinokor işleminin gösterge üzerindeki bildirilen etkisi ve gönüllü gemi sahiplerinin azlığı, sınırlı sayıda işlemin neden orantısız bir etki yaratabildiğini gösteriyor.
Özetle mekanizma, basitçe “daha fazla petrol, daha yüksek navlun” değildi. Yenilenen güvenlik riski, pahalı ve belirsiz sigorta, sefere katılan gemi sayısındaki daralma ve artan Körfez petrolü arzının aynı anda devreye girmesi fiyatları sıçrattı. Hürmüz’de güvenli geçiş ve sigortalanabilirlik birlikte iyileşmedikçe, diplomatik açıklamalar boğazın yeniden açıldığı izlenimi verse bile VLCC kazançları yüksek kalabilir.
Böylece klasik bir kapasite sıkışması oluştu:
Navlun şokuna savaş riski sigortası da eklendi. Haziran ateşkesinin ardından gemi değerinin yaklaşık yüzde 5’inden yüzde 2’sine gerileyen primler, koşulların normale döndüğü anlamına gelmiyordu.
Saldırıların yeniden başlamasıyla fiyat teklifleri tekrar sert biçimde dalgalandı. Bir haberde savaş riski primlerinin gemi gövde değerinin yaklaşık yüzde 3 ila yüzde 10’u arasında değiştiği aktarıldı. Buna göre 100 milyon dolar değerindeki bir tanker için prim 3 milyon ila 10 milyon dolar arasında olabilirdi. Diğer haberlerde de sigortacıların saldırı riski taşıyan su yollarından geçecek seferleri teminat altına almakta isteksiz davrandığı belirtildi.
Bu durum kiracılar açısından seferin toplam maliyetini öngörmeyi zorlaştırdı. Gemi sahipleri açısından ise Hürmüz yükünü kabul etmek için gereken navlun eşiği yükseldi: Ücretin yalnızca geminin zamanı ve işletme giderlerini değil, sigorta belirsizliğini ve olası kesintileri de karşılaması gerekiyordu. Bu da sefere açık gemi havuzunu daha da küçülttü.
Petrol arzı tarafındaki gelişmeler ise gemi kapasitesinin ters yönünde ilerledi. OPEC+ ülkeleri, ağustos ayından itibaren üretim hedefini günlük 188 bin varil artırma kararı aldı. Böylece nisan ayından bu yana toplam artış yaklaşık 800 bin varile ulaştı.
Körfez’deki üretim artışının tamamı otomatik olarak VLCC talebine dönüşmez. Sonuç; petrolün hangi ülkelere satıldığına, ne kadar uzağa taşındığına ve alternatif rotaların kullanılıp kullanılmadığına bağlıdır. Yine de ihraç edilebilir Orta Doğu petrolündeki artış, Hürmüz’den geçmeye istekli gemi sayısının azaldığı bir dönemde tanker kapasitesi üzerindeki potansiyel baskıyı artırdı.
Yeniden yönlendirilen ve fırsat kollayan petrol akışları da baskıyı görünür kıldı. Gemi takip verilerine göre ABD’nin Orta Doğu’dan petrol ithalatının ağustosta günlük yaklaşık 600 bin varile ulaşması bekleniyordu. Bu, savaşın başlamasından bu yana en yüksek seviyeydi; Hürmüz’ün kısa süreli açılması ve Suudi petrolünün Süveyş Kanalı üzerinden yeniden yönlendirilmesi bazı varilleri ABD limanlarına taşıdı.
Bir navlun göstergesi, çok sayıda alıcı ve satıcının düzenli işlem yaptığı derin bir piyasada daha anlamlıdır. Hürmüz piyasasında ise aynı anda birkaç sorun yaşandı:
Bu nedenle günlük 510 bin dolarlık değerlendirme gerçek bir kıtlık ve risk primini yansıtıyor; ancak normal koşullardaki, çok sayıda işlemin gerçekleştiği bir tanker piyasasının kusursuz ortalama fiyatı olarak görülmemeli. Sinokor işleminin gösterge üzerindeki bildirilen etkisi ve gönüllü gemi sahiplerinin azlığı, sınırlı sayıda işlemin neden orantısız bir etki yaratabildiğini gösteriyor.
Özetle mekanizma, basitçe “daha fazla petrol, daha yüksek navlun” değildi. Yenilenen güvenlik riski, pahalı ve belirsiz sigorta, sefere katılan gemi sayısındaki daralma ve artan Körfez petrolü arzının aynı anda devreye girmesi fiyatları sıçrattı. Hürmüz’de güvenli geçiş ve sigortalanabilirlik birlikte iyileşmedikçe, diplomatik açıklamalar boğazın yeniden açıldığı izlenimi verse bile VLCC kazançları yüksek kalabilir.